"Soykırımı inkârı suç sayan yasa tasarası"nın Fransız Meclisi tarafından kabul edilmesini hukukun özüyle bağdaştırmak, fili iğne deliğinden geçirmeye çalışmaktan daha imkansızdır. Bir bakıma, ceza hukukunda tanımlanan "işlenemez suç" kavramıyla ilişkilendirilebilirse de, işlenemez suçta, failin zihninde veya kastında suç bir kavram olarak yer alır. Ancak gerçekte ortada tanımlanmış bir suç yoktur, fail yaptığı hareketin suç olduğu zehabı, bir başka ifadeyle yanılsaması içindedir. Hukuk, bundan dolayı faili bu yanılsamasından ayıktırıyor.
Fransa Meclisinin garabeti bu noktada ortaya çıkıyor. İşlenmesi mümkün olmayan bir suça hareket, yani maddî unsur ekliyor, daha doğrusu ekleme yaparsa suçun tekemmül edeceğini kararlaştırıyor. Öncelikle Fransız ve diğer Avrup devletleri parlamentolarının soykırım konusunda karar alıp yasa çıkartabilmeleri için "soykırım suçu"nun maddî ve manevî unsuru açık-seçik tekemmül ettirilmiş olması gerekir. Yani ortada bir soykırım suçu kararının olmasına ihtiyaç vardır.Bunun nasıl tekemmül ettirileceği BMyasasında belirlenmiştir. Herhangi bir merci, mahkeme ya da kurulun "soykırım" adı altında alacağı bir karar soykırım suçunu oluşturamaz. Ermenistan Meclisi nin veya diasporanın kararı bir istekten, haydi diyelim bir iddiadan öteye anlam taşımaz.Kaldı ki, bir nizada, dava konusu olabilecek iddiada, en fazla taraf konumunu işgal edebilecek kişi veya kuruluşun kendisini yargılama mercii addederek karar vermesi hangi hukukun tecviz edeceği bir husustur
İşte Fransız Meclisi olmayan bir suçun inkarını suç saymak gibi bir garabette bulunuyor ki, bu tutum başlı başına bir hakkın ihlalidir. Açıkçası Fransız Meclisi ve diğer Avrupa devletleri parlamentoları evrensel hukuk nezdinde bu kararlarıyla suç işlemişler, işlemektedirler.
Şimdi durum bu merkezdeyken, Türkiye ye, hükümete dışişlerine ve yetkili kurumlara bir bakalım. Türkiye, kamuoyuyla, eksik-fazla medya ve sivil toplum örgütleriyle, bu haksızlığa karşı tepkide bulunuyor. Bundan daha doğal ne olabilir
Fakat hükümet ve dışişleri, mutat sinik (cynic) tavrını burada da sergiliyor. Chirac, başbakanı telefonla aramış da, üzgün olduğunu söylemiş. Başbakan da "kendinize bakın" demiş, filan! Veyl, bunu haber olarak verene.
Kusura bakılmasın ama bu devletin, bu türden işleri takip etmekle görevli dışişleri bakanlığı ne oluyor Dışişleri Bakanı nın sözüne bakın: "Fransa Türkiye yi kaybeder!" Başka Rahmetli Zeki Müren in askerliğinde bomba atarken "kahrol düşman" demesi gibi.
Ve bir haber. İsveç in Ticaret Bakanı bayan Maria Borelius 90 lı yıllarda sigortasız dadı çalıştırdığı için bakanlıktan istifa etmek durumunda kalmış.Bu haberden ne anlıyorsunuz