Ergenekon kararlarıyla alakalı her kesimden insanların
tepkileri sürerken, darbecilerin mahvettiği hayatlar nedense gündeme
gelmemektedir. Bizler ne yaparsak yapalım, nasıl yaklaşırsak yaklaşalım
bunların kinleri nefretleri hiç bitmeyecek. Bu nefretleri, Ergenekon dan
yargılananların suçlu olabileceği düşüncesini perdelemektedir. Toplanan
delillerin sahte olduklarını, geçmişin intikamının alındığını düşünmektedirler.
Gözleri kör, kulakları sağır olduklarından dolayı, YAŞ kararlarıyla mahvedilen
birçok aileyi görmemektedirler. 28 Şubat 1997 yılında uygulanmaya başlanan
darbenin mağdurlarından bazıları sırf inancından dolayı askerlikle ilişkileri
kesilen personeldi. Bazılarının hanımı başörtülü olduğu için, bazıları ise
namaz kıldığı için Türk Silahlı Kuvvetleri nden atıldılar. Atılanların
birçoğunun hayatı karardı. Kimisinin yuvası dağıldı, kimisi ise intihara
teşebbüs etti, bazıları kurtarılamadı, bazıları psikolojik tedavi gördü.
Konunun daha iyi anlaşılması içi birkaç YAŞ mağdurunun dramını paylaşmak
istiyorum.
Topçu Yüzbaşı Güray Balatekin, 1988 yılında Topçu Teğmen
olarak Kara Harp Okulundan mezun oldu. Bir yıllık Topçu ve Füze okulunda Topçu
sınıf bilgisi üzerine eğitim yaptıktan sonra 1989-1999 tarihleri arasında
Türkiye nin çeşitli bölgelerinde ve çeşitli birliklerinde Takım ve Bölük
komutanlığı görevlerinde bulundu. Yüzbaşı rütbesine erişti. Yüksek Askeri
Şûra nın 26.11.1999 tarihli toplantısında Disiplinsizlik gerekçesiyle ordudan
ilişiğinin kesilmesine karar verildi. Yüzbaşı Balatekin in suçu; Bu milletin
dinine, kültürüne, tarihine; özünde, sözünde bağlı olmak Bu bağlılık birileri
için siyasi ve ideolojik olarak, irticai görüşleri benimsemek olarak
algılanmaktaydı.
Yüzbaşı Güray Balatekin, ordudan ihraç edildikten sonra
neler yaşadı İçişleri Bakanlığı nın 28.03.1997 tarihli ve
EGM.0.65.02.03.070674 sayılı Yüksek Askeri Şûra kararı ile ordudan ihraç edilen
kişilerin kamu kurumlarında çalıştırılamayacaklarına ilişkin genelgesi ile yüz
yüze geldi ve bir kamu kurumunda iş bulamadı. Böylece ancak yüz kızartıcı
suçlular hakkında tatbik edilen kamu hizmetinden mahrumiyet gibi bir ceza ile
karşı karşıya kaldı. Emeklilik müddetini doldurmadığından emeklilik hakları
kesintiye uğradı. Tabancası elinden alındı. Her türlü kimlik ve sağlık cüzdanları
alındığından, ailece emekli sandığı hizmetlerinden yararlanamaz durumuna düştü.
Yüzbaşı Balatekin in eşi, Mide Kanseri ve karaciğere yayılma teşhisi ile
tedavi altında bulunurken ilişiği kesildiğinden ve derhal tüm sağlık
hizmetlerinden yararlanmasına imkân tanıyan her türlü kimlik ve sağlık
cüzdanları alındığından, tedavi gördüğü GATA nın tedavi imkânlarından mahrum
kaldı. Başka bir sağlık sigortasından da yararlanamadığından, tedavisine devam
edebilmesi için büyük maddi imkânları gerekiyordu. Oysa maaşsız, işsiz ve evsiz
olarak üç küçük çocuk ve bir ağır hasta ile aile ortada kaldı. Yüzbaşı, ölüm
döşeğindeki eşinden ordudan atıldığını bir müddet gizledi, bilahare açıklamak
durumunda kaldı. Ordudan ayrılmasından kısa bir süre sonra eşini kaybetti. Halen
üç küçük çocuğu ile yaşam mücadelesi vermektedir.(Ordu ile İslam nasıl ters
düştü Furkan Demirtaş S.209)
İnançlı subayların bir bir fişlenerek ordudan atıldığı 28
Şubat sürecinde Eşin başörtülü. Üstelik namaz da kılıyorsun denerek TSK dan
ihraç edilen istiklal gazisi torunu Jandarma Binbaşı İbrahim Töre, yaşadığı
travmayı hâlâ unutamıyor. Komutanı Korgeneral Mehmet Çavdaroğlu nun, evine
kadar gelerek başörtülü eşine, Başını açarsan İbrahim için her şey farklı
olur dediğini gözleri dolarak anlatan Töre, Oysaki biz sadece vatanını seven
Anadolu çocuğuyduk ifadesini kullandı. Kayserili subay eşi Avukat Gülten
Erol un hayatına ilk darbe 1996 da vurulmuş. Eşi Mustafa Erol, çağrılıp
hanımının başörtüsü konusunda uyarılmış. Bir buçuk yıl süren baskılara
dayanamayan Gülten Hanım, çocuklarıyla İstanbul a yerleşmek zorunda kalmış.
Ayrı yaşadığı eşinin rahat bırakılması için de göstermelik boşanma davası
açmış. Ancak, ordudan ihracı engelleyememiş. Gülten Erol, o günleri yazmak için
günlük tutmak istediğini ancak vazgeçtiğini belirtiyor. Sebebini ise şöyle
anlatıyor: Saklayacak yerim yoktu ki. Telefonlarımız dinleniyordu. Acaba
kapıyı kırıp içeri girerler mi Diye elbiselerimle uyuduğum çok
olmuştur(http://www.dunyabulteni.net/ aType=haber&ArticleID=206655)
Buna benzer birçok hayat hikâyesine rastlayabilirsiniz.
28 Şubat döneminde haksız şekilde meslekten ihraç edilen yüzlerce öğretmen var.
İkna odalarında psikolojileri bozulan kızlarımızı unutmadık! CHP ve MHP bu
durumu bilmez midir ki, Ergenekon a sahip çıkmaktadırlar. Yıllardır sokaklarda
CHP ile kavga eden MHP; nasıl oldu da CHP ile Ergenekon kardeşliği yapmaya
kalktı Nerdesin İnsaf, Ses ver! Ses ver ki; vicdansızlar insafa gelsin. Ses
ver k,İslam düşmanları insafa gelsin!