Ulema, O’nun mirasçıları olarak, O’nun ahlâkıyla ahlâklananlardır.” Çağırdıkları, bildirdikleri, söyledikleri tüm hâl ve davranışlarına/işlerine yansır. Bildikleriyle amel etmeyen, ahlâklanmayanlar “kitap yüklü merkebe (eşeğe)” benzetilmiştir (Cuma/5).

Ne yazık ki, günümüzde “Rabbanî” âlimlere, şeyhlere rastlamak oldukça zor... Kötü örnekler, sömürücüler daha çok, piyasada. İslam’ı doğru olarak bilmeyenler de bunlara bakarak “Müslümanlık bu ise?!” diyorlar; dinden soğuyor, uzaklaşabiliyorlar.

Kur’an’da örnek insanlar (elçiler) yanında “örnek gençler”in kıssası da var (Kehf/9, 22). Zamanın hükümdarının zulmü karşısında tevhidi haykıran, tağutun rububiyetini reddeden sığındıkları mağarada üç yüz yıl uyutulan mücahit gençler... Umulur ki günümüzde ülkemizdeki “Anadolu Gençlik” bu yolda, gayrettedir.

Örnek toplum/ümmet tanımı ve tavsiyeleri var. “Hayra çağıran, iyilikleri emreden, kötülükleri de nehyeden topluluk...” Kurtulacak olanlardan... (Al-i İmran/104).

Ümmet-i Muhammed’i Rabbimiz, tüm insanlara şahit (örnek) olmamız için vasat (adil, mutedil, örnek) bir ümmet kılmıştır. Peygamberi (S.A.V.) de bizim üzerimizde şahit (örnek) kılmıştır (Bakara/143). Böylece her türlü ifrat ve tefritten korunmuş, ekleme ve çıkartmadan, bölünmekten (bid’at), öteki ideolojilerle sentezlenmekten, onlara benzemekten korunarak özgünlüğü sağlanmıştır.

Son Peygamber (S.A.V.) nasıl bize hayatın her alanında örnek olduysa, bizim de O’nun ümmeti olarak tüm insanlara O’nun örnekliğinde örnek olmamız tavsiye edilmektedir. Bugünkü “hali pür melâlimiz” ise, ne yazık ki, bu ideal örneklikten, temsilden uzak, hatta zıt görüntüdedir.

“Vasat ümmet” olmayı hak edebilsek, tüm insanlara sözle tebliğe ihtiyaç da kalmayabilir. Günümüzde söz çok, amel ve ahlâk ise çok nadirdir. Tebliğin en etkini fiili olanıdır.

Allah Teala “Kitabı (Kur’an’ı), kullarından seçtiklerine (ümmete veya âlimlerine) miras bırakmıştır...” (Fâtır/32).

“Muhammed ümmeti en hayırlı ümmet kılınmıştır. İyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah’a (sahih, hakkıyla) inanırsınız...” (Al-i İmran/110).

Örnek şehirden (memleketten) bahsedilir. “Şükür/itaat ettikleri için huzur, güvenlik ve refah içinde yaşıyorken, sonradan nankörlükleri sebebiyle korkular ve geçim sıkıntılarının” kuşattığı şehir sakinlerinden... (Nahl/112).

Günümüzde bir “örnek şehir” proje, deneme ve girişiminde gözüken Ordu eski milletvekillerinden Sayın Hasan Öz kardeşimize de tebrik ve başarı dileklerimizi sunuyoruz.

İmam-ı Gazali Hazretleri, “Allah-u Teala; elçilerini iyilikleri emretmek, kötülükleri nehyetmek göreviyle göndermiştir. İlahi hükümler de insanların ‘din, hayat, akıl, nesil ve mal temel haklarının korunması’ içindir” diyor.

Tüm peygamberler; zamanlarının zalim hükümdarlarına/ tağutlara karşı şirk ve zulmün kaldırılıp, tevhidin/adaletin ikamesi mücahedesi yapmışlardır.

Hz. İbrahim (A.S.) Nemrut’la, Hz. Musa (A.S.) Firavun’la, Hz. Muhammed (S.A.V.) de zamanının firavunu Ebu Cehil ile mücadele etmiştir. Ebu Cehil Mekke’de “şirk”, “cahiliye”, “zulüm” düzeninin temsilcisiydi...

İktidardakilerin (ululemir/ulema ve ümera), “İyilikleri emretmek, kötülükleri yasaklamak” (Hac/41), “Dini ikame etmek, tefrikayı önlemek...” (Şura/13), “Adaleti sağlamak...” (Nahl/90), “Allah’ın hükümleriyle hükmetmek...” (Maide/48, 50) görev ve sorumlulukları var.

Mademki, “biz kendimizi değiştirmedikçe, Rabbimiz bizi değiştirmiyor...” (Rad/11) o halde haydi kendimizi değiştirmeye, zulümden adalete, günahlardan sevaplara... Batıl yollardan “sırat-ı müstakim”e, vesselam.