Cumhuriyet döneminde başka kimseye nasip olmayan iktidar gücünü bu millet size verdi. Her seçimden başarıyla çıkmanızı sağladı. İnandı, güvendi. On beş koca yıl geçti. Bu milletin temel sorunlarından hiçbirisine doğru düzgün çözüm bulamadınız. Her verilen destekten sonra daha fazlasını istediniz.

Bu ülkeyi dış politikada yalnız, çaresiz, dostsuz ve öngörüden yoksun bir noktaya mahkûm ettiniz. Dış siyaseti iç politikaya malzeme yaparak çözeceğinizi zannettiniz. Diplomatik teamülleri altüst ettiniz. Attığınız birçok adımı tersine revize etmek zorunda kaldınız. Ülkeye mevzi kaybettirdiniz.

Suriye’de resmen tuzağa düştünüz. ABD’yi, Rusya’yı PYD konusunda aynı noktada buluşturdunuz. 

Bizi ekonomide sıcak paraya tarihte hiç olmadık kadar bağımlı hale getirdiniz. 220 milyar dolarlardan aldığınız borcumuzu 750 milyar dolarlara çıkardınız. Yüzde 8’lerden aldığınız işsizliği yüzde 12’lere taşıdınız. İç göçte şampiyon bir iktidarsınız. Büyükşehirlerin nüfusunu ikiye, üçe katladınız. Anadolu’yu boşalttınız. Köyleri, kasabaları emekli maaşlarını yiyen ihtiyarlar kamplarına çevirdiniz. 

Yaptığınız yatırımlarda hep konfor ve gösterişi merkeze aldınız. Fabrikaların açılmasını sağlayamadınız. Yaptığınız köprülerde, yollarda müteahhitlere devlet bankalarından kredilerle birlikte araç geçiş garantileri verdiniz. Risksiz kazanç imkânlarını altın tepsilerde yüklenicilere sundunuz. 

Her seçimde milleti yanınıza çekecek karşıt oluşturmada çok mahir davrandınız. Korku siyasetinde birinciliği kimseye bırakmadınız. Kamplaştırmayı kendi oylarınızı korumak için özel bir strateji haline getirdiniz. Yapıcı dili, üslubu ve kucaklayıcı yaklaşımı hep zafiyet gibi gördünüz. Tek derdiniz algıları yönetmek oldu. 

Açılım’da, Çözüm Süreci’nde valilere, emniyet güçlerine gizli-aşikâr talimatlar yağdırarak teröristlerin şehirleri silah deposuna çevirmelerine sebep oldunuz. Dolmabahçe’de İmralı’yla birlikte hazırlanan yol haritalarının altına imza koydunuz. 

Eğitimde 15 yılda 6 bakan değiştirdiniz. Aklı başında, içinde gelecek planlaması olan eğitim politikasını bir türlü hayata geçiremediniz. Sınav sistemleriyle oynayarak çocuklarımızı kobaya çevirdiniz. Açtığınız üniversite sayılarıyla övündünüz ama diplomalı işsizler ordusuna yeni katılan gençlerimizi görmezden geldiniz. 

Şehirlerimizin ruhuna işkenceler yaptınız. Beton yığınlarını şehirlerin kalbine bir hançer gibi sapladınız. Ruhsatları hem veren siz oldunuz, hem de gelinen durumdan şikâyet ettiniz. 

Çıktığınız kabuğu beğenmediğiniz ve reddettiğiniz için başka limanların büyüsüne kapıldınız. Onlara ne istedilerse verdiniz. Parsel parsel tahsisler yaptınız. İşbirliği alanlarınızı öylesine genişlettiniz ki, yargıda, bürokraside önce onların listelerini görevlere atadınız. Girdiğiniz tünelin sonunun karanlık olduğunu anlayınca da kavga etmeye başladınız. Ordunun bu dönemde kaybettiği itibar kaybının müsebbibi bizatihi sizsiniz. Kumpaslar kurulmasına çanak tuttunuz. Bütün bunlara rağmen bu millet vatanına sahip çıktı. Canı pahasına bu yanlışınızı da Allah’ın yardımıyla düzeltti. 

Şimdi de bunca yıldır verdikleriniz yine yetmez diyorsunuz. 

Bi daha bi daha, haydi bi daha diyerek şarkılar söylüyorsunuz. 

Sanki ilahi bir mesaj gibi takdim edilen sisteminize destek istiyorsunuz. 

Hayırcıların ibadetleri kabul olmaz diyenlerinizi bile duymaya başladık.

Allah aşkına arkadaşlar, millet olarak bugüne kadar size ne isteniz de vermedik? 

Bu aziz millet sizin için daha ne yapsın?