Mehmet Ali Ağcanın tahliyesi ile başlayan tartışmaların ağırlık noktasını erken tahliye edilmiş olduğu iddiası oluşturuyor. Medya ağırlıklı olarak işin bu boyutu üzerinde duruyor. Bir kesim ise neredeyse Ağcayı milli kahraman ilan ediyor. Tüm bu tartışmaların normal işleyen bir sistemde hiç gündeme gelmemesi gerekir diye düşünüyorum. Bana göre Ağcanın erken tahliye edilmiş olup olmaması çok önemli de değil. Önemli olan Ağcayı kimler ve hangi mekanizma bu konuma getirdi Onu İpekçiyi vurmaya kim ya da kimler yönlendirdi Kartal Askeri Cezaevinden kimler kaçırdı ve yurt dışına çıkardı Papaya suikasta kadar uzanan yolda ona kimler destek verdi sorularının cevap bulmasıdır.
Bu sorular şimdiye kadar cevapsız kaldığı gibi bundan sonra da durumun değişmeyeceğini biliyorum ve esas bu bilinmezliğin tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
Devlet içinde devlet oluşturmanın demokraside yerinin olmadığını herkes kabul etmesine karşılık yıllarca böyle bir gücü oluşturan sistem ve mekanizmanın tartışılmasında yarar vardır. Ne var ki, kimse işin özüne inmiyor, inmek istemiyor. Belki de işin özüne inmek işlerine gelmiyor. Onlar devlet içinde devlet yapılanmasından çıkar umuyor olabilecekleri gibi, belki bir gün bu devlet içinde devlet yoluyla devletin yeniden hizaya getirilmesine (!) ihtiyaç duyacaklarını düşünüyorlar.
Demek istediğim o ki, artık şu sistemin ele alınması ve yenden dizayn edilerek demokratik prosedüre uygun hale getirmenin yollarının araştırılmaıs gerekiyor.
Bir başka ifade ile sivrisineklerle uğraşmak yerine bataklığın kurutulması gerektiğini hatırlamak ve bu yönde çabalara hız vermek gerekiyor.
Adı Bahçelievler katliamı ve Doğan Öz cinayetiyle anılan, 6 kez idama mahkum edilip son anda beraat eden İbrahim Çiftçinin şu değerlendirmesine dikkat çekmek istiyorum:
"Şimdi Ağca 3 yıl erken, 5 yıl geç çıkmıştan ziyade Ağcaları oluşturmayacak yapıyı nasıl kuracağımıza kafa yoralım.
Beni de, Ağcayı da bu sistem yarattı."
Sanıyorum işin püf noktası da burada yatıyor. Çünkü, Ağca erken tahliye edilmişse yeniden tutuklanır, kalan cezasını da çeker. Kaldı ki, Ağca 25 yıl gibi kısa sayılmayacak bir süre cezaevinde yatmıştır. Bu bakımdan şu noktada tartışılması gereken husus gelecekte yeni Ağcaların ortaya çıkışının nasıl engelleneceği, bunun için sistemde ne gibi değişikliklerin yapılması gerektiğidir. Bunun yapılması yararlı olacaktır. Geçmişte bazı sivillerin kanun dışı uygulamalarda kullanılması ve bunun devlet-millet adına yapılmış olmasının sıkıntıları yaşandı. Bugün de bu sıkıntılar yaşanıyor. Bu sebeple 1980 öncesinde binlerce insan hayatını kaybetti. Bir silahla sabah sağcı, öğleden sonra da bir solcunun öldürüldüğü balistik incelemeler sonucu tesbit edildi. İşte sistemdeki bu problemin üzerinde durursak yeni cinayetleri engellemiş ve kanun dışı eylemlerde yer almış kişilerin bazı çevreler tarafından kahraman ilan edilmesini engellemiş oluruz. Bu değerlendirme yapılmaz, olay sadece Ağcanın erken mi tahliye edildiği noktasında düğümlenir kalırsa unutulmasın ki yeni Ağcalarla karşılaşmak sürpriz olmaz.