"Öyle şey olur mu Böyle bir soru da nereden çıktı " dediğinizi duyar gibiyim. Elbette biz de hasta olanların öldürülmesini savunuyor değiliz. Önemli olanın insanlar ve hayvanlar hastalanmadan gerekli önlemlerin alınması, yani hastalığın ortaya çıkmasının engellenmesidir. Bu tedbirler alındığı halde yine insanlar ve hayvanlar hastalanabilir. O zaman yapılacak ise hastalığı tedavi etmek, bunun için çaba sarfetmektir.

Ancak yaklaşık bir aydan beri bu ülkede kanatlı hayvanlara karşı bir kampanya başlatıldı, yakalanan öldürülüyor. Canlı canlı çukurlara atılıyor ve ateşe veriliyor. Sebep ise kanatlı hayvanlarda görüldüğü belirtilen kuş gribinin insanlar arasında yaygınlaşmaması, bir felaket boyutuna ulaşmaması. Buna bir itrazımız yok. Ancak, Merzifondan arayan Ahmet Şahin isimli okuyucum, "İnsanlar hasta olunca öldürüyor muyuz Tedavi etmek için çalışmıyor muyuz Bu hayvan katliamı karşısında neden tüm toplum kesimleri sessiz kalıyor Bu hayvanları tedavi etmek ya da hastalığın aralarında yaygınlaşmasını önlemeye çalışmıyoruz da öldürüyoruz" diye soruyor.

Okuyucumun soruları ve tesbitleri devam ediyor.

Öncelikli olarak başörtülüleri okutmamayı birinci gaye edinen üniversite mensuplarına yönelik bir eleştirisi gündeme geliyor.. "Bir takım çağdaşlık gibi kavramların arkasına gizlenerek başörtülüleri okutmuyorsunuz ama görülüyor ki ciddi ilimsel araştırma ve çalışmaların da içinde değilsiniz. Siz ne yapıyorsunuz Niçin şimdiye kadar böyle bir hastalığın aşısını üretmediniz Niçin hala Dünya Sağlık Örgütünün verileri dışında bir laf edemiyorsunuz " şeklinde bir hatırlatmada bulunuyor.

Okuyucumun bu hatırlatmasına itiraz etmek mümkün mü İlim yuvası, araştırma, inceleme ve buluşların yapıldığı ortamlar olması gereken üniversiteleri kendi ideolojilerinin karargahı haline getirenlere bu kuş gribi salgını karşısında şimdiye kadar hiçbir şey yapmamış olduklarını hatırlatmak gerekmez miydi

Okuyucumun bir başka itirazı ise, hayvanların toplu imhaları ve bu imha sırasında sergilenen vahşet sahneleri karşısında hayvan hakları savunucularının(!)  hiç seslerinin çıkmayışına. Okuyucum, "Bu hayvan hakları savunucularının maksadı hakkı savunmak değil, şov yapmak olsa gerek. Yoksa niçin hiç sesleri çıkmaz "

Aslında ülkemizde her olay bir çelişkiler yumağı olarak karşımıza çıkıyor. Son bir iki ayın olaylarını şöyle bir hatırlamaya çalıştığımızda sadece kuş gribinde değil, tüm olaylarda çelişkilerin içiçe girdiğini, olayın gerçeğini toplumun anlamasına imkan verilmediğini görürüz. Sanki toplumdan korkuluyor. İsteniyor ki, toplum olayların içinde ve yönlendirici durumunda olmasın, bu ülkede birşeyler yapmak durumunda olanların laftan başka birşey üretmediklerini görmesin isteniyor. Kısacası, topluma verilen görev sürülük.

Peki böyle bir anlayışın hakim olduğu bir ülkede demokratik uygulamlardan söz edilebilir mi Halkını sürü gibi gören, halkına güvenmeyen aydınların(!) elinde kalmış bir ülke nasıl demokratik bir yapıya kavuşacak

Bu kuş gribi denen hastalık dün ortaya birden bire çıkmadı. Yıllar önce ülkemizde değil ama çeşitli ülkelerde çıktı. Buna rağmen bu alanda çalışan ilim adamlarımız hiçbir çalışma yapmadılar da şimdi Kuş Gribine karşı Rusyanın geliştirdiği aşının peşine mi düştük Gerçi hangi alanda ciddi bir araştırma ve buluş yaptık ki...

Yazımı son bir soru ile noktalamak istiyorum:

Gerçekten böyle bir hastalık var mı Yoksa sanal bir hastalık gerçek gibi mi takdim ediliyor