İçişleri Bakanı bütçe görüşmeleri esnasında Gezi olayları başladı, PKK nın çekilmesi durdu. dedi. Bu açıklamaya şaşırdığımı ifade etmek zorundayım.

Neden mi Kısaca süreci hatırlayalım. Gezi Olayları ne zaman başladı Mayıs 2013 te.  Peki, yaklaşık 2 yıl sonra 28 Şubat 2015 tarihinde ne oldu Dolmabahçe Mutabakatı imzalandı.

Mayıs 2013 ten, Şubat 2015 e kadar, PKK yaklaşık 150 ye yakın eylem gerçekleştirmiş. Bunların içinde helikopter taranmasından tutun da, emniyet müdür yardımcısının şehit edilmesine, karakol baskınından, özerklik ilanına, Kobani eylemlerinde insanların katledilmesinden, adam kaçırmaya, bayrak indirmeye kadar birçok farklı eylemler mevcut. Şimdi şaşkınlığımın gerekçesini ifade edeyim. PKK nın hiçbir zaman hedeflenen çekilmeyi gerçekleştirmediği malum. Hatta çekilmenin ötesinde, 3-4 aydır Cizre de, Sur da, İdil de, Şırnak ta yaşadıklarımız şehirlerin silah deposu haline getirildiğini, ortaya koyuyor. Hem Gezi sonrası çekilme durdu diyeceksiniz, hem onlarca eylem gözünüzün önünde gerçekleşecek ama siz süreç zarar görmesin diyerek sessiz kalacaksınız, hem de Dolmabahçe de masaya oturup, 10 maddelik mutabakat metninin altına imza koyacaksınız.

Ne varmış bu 10 maddelik mutabakat metninde diyebilirsiniz.

Sadece 2.maddeyi bile ifade etmek yeterli olur sanırım.

Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması

Ne demek bu; AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı na göre, yerelde Demokratik Özerklik adı altında özyönetim modellerinin geliştirilmesi.

Nasıl olur Olmaz böyle bir şey diye düşünebilirsiniz. İşte zaten sıkıntı burada. Özyönetim taleplerinin iyi niyetli olmadığı konusunda şüphe yok. Ancak bugün yaşadığımız sıkıntıların temelinde, iktidar kanadının yaptığı bu ve benzeri yanlışların olduğu açık değil mi

Diğer taraftan 12 Nisan 2014 tarihinde Al Jazeera ye konuşan Gülten Kışanak, Diyarbakır da çıkarılan petrolden pay istiyoruz, yereldeki tüm enerji kaynaklarından, yeraltı, yerüstü zenginliklerinden, ekonomik varlıklardan, yerelin pay alması lazım  şeklinde konuşmuştu. Bu ifadeler o dönemde çokça tartışıldı. İktidar çevreleri bile, bu açıklamalara yoğun tepki gösterdi. Oysa bu tepki gösterenler, kendi iktidarları döneminde çıkarılan  İkiz Yasalar ın içeriğine baksalar, Gülten Kışanak ın sözlerinden neyi kastettiğini anlarlardı.

Nedir bu yasalar İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme Peki bu sözleşme ne zaman yasalaştı 4867 ve 4868 sayılı bu yasalar,  4 Haziran 2003 te AK Parti, CHP ve dönemin bağımsız milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. Tam da bu noktada özellikle İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Sözleşme olan 4867 sayılı yasanın ilk 2 maddesine bakalım.

Madde:1  Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerini serbestçe sürdürebilirler.

Bu ifadeler aynen Dolmabahçe de olduğu gibi Demokratik Özerklik yani Özyönetim dir.

Madde: 2  Bütün halklar uluslararası hukuka ve karşılıklı menfaat ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği yükümlülüklerine zarar vermemek koşuluyla, doğal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir. Bir halk sahip olduğu maddi kaynaklardan hiç bir koşulda yoksun bırakılamaz.

Bu da, Gülten Kışanak ın petrolden pay isterken bu talebini dayandırdığı yasal zemini oluşturan maddedir.

Diyarbakır la İstanbul un, Hakkâri yle Edirne nin kardeşliğinin bir kere daha tescil edildiği Çanakkale Zaferi nin 101.yılını idrak ederken, bütün bu açıklamalara, yaşananlara, yaşatılanlara şaşırmakta, üzülmekte haksız mıyım, siz karar verin