İnsanoğlunun garip huyları ve kişilikleri var. İnsan tipleri, karakterleri, yapıları vs. Her insan ayrı bir ben taşır, her biri apayrı bir dünyadır.
İnsan tekleri olduğu gibi, teklerin oluşturduğu topluluklar da apayrı bir kişilik arz ediyorlar. Bunlar; kabileler, köy ve kasaba halkı olarak da tanımlanabilir.
Bir kültür dairesi içinde olan milletler ise toplu bir karakter arzederler. Ben olarak farklıdırlar, aynı ruhu ve atmosferi taşıdıklarından birbirine yakın, birbirini anlayan ve birbirine tahammül eden büyük topluluklar. Dostoyevski Rus insan tipi üzerinde önemle durur. Biz Türk veya Müslüman insan tipleri üzerinde duruyor muyuz Var mıdır böyle tiplerimiz Önemli bir soru.
Tipler bir milletin ana karakterini ortaya koyar. Bizim kültürümüz ve düşüncemiz, düşünce hayatımız şiir üzerine kurulu olduğundan, hayatın da kristalize olması gerektiği duygusu insana baskın olmuştur. Toplumun hemen bütün katmanlarında, düzey olarak şiir olsun ya da olmasın şiir gibi olmaya bakar. Öz, lirik, duyarlı, hisli ve duygulu. Bunlardan doğan farklı bir yapı oluyor. Deyişler, maniler, meseller, hikâyeler, masallar, atışmalar, koşmalar... Bunlar halkın kendi arasında kurduğu bir dil bağıdır. Bir de daha üst perdeden, daha incelmiş ve kristalize olmuş olan bir kesim var. Sanat erbabı. Buna zenaatçıları da dahil edebiliriz. Yedi İklim dergisinin Ocak sayısında yer alan, Kaşıkçı Ali Rıza Efendi nin şiirleri üzerine önemli bir çalışma var. Mesleği kaşıkçılık olan bir zâtın özgün kişiliği orada beliriyor. Milletimiz bu ruhu yitirdiğinden, toplumun her katmanındaki insanların en özgün eserleri ortaya koyma yetisi de yitmiş oluyor.
Yeni zaman kesitinde bir milletin karakterini ortaya koyacak olan ruh, yitmeye ve çözülmeye başladığından, bu milleti tanımlayacak olan yeni bir bakış gerekmektedir. Bizde, edebiyat sosyolojisi açısından insanlara henüz bakılmadı. Günümüz insanı kendisini özgünleştiren ruhtan uzaklaştı ve bambaşka bir insan tipi oluşmaya başladı. Buna melez tipler de diyebiliriz.
Öte yandan bizim insanımızın romanı yazılamadı. İnsan tipleri yeterince sergilenemedi. Özellikle bu zamanda, değişen, çözülen, popüler kültürün etkisinde bir karakter arzetmeyen insan yığınlarıyla yüzleşiyoruz. Ufak hesapların küçük oyunlarına takılan küçük ve zavallı insanlar.. şöhret, para, makam uğruna savruluşlar... Belki de bu tipleri iyi tahlil edip yeni bir roman yazılabilir. Roman açısından büyük bir potansiyel var. Ne yazık ki okumayan ve edebiyatla ilgisi olmayanlar roman adıyla bir şeyler yazıyorlar. Bunlar da çözümlenmeye değer. Eğer millet olarak yeni bir ruh ortaya koyamayacaksak, onun yerine, Batı ruhlu popüler kültürün tuhaf tipleriyle yaşamak zorunda kalacağız. Bu tiplerden ne olur, onu düşünmek insana ağır geliyor.
Bugün için Dostoyevski nin tipleri geliyor gözlerimin önüne. Tipler, ne kadar çok var aramızda. Budala daki Budala Prens tipi var mı bizde Bu tiplerin portreleri çizilmediğinden insanlar aynada kendilerini pek göremiyorlar. Ama aslında bu tiplerden onlarcası var.
Sıradan eserlerin, sıradan ve zorlama tipleri hayatta insana karşılık vermiyor. Böyle olunca da, oluşan tipler kendi atmosferini oluşturmuyor. Gazeteci tipler, düşüncelerinden ve kişiliklerinden vazgeçerek başkaları adına başkaları için başkalarına laf yetiştirenler ve hayatlarını kendi olmaktan çıkaranlar. Hangi kapıya bağlanıyorlarsa o kapıya göre renk alanlar. Bunlar da birer tiptir. Medyadaki tipler başlıbaşına roman için birer malzemedir. Örneğin siz Fransız Masonluğundan yola çıkarak onların Tanrı anlayışlarını, düşüncelerini yazarsınız, biri hemen konuyu çarpıtarak, bir başka bakış açısıyla olaya bakar ve sizi çürütmeye ya da kendince küçük düşürmeye çalışır. Başkalarının kusurlarını, bakış açılarını sizinkiymiş gibi yorumlayabilir. Bunlar da tiptir. Bu tiplerin bir bakışı vardır, ama bu bakış kendilerine ait değildir. Başkalarının kusurlarını görmek için tetiktedirler. Kendileri düşünce üretemediklerinden ya da eser ortaya koyamadıklarından başkalarını malzeme yaparak geçinirler.
Evet asıl roman şimdi yazılabilir ve tam da zamanıdır.