Din aleyhtarı kesim insafsızlıkta ölçü ve sınır
tanımıyor. Önce suçu kendi tarif ediyor ve sonrasında da herkesi bu suçla
damgalıyor. Aşırılık veya terörizm kime veya neye göre tanımlanıyor belli
değil. İsrail yapınca vatan kurmak veya savunmak oluyor. Filistinliler yapınca
tedhiş oluyor. Bizde sol veya din aleyhtarı kesimler Uğur Mumcu örneğinde
olduğu gibi, yatar kalkar Amerikan aleyhtarlığı ticareti yaparlardı. Lakin sıra
İslamcılara gelince birlikte vururlardı. Terör ve tedhiş gibi onların
belirledikleri, tanımladıkları veya ürettikleri kalıp ve kavramları kullanmakta
beis görmezlerdi. Batılıların kavramlarıyla yani ödünç kavramlarla batılılara
düşmanlık ederlerdi! Bu da çağdaşlık olurdu. ABD nin aşırısı onların da
aşırısıdır. İslamcılara karşı aralarından su sızmaz. Ama yine de İslamcılar
onlara göre Amerikan uşağı olurdu. Onlara göre, İslamcılar önceden padişah kulu
iken sonrasında petro dolar kulu olmuşlardır. Halbuki, İslamcılar hiçbir
devirde şah kulu yakıştırmasını kabul etmediler. İslami kesimlere yönelik
olarak ABD nin kullandığı söylemle Rusların ve İsrail in kullandığı söylem
arasında bir fark görebiliyor musunuz Hepsi ortak kavramlar kullanıyor.
İçimizdeki ulusalcılar da buna alet ve ortak oluyorlar.
Solcular 20 yıldan beri Hikmetyar meselesini sakız
ettiler. Şimdi de Hikmetyar üzerinden Cahit Zarifoğlu na ilişmek istiyorlar.
Bir taraftan Zarifoğlu ile savaşırlar, diğer taraftan Mithat Paşa gibi ülkeden
kaçma ve yabancı elçiliklere sığınma teşebbüsünü ika derecesine çıkaran Nazım
Hikmet e sahip çıkarlar! Bize göre, karşılaştırma kastı taşımadan; ne Hikmetyar
ne de Nazım Hikmet bir bütün olarak kabul edilebilir. Hayat karnesinde çizikler
ve kırıklıkları vardır. Buna mukabil, sahip çıkabileceğimiz mirasları da
vardır. Sol ideolojiye saplanmadan önce Nazım Hikmet Mevlana hayranıdır ve bu
hayranlığını ifade eden şiirleri de yazmıştır. Romanyalı Türkologlardan Prof.
Enver Mahmut Bey daha ötesini söylüyor. Nazım Hikmet gurbet gayyasında
dolaşırken Romanya da onun bazı sırlarına muttali olur. Bir mevlit kandilinde
Bükreş te kendisini mevlit okunan bir camiye götürmelerini rica eder. Mevlit
icrası sırasında lahuti havada kendisinden geçer. Kendisine gelmesi için cami
bahçesindeki banklara yatırırlar. Dolayısıyla hiçbir şey göründüğü gibi değil.
*
Hayatta inhiraflar ve istikamet sapmaları ve dolayısıyla
kesikler ve kesintiler oluyor. Hayat çizgisi düz gitmiyor. Bu genel geçer
mesele aynen Hikmetyar için de geçerlidir. Hizb-i İslami nin başında olduğu
sıralarda Hikmetyar vaktiyle Bolşeviklere ve Ruslara karşı savaşmıştır. ABD ye
karşı da mesafeli durmuştur. Sovyetler den sonra ülkesi Amerikan işgali altına
girince hasmı ve ideolojik düşmanı olduğu İran tarafından ağırlanmış lakin yeni
işgalciler aleyhinde bazı açıklamaları nedeniyle İran yönetimi tarafından
istenmeyen adam ilan edilmiştir. Zira İran 11 Eylül den sonra Irak ve Afganistan
cephelerinde ABD ile gizli temaslar yürütmüştür, Hikmetyar gibilerini de
yedekte tutmuştur. Hikmetyar açıklamalarıyla İran ı zor bir konuma düşürmüştür.
Bundan dolayı da kendisine yol verilmiştir. Bununla birlikte, Hikmetyar Ruslara
yönelik cihat günlerinde İran a karşı oldukça mesafeli idi ve ülkesi yeniden
işgal edilince Pakistan yerine İran a sığınmak zorunda kalmıştır. Lakin
Amerikan aleyhtarı açıklamaları burada da tutunmasını zorlaştırmıştır. 11
Eylül ün gölgesinde Pakistan da barınması da mümkün değildi. Bu nedenle
Hikmetyar ın siyasi şahsiyeti bütünlük ve tutarlılık arz etmiyor. Kaderin bir
cilvesi olarak tezat siyasi sahnelerle karşılaşmış ve evdeki hesap çarşıya
uymamıştır.
*
Taliban dan önceki dönemde Ahmet Şah Mesut ile
didişmesiyle de gözden düşmüştür. Cahit Zarifoğlu nun idealinde canlandırdığı
bir Hikmetyar tipinden bahsedilebilir. Cahit Zarifoğlu ile Cemil Meriç 15 gün
gibi kısa fasılalarla ve aralıklarla vefat etmişlerdir. 1987 yılında vefat
ettiğinde Hikmetar ın bazı kırıklıkları veya zikzakları daha henüz
belirginleşmemişti. Zarifoğlu, Hikmetyar ı şairane bir bakış açısıyla
değerlendirmiş ve hayalindeki Hikmetyar ı yazmış ve onu Allahyar yani Allah
dostu olarak tasvir etmiştir. Zaten Zarifoğlu genç bir şair olarak aramızdan
ayrıldı ve ötelere kanatlandı. Cenazesine katılmak bana da nasip oldu. O bizim
neslimizin fikir rehberlerindendi. Onu andıkça Sakaryalı rahmetli Salahaddin
Şimşek i de hatırlarım. Onların gibisi az bulunur. Hikmetyar, Zarifoğlu için
sadece ete kemiğe bürünmüş bir idealden ibaretti. İdeallerini o kalıba döktü.
Kalıp idealleri omuzlayamadıysa bu Zarifoğlu nun suçu değildir. Hikmetyar bazı
halleriyle ideale uymayabilir ama idealin yanlış olduğunu kim söyleyebilir
Solaklar veya salaklar Hikmetyar üzerinden Zarifoğlu nu bir kez daha öldürmek
istiyorlar. Ya da zincirleme olarak Nabi Avcı ve siyasete de uzanmak
istiyorlar. Bu hayasızlıktan başka bir şey değil. İdealiniz kaybolmuş veya
sönmüş olabilir ama bırakın insanlığın idealleri yaşasın! Her şeyi kendinizle
birlikte öldürmeyin. Bir gün sizin de yaşayan ideallere ihtiyacınız olabilir.