Son birkaç yıldır Ramazan’ı, karışık bir atmosferde karşılıyoruz. Salgındı, yasaklardı derken belki de en normale dönmüş halimizle bu sene karşılayacaktık mübareği. Fakat bu sefer de üst üste gelen depremler ve son olarak da yaşadığımız sel felaketi dağladı yüreğimizi. Öyle ki Şaban ayının nasıl geçtiğini anlayamadan Ramazan’a ulaşmışız.

Yorgun ve kırgın olan kalbimiz Ramazan’ın geldiğini fark etmemizle kıpır kıpır oldu. Tuhaf bir duygu doğrusu! Bir yanımız buruk bir yanımız gizemli bir heyecan içerisinde. Bizler çok idrak edemesek de sanırım kalplerimiz hissediyor Ramazan’ın şifa olacağını. Elbette bir yandan, “Nasıl bir Ramazan geçirmeli?” sorusu zihinlerimizi meşgul ediyor. Benim bu soruya verecek birkaç cevabım var. Okumak isterseniz buyurun…

-Başta depremzede kardeşlerimizi unutmadığımız, bu mübarek ayı daha çok onların yanında olmak için fırsat bildiğimiz bir Ramazan,

-Ramazan’ı oruçtan, orucu açlıktan ibaret sanmadığımız bir Ramazan,

-Orucu fakirlerin halinden anlamak için yaptığımız bir eyleme indirgeyip iftar sofralarında zenginlerin halinden anlamaya çalışmadığımız bir Ramazan,

-Sahura kadar oturup ardından orucu uykuya tutturmadığımız bir Ramazan,

-Ağzımıza bir şey girmemesine dikkat ettiğimiz gibi ağzımızdan ne çıktığına dikkat ettiğimiz bir Ramazan,

-Sadece midelerimize değil kalbimize de her türlü çirkinlikten oruç tutturduğumuz bir Ramazan,

-Bu mübarek ayın heyecanını daha çok hissedebilsinler/hissedebilelim diye çocuklarımızla özenle hazırlandığımız, evlerimizi, sokaklarımızı süslediğimiz bir Ramazan,

-Kur’an okumak için bir araya geldiğimiz mukabele meclislerinde Kur’an’ın bize ne anlattığını idrak etmeye çalıştığımız bir Ramazan,

-Kur’an okuyup göz yaşı döktüğümüz gibi Kur’an’ın bize kardeş olduğumuzu söylediğini, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmememiz gerektiğini, fasıktan haber geldiğinde araştırmamız gerektiğini, faizin dolayısıyla kredinin dünya gerçeği olmadığını, adaletli olmamızı emrettiğini idrak ettiğimiz bir Ramazan,

-İftar sofralarında dünyevi hırslara kapılıp seçim kavgaları yapmadığımız, birbirimizi karalamadığımız, yalan söylemediğimiz, iftira atmadığımız bir Ramazan,

-Filistin için, Suriye için, Mısır için, Arakan için, Doğu Türkistan için elimizden dua etmekten daha fazlasının geldiği bir Ramazan,

-Toparlanmak için fırsat bildiğimiz, bizi kendimize getiren bir Ramazan...

Bu yıl öyle bir Ramazan geçirelim ki, öyle bir toplasın ki bizi Ramazan, her yıl özellikle Ramazan’da canımızı yakan terörist İsrail, Kudüs’ümüze, Mescid-i Aksa’mıza dokunamasın bu sefer. Çünkü bilsin ki dokunmaya niyet ettiğinde onun canına dokunacak bir ümmet var!

Ramazan-ı Şerif’i hakkıyla geçirenlerden olmak duasıyla…