İktidar hep yaptığı yollardan, köprülerden, tünellerden övünüp durdu. Bir ülkenin kalkınmasında bunların olması şarttır. Buna itiraz ettiğimiz yok. İtirazımız garantili yap-işlet-devret modeliyle hazineyi zarara uğratmaya. Yaklaşık 15 yıldır iktidarda tek parti var. Buna rağmen sanayimiz giderek montaj sanayisine dönmektedir. Tarım ve hayvancılık ise, bitme noktasına gelmiştir. Eğer yeterince tarım alanında üretim yapamazsanız, sanayinizde o oranda gelişemez. Tarlayı sürecek traktör, buğdayı öğütecek fabrika lazımdır. Tarım ile sanayi birlikte hareket ederse ülkede bir katma değer oluşur.  Hayvancılıkla tarımı ayrı düşünülemez. Bu iki alan birbirini tamamlar. Bir tarafta yaşanan aksaklık ya da eksiklik diğer tarafı olumsuz etkiler, hatta bazen domino etkisi meydana getirir. Eskiden hükümetlerde 5 yıllık kalkınma planları hazırlarlardır. Şimdi bakanların kalkınma planları var. Sonuç olarak bakanlar değiştikçe planlar değişir, ortaya bir başarı çıkmıyor.

Hayvancılıkta ve tarımda ithalatçı olmamızın sebebi yanlış tarım politikalarından başka bir şey değildir. Yanlış siyasi politikaları fakir halkın hiç et yememesine sebep olmaktadır. Hükümetin varlık sebebi halkının refahını arttırmak ve müreffeh bir hayat sürmesine sağlamak değil midir? Bu politikalarla bunu sağlamak ne kadar gerçekçi olabilir. 

NEREDEN, NE İTHAL EDİYORUZ?

ARMUT: Şili, Arjantin, Çin, Güney Afrika. ARPA: Ukrayna, Fransa, Rusya, Almanya

AYÇİÇEĞİ: Moldova, Bulgaristan, Romanya. ANTEP FISTIĞI: İtalya, Almanya, Mısır, İran BUĞDAY: Rusya, Kazakistan, ABD, Meksika. ÇAY: Sri Lanka, Kenya, Endonezya, Çin, İran. DOMATES: Rusya, KKTC, Romanya, Ukrayna. ELMA: Şili, İtalya, Fransa, Bosna-Hersek, ABD.  ENGİNAR: Mısır, KKTC, Irak. KURU FASULYE: Çin, Mısır, Arjantin, Peru. SALATALIK: Rusya, Belarus, Gürcistan, KABAK: Ukrayna, Rusya, Çin, G. Afrika. PATATES: Hollanda, Almanya, Fransa, KKTC. KURU SOĞAN: Hollanda, İran, Rusya. YULAF: Ukrayna, Macaristan, Fransa, İspanya. NAR: Rusya, Peru, Şili, İtalya, Kolombiya NOHUT: Meksika, Hindistan, Arjantin.

AKP hükümetinden önce 2002’de yıllık 2,5 milyar dolar tarım ürünü ithalatı yapan Türkiye, 2014’te 14,2 milyar dolar, 2015 ve 2016’da sırasıyla 14,5 ve 14,3 milyar dolarlık ithalat yaptı. Rakamlar bize köylümüzün nasıl eridiğini ve büyük şehre göç etme nedenini çok rahat açıklamaktadır. O’nun bir bildiği vardı, ithalatta patlama yaptık. Başka bir bildiği daha vardı. Varlık fonunu kurduk. Kurar kurmaz acayıp işler yapmaya başladık. Konut sertifikası ile sukuk (finansal sertifikanın Arapça adıdır ve faizsiz bono olarak tanımlanmaktadır.) ortaklığına gidiyoruz. Geçmiş birikimlerimiz, KİT’lerimiz satıldı. Şimdi gelecek satılıyor konut sertifikasıyla. Son zamanlarda ülkemizde adeta dünyada tek başına yap-işlet-devret projeleri yapıyor. Bu projelere çok yüksek oranda da devlet hazine garantisi veriyor.

Örneklersek 2,5 milyar dolara köprü yapıyorsunuz, devlet 12,5 milyar dolar garanti veriyor. Siz köprünün fiyatını kimse geçmiyor diye 90 liradan 60 liraya indiriyorsunuz ama devlet 160 liralık fiyattan sayıyor ve üstünü kasadan ödüyor. Mesela şehir hastaneleri var. Kurulanlara 30 milyar dolar kira hazineden garanti edilmiş. Vatandaşın dışında herkes kazanıyor. Umut varız bir gün biz de kazanacağız.