ABD ve Batılı yöneticilerin sözlerine bakılırsa,

Suriye nin vurulup işgal edilmesi an meselesi. İslâm dünyası; Afganistan, Irak,

Libya, Mali gibi ülkelerde benzeri işgal olaylarını tekrar tekrar yaşadı. Şurası

apaçık görüldü ki; bir yere ABD ve Batı nın ayak basması o ülkenin felâketi

oluyor. Allah Rasülü (s.a.v) Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz

buyurur. Müslümanlar olarak Suriye işgalini de mi tribünlerden izleyeceğiz; bu

konuda üzerimize düşeni yapmayacak mıyız Müslümanlar, Hükümet ten oğlu veya

kızları için iş talebinde sarf ettikleri mesai kadarını, meselâ Hükümet in

üslerimizi işgalcilere kullandırmaması ; çözümü, Müslümanlarla birlikte

olmakta araması gibi şeylere harcamış olsalardı, Suriye nin vurulmasını

önleyebilirlerdi, diye düşünüyorum.

Obama, Suriye operasyonu ile ilgili kongreden karar

çıkarırken; Fransa işgalin gününü belirledi bile. ABD Dış İşleri Bakanı John

Kerry, İngiltere nin Suriye ye sattığı ispat edilen kimyasal silâhları kullandığı

gerekçesine sığınarak bunun cezasız kalmayacağı sözüyle Suriye yi işgal etme

kararlılığını ortaya koydu. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen,

Suriye den gelebilecek tehdidi bahane ederek Türkiye, NATO ile birlikte savaşa

girmek zorunda açıklamasını yaptı. Bu zat, Türkiye nin bağımsız bir ülke

olduğunu kabul etmiyor mu yoksa İsrail ise, ortalığı karıştırarak amaçlarına

ulaşmak peşinde.

Evet, emperyalizm Suriye yi yutmaya kararlı. Peki, ya

Müslümanların tutumu Suriye; Türkiye, Mısır, Arap dünyası, gerçekte tüm

Müslümanlar demektir. Emperyalistler, Müslüman ülkeleri sıraya koymuş tek tek

yutmanın peşinde. Bunlar görülüp dururken yine olayın seyircisi olarak mı

kalacağız

Yanlış Politika Uygulandı

Hükümet, başta duygusal; sonra da emperyalist güçlerin

amaçlarına uygun olarak yanlış politikalar izledi. Başta, dost ve kardeş ülke

diyerek Esed ailesi ile yakınlaşıp birlikte piknik yapma anlayışını dış

politika sandı. Bu görüntüler güzeldi ama dış politikanın başka uzantılarının

da olması, bu kadar duygusallığı kaldıramazdı. Hükümet in kısa sürede

emperyalistler lehine politikalara dönmesinin sebebini, Saadet Partisi Genel

Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak a ait şu söz çok güzel anlatıyor: Başbakan,

Suriye konusunda yanıltıldı.

Sayın Başbakan, her fırsatta dünyada büyük itibar

kazandığını pompalamasına rağmen, Suriye konusunda siyâsî ve diplomatik

çözümler arama yoluna gitmedi. Hatta Esed ailesiyle dost olma kredisini hiç

kullanmadı.

Ali Bulaç, 30. 8. 2013 günkü Zaman daki köşesinde,

Hükümet in bu yanlış ve tutarsız politikasını şöyle eleştirdi: Suriye

değişiyordu. Türkiye, Suriye için yol haritasıydı. Sivil muhalefet militarize

edilmeseydi, Esed ve yönetimi yanlış da olsa olumlu yönde değişecekti, ama

krallar bundan korktu. Suriye nin arkasında apaçık Rusya ve Çin var. Amerika,

Suriye için Rusya ile savaşı göze alamaz.

Bu değerlendirme isabetlidir. Çünkü ben de gerek okumak

için Suriye ye giden öğrenciler, gerekse, Suriye ye giden dostlardan benzeri

bilgileri alıyordum. Beşşar Esed babasından farklıydı, hatta önemli konularda

Ramazan el-Buti nin görüşlerinden faydalanıyordu. Hükümet, resmin tamamını

görerek buna uygun politikalar üretemedi.

Suriye ile ilgili en duyarlı çalışmayı Saadet Partisi

yaptı. Bizzat Esed le görüşerek kardeş kanının dökülmemesi için teklifler

sundu. Çünkü; böl, parçala, yut anlayışı emperyalizmin değişmez plânıydı.

Dikkat ediyor musunuz İsrail, ABD ve Batı ülkeleri İslâm

ülkeleriyle hiç kendileri karşı karşıya geliyorlar mı O ülkelerde buldukları

maşa ve işbirlikçilerle plânlarını yürütüyorlar. İslâm ülkelerindeki kavga ve

iç çatışmalar tamamen emperyalizmin plân ve tuzaklarından ibarettir.

Siyasi Çözüm Ve Yaptırımlar Gerekli

Sorumluluk mevkiindeki iktidar; BM, NATO, ABD gibi

güçleri Suriye de göreve davet ediyor. Sessiz kaldıkça onlara yükleniyor,

demediğini bırakmıyor; hatta onlara karşı, Suriye konusunda bir adım

atmamaları tarihe kara bir leke olarak kazınmıştır gibi tehdit dolu sözler

kullanıyor. Bu ifadelerin hepsi doğru. Ancak, söz den ibaret. İcraat gerekli.

Sayın Başbakan, sen muhalefet lideri değilsin ki!.. Eğer, siyâsî ve diplomatik

çözümler aranmaz, bazı yaptırımlar uygulanmazsa; bu parlak, mutantan, hamasî

nutuklar dış politikada örneğini çok gördüğümüz içi boş bir RTE klâsiği olarak

kalacak, Suriye yamyamlara yem edilecektir.

Sayın Başbakan söylediklerinde samimi ise kendisine bazı

tavsiyelerimiz olacaktır:

1.Mademki uluslararası güç ve kuruluşlar Suriye konusunda

bir adım atmıyor; öyleyse onları caydıracak adımları sen atmalısın.

2.Bugünkü olaylarda etkili olan John Kerry, Rasmussen

gibi yöneticilerin Türkiye ve İslâm dünyasına karşı düşmanlıkları dillerinden

dökülmüştür. Onların oyununa gelmemelisin.

3.Erbakan Hoca, 2003 teki bir konuşmasında,

Haçlı-Siyonist ittifakı, Arz-ı Mev ud u İsrail e katma plânı çerçevesinde

Suriye nin derhal işgal edilmesini istiyor demiş, 10 sene önceden bugüne ışık

tutmuştur. Esed rejimi işin bahanesidir. Hedef Suriye dir. Bu konuda duyarlı ve

İslâm ülkelerinde ağırlığı olan Saadet Partisi yle ciddi fikir alış verişi

yapmalısın.

4.Parti menfaati için mikrofondan mikrofona koşmayı

bırakıp çözüme katkı sağlayacak görüşmeden görüşmeye koşmalısın,

5.Suriye operasyonunun Esed rejimine karşı değil, Suriye

halkına karşı yapılacak olduğunu dünya kamuoyuna anlatmalısın.

6.Bu işgalde üslerimizi kullandırmama, ABD ve Batı

demokrasisinin iflâsta olduğunu anlatma gibi siyasî ve diplomatik çözümlerin

hepsini denemelisin.

     Söz ve kınama

yetmez; icraat ve yaptırım gerekli. Şimdi, siyasî itibarınızı gösterme zamanı.