Papa hazretleri zatıâlilerinize nasıl hitap edeceğimi bilemiyorum. Hazretpenahları mı desem, aziz mi desem, sadece hazret mi desem Diplomatik dile pek alışık değilim. Keskin bir dil de kullanamam. En iyisi ben büyüklerimizin diliyle size hitap etsem: ‘Kutsiyetpenahları Papa Fransuva’. Hah şimdi oturdu işte. En iyisi bu hitap. Devletlûlarımız böyle uygun bulmuşlarsa bilcümle halkımızın ve tebaamızın kabulüdür.

Zat-ı hazretleri hakkında iktidarımız, devlet büyüklerimiz ve medyamız aracılığıyla ülkemizde çok iyi bir yeriniz var. Diplomatik dile Kutsiyetpenahlarısınız. Pek sevgili medyamız sizin ne kadar mütevazi, ne kadar içli biri olduğunuzu fotoğraflarınızla bize göstere duruyorlar. Hayranlıkla izliyoruz. Bir Katolik Hıristiyan çocuğun ayaklarını nasıl öptüğünüzü, ya da yıkadığınızı da. Futbola pek düşkünsünüz, bundan ötürü de sevilmeyi fazlasıyla hak ediyorsunuz. Yok futbol insanlığın yeni diniymiş, yok hava peşinde koşturmaymış, yok tam bir uyuşturma imiş, bunları pek de umursamayız. Tabii katkılarınız içimizi biraz olsun rahatlatmıyor değil.

Ah arada bir de şu çıkışları yapmasanız. O zaman pek milliyetçi duygularımız kabarır, keyfimiz kaçar. Elbette pek unutkan bir varlığız, bunları zamanla unuturuz, bunu biliyorum. Ama şimdi ayranımız kabarık, samanlarımız alev almış, ortalık toz duman. Biz neler neler gördük. Hani bir ara İtalya’ya karşı öfkemiz patlamıştı de versage marka kravatlarımızı ayaklarımızın altına almış çiğnemiştik, hatta sandık dolusu kasalarla ithal ettiğimiz meyveleri, parasını da vermiş onları parçalayıp denizlere dökmüştük. Fatih Terim, Hakan Şükür, Okan Buruk ile Emre Belözoğlu’nu İtalya’ya ihraç ettik her şeyi unuttuk, başa döndük. Biliyorum ki bu da öyle olacak. Ama senin bir manevi ağırlığın var. Zaten bunu öncesi var. 1949 yılından beri Katolik topluluğunuza katılmak için çırpınaduruyor ama bir türlü bir sonuç alamadık. Gene sığınağımız makamlarınız oldu Kutsiyetpenahları! 29 Ekim 2004 tarihinde Papa X. Innocente hazretlerinin heykeli altında hem de 29 Ekim gibi kutlu bir günde sizlere bir ahdimiz ve bağlılığımız var. Erkânımızın vecd ile olan imza atışları gözlerimizin önünde. Ankara Reisimiz, Türkiye artık AB üyesidir diye şenliklerle yeri göğü inlettik. Ankara’mız tam bir şölen havası içindeydi. Zaten 29 Ekim de sizlere olan bağlılık tarihimizin kutlulanış günü değil mi Biz 1949 yılından beri kapılarınızda sürünsek de, bizi içeri almasanız da biz gene bağlıyız, kuşkunuz olmasın. Bu ahdimizin üzerinden 10 yıl geçmiş, olsun birkaç on yıl daha geçebilir. Biz gene biziz, bizden sakın kuşkunuz olmasın.

Sayın cumhurbaşkanımız daha ilk yıllarında başbakan iken bütün programlarını iptal etmiş, zatıâlilerinizi hava alanında, kırmızı halılar serilerek ta uçağın kapısında karşılamışlardı. Aslında tabii ki bu ilk değildi. Çünkü Papa hazretlerine pek sıcak yakınlık duya geliriz. Kimler duymaz ki. Ayağına kadar gidip el öpenlerimiz mi yok Onlarla diyalog kurup birlikte olanlar mı yok Kendilerini adeta Sevgili Efendimiz yerine koyarak mektuplarla onlara hidayet çağrısında bulunan pek aziz efendilerimiz mi dersiniz. Kendilerini şeyh bilip onlara safiyane ihtidada bulunanlar mı dersiniz. Onlar böyle yapınca pek sadık bendeleri vecd ile muhabbet ve bağlılıkları mı dersiniz.

Biz Müslüman milletiz. Safız. Söze önem veririz. Söz kavildir, itibar ederiz. İki yüzlülük bilmeyiz. Yüzümüze bir tebessümünüz bize her şeyi unutturur. Evet, şu sıralar kalbimiz kırık. Hem bunun zamanı mı ki, kalkıp Ermeni diasporası üzerine hüküm beyan edersiniz. Ardından da tabiileriniz hemen AB Parlamentosu’nda bunu geçiriverdiler. Sizin bir öksürmeniz yeter biliriz. Hep bir ağızdan gürül gürül öksürür ve köpürürler. Kutsiyetpenahları, biz sizi bir daha davet edelim gerekli ihtiramları gösterelim. Sonra siz Ortodoks kilisesi ile buluşup görüşün. Bunu yapmıştınız bir kez daha yapın. Rum bendelerinizin gönlünü aldınız. Şimdi sıra Ermeni dindaşlarınızda. Hıristiyanlık tek çatı altında neden toplanmasın, bizler sizlere hizmette asla kusur etmeyiz. Bizim size tutku ile bağlılığımız var. AB gibi bir hülyamız. Ama arada bizim can damarlarımıza basmayınız ne olur. Kutsiyetpenahları, kapımız ve gönlümüz size her zaman için açıktır. Arada höykürmelerimizi görmezlikten geliniz lütfen!