Aslında, cevabı en çok merak edilen soru bu. Konu ile ilgili kanaatimizi elbette paylaşacağız; ama ilerleyen satırlarda...

Şu tespiti de peşinen aktarmak isteriz: 

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu, bu sene içerisinde erken seçim olacağı kanaatini, uzun sayılabilecek bir zamandan beri dillendirmekte idi. Ancak, konunun bir numaralı muhatabı olan Sayın Cumhurbaşkanı ise, her defasında, olayı yalanladı ve seçimlerin normal zamanda, yani, 2019’da yapılacağını ısrarla ifade ettiler. Sonuç ise, herkesin malumu; erken seçime gidiyoruz... Hatta baskın bir seçime.

Süreç, enteresan bir şekilde ilerledi. Seçimlerin yapılabileceğini, ilk önce Sayın Bahçeli açıkladı. Onun ifade ettiği tarih; sonbahara gelmekte idi. Ancak, Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte yaptıkları toplantı ve açıklanan tarih ise, erken seçim filan değil; düpedüz bir baskın seçim  oldu. 

Belki de yanılma(!) burada olmuş olabilir; erken seçim beklerken, baskın seçimle karşılaşıldı. Önce, Saadet’in yüz bin imza bulamayacağı düşünüldü; fakat daha ilk gün yüz bin imzanın aşılacağı görüldü. Şimdi, şaşırma sırası, Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’de.

Bahçeli iyi izlenmeli. Çünkü uzunca bir zamandan beri, asıl belirleyici o oluyor. AK Parti’nin tek başına iktidara geldiği 2002 erken genel seçimlerinin fitilini o ateşlemişti. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı meselesi, onun formüle ettiği icraatı sayesinde aşılmıştı. Cumhurbaşkanlığı sisteminin önünü açan o oldu. Şimdi de; erken seçim ve adına Cumhur İttifakı dedikleri, sistemin teorisyenliği ve Sayın Erdoğan’a koltuk değneği oluşuyla öne çıkan o oldu.

Görüldüğü gibi, Sayın Bahçeli, siyasi hayatımızın şekillenmesinde önemli roller üstlenmektedir. Bütün bunların bir tesadüften ibaret olmadığı ve ancak bir görevin ifası şeklinde mümkün olabileceği anlaşılmaktadır.

Gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı da:

Sayın Erdoğan’ın, sanılanın aksine, görev süresi dolmadığı ve kullanma tarihinin geçmediğidir. İşte, son zamanlarda, özellikle, dindar tabanda yaşanan paradoks tam da budur. 

Erken seçime, daha doğrusu, baskın seçime gidilmesi ile alakalı senaryoların şunlar olduğu düşünülmektedir:

 1-Başta ekonomi olmak üzere bütün göstergeler  “SOS” veriyor.

 2-AK Parti’nin içi kaynamakta.

 3-FETÖ ile mücadele, PKK, AFRİN... İşler, planlandığı gibi yürümemekte.

 4- RIZA SARRAF davası olarak bilinen meselede sona gelindiği vs.

Senaryo çok; ama bir yerde noktayı koymak lazım. Ayrıca, Devlet Bahçeli’nin gündeme getirdiği; yeni bir “af” konusunun da yabana atılmaması gerekir. 

Asıl ıskalanmaması gereken mesele; neden erken seçim, sorgulaması olmalıdır. Yoksa “yüz bin imza”ya ulaşma konusu veya “CHP ile aynı ittifak içerisinde yer alma” hadisesi, büyütülecek bir mesele değildir.