NATO denilince bir tuhaf oluyorum. Nedenlerim var. Kuzey
Atlantik Paktı olarak komünizm gerekçesiyle SSCB ve onlarla birlikte olanlara
karşı kurulmuş bir pakt. Komünizm ve ona bağlı ülkeler dağıldıktan sonra bu
kurum işlevini bir anlamda yitirdi. Bu dönemde NATO merkezli ülkeler
kendilerine yeni bir düşman paktı oluşturdular. Dönemin İngiltere Başbakanı
Margeret Teacher fiilen açıkladı. Yeni hedef İslâm, dolayısıyla Müslümanlar
oldu. Batı Haçlı emperyalizmi düşmansız edemiyor. Bu Hıristiyan kültürünün
inandırıcılığı ve yetersizliğinden kaynaklanıyor. Birçok kez yazdığımız için
tekrar anımsatalım. İnciller arasındaki çelişkilerden ötürü İncil in
inandırıcılığı olmuyor. Batılı düşünürler bu çelişkilerin farkında. Fakat
kendilerince çözümsüz kaldıklarından bir çıkış bulamıyorlar. Batı düşüncesi
buna göre kendi içinde izmler oluşturdu. Komünizm de bunlardan biri. Onun
karşıtı olan NATO da gene kendi kurumları. Dolayısıyla tez ve anti tez
üretmeleri bir yöntem oldu onlar için.
Komünizmin geçerliğini yitirmesi, komünist bloğun
dağılması bir açmazdı Batı için. Hıristiyan Batı emperyalizmi 11 Eylül kurgu
olayıyla yeni bir dönem başlattı. İslâm ve Müslümanları düşman olarak
belirledi. Bütün savaş ve çekişmeler bunun üzerine yürüyor.
Batı ya bağımlı Müslümanlar da bu çelişki ve açmazda
ciddi bir biçimde bocalıyorlar. Çünkü ne onlarla ne de onlarsız yapabiliyorlar.
Müslüman coğrafya üzerinde estirilen terör ve gerilim
dönemler ve evreler geçiriyor. Arap-Amerikan baharının ardından veya öncesinde
Müslümanlara dönük ciddî hamlelerde bulunuldu. Libya, BM ile NATO gerekçe
gösterilerek işgal edildi. Batı Hıristiyan emperyalizminin dayatması sonucu,
Türkiye başlangıçta direnmesine karşın İzmir e NATO üssü konuşlandı. Türkiye
yöneticileri ve Dışişleri NATO nun Müslümanlara karşı kullanılmayacağını
ısrarla ifade etti. Malatya Kürecik e radar üssü konuşlandı. Gene aynı
gerekçeler ileri sürüldü. Fakat Libya olayında İzmir deki NATO üssü devreye
girdi.
Suriye gerilimi olduğundan beri Dışişlerimiz ısrarla
Türkiye yi bir NATO bölgesi olarak vurguluyor. Beşar Esad şahsında Suriye yi
NATO karşıtı olarak sunuyor. Böyle olunca bir kişinin şahsında Suriye
topraklarına ve insanına müdahale hakkı sağlanmış oluyor. Dolayısıyla
Dışişlerimizin ve yönetimimizin daha önce NATO güçleri Müslümanlara karşı
kullanılmayacak tezini kendileri bu son olayla çürütmüş oluyorlar. Bir başka
deyişle NATO Türkiye de Müslümanlara karşı konuşlanmış oluşunu fiilen kabul
ediyorlar. O zaman bize bu çelişkiler üzerine faklı sorular sorma hakkı da
doğmuş oluyor.
Suriye daha önce bizim bir uçağımızı düşürdü. O zaman bir
karşılık verilmedi. Türkiye BM ile NATO nun mutlaka Suriye ye müdahale etmesi
için çok çırpındı, çağrıda bulundu. Bu kurumlar uzun zamandır sessiz kaldı.
Şimdilik Suriye ye herhangi bir müdahalede bulunulmayacağı açıklanınca Türkiye
hem yalnızlığa itildi, hem de çaresiz bırakıldı. Türkiye Suriye nin
helikopterini vurunca, gerekçesini şöyle açıkladı: Suriye ye ait helikopter
sınırlarımızı 2 km ihlâl etti, onun için vurduk. Dışişleri Türkiye
topraklarını NATO bölgesi olarak açıkladı.
Şöyle sorular sorma durumundayız. Örneğin İsrail uçakları
Türkiye üzerinden geçerek Suriye deki bazı tesisleri bombaladı. İsrail de mi
Suriye yi NATO adına vurdu Peki Türkiye hava sahasını ihlal eden İsrail
uçaklarına karşı bir yaptırımda bulundu mu Onlar hava sahamızı ihlal ederse
uçaklarını vuracaklar mı
Mısır da bir darbe var. Demokrasi kurallarıyla iktidara
gelen Müslüman Kardeşler alaşağı edildi. Yerine darbeciler geldi. Darbeci Mısır
yönetimi Filistin e müdahalede bulunuyor. Onlar da mı NATO adına bombalıyorlar
BM ile NATO soykırım yapan, insanları bombalayan ve öldüren darbeci Sisi
yönetimine müdahalede bulunacak mı Bulunmadığı ve onları desteklediği ortada.
O zaman NATO nun işlevi ve görevi İslâm ve Müslümanlar Suriye olayı çelişkiler
içermiyor mu Ne dersiniz