Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün sahibi,
dünya ve ahiret saadetimiz için İslam ı bir nizam olarak gönderen, Allah
(c.c) a hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya,
âline ve ashabına salât ve selam ederiz.
Müslüman olmak sıradan bir iş değildir. Müslüman olmak;
LAİLAHE deyip bütün batıl ilahları, bu ilahların geliştirdiği felsefeleri, hak
anlayışlarını, kurdukları batıl zulüm düzenlerini kökten reddettikten sonra
İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULÜLLAH deyip Allah ve Resulünün emirlerinin tamamına
teslim olmak, yasakladıkları şeylerin tamamından sakınmak ve İslam ın bir hayat
nizamı olduğuna inanmaktır. Müslüman olmak ciddi bir şeydir. Rabbimiz
buyuruyor: O halde seninle beraber tövbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi
dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.
Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız).
Sizin Allah tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O ndan da) yardım
göremezsiniz! (Hud: 112-113) İşte onun
için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların
heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah ın indirdiği Kitab a inandım ve aranızda
adaleti gerçekleştirmekle emrolundum... (Şura: 15)
Bu iki ayette de Allah (c.c), Peygamberimize ve O nun
şahsında Müslümanların tamamına EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL diye emrediyor.
Allah ın emri İslam ve esaslarıdır. Emredilen şey; Allah (c.c), kulundan
İslam a nasıl bağlanmasını istemişse, öylece bağlanmaktır. Müslüman insan,
İslam ın hem şekline hem de ruhuna bağlanmak zorundadır. Bu zorunluluk keyfi
bir şey olmayıp, mecburi bir istikamettir.
İslam ve insan doğrultusunda dünya hayatı
değerlendirildiğinde, insanın dünya ve ahiret saadetini elde etmesi için
yapması gereken görevler vardır. Bu bakımdan İslam dini, insanların yaratılış
gayesine uygun olarak yapması gereken görevleri tanzim etmiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen görevi: Yapılması dinen zorunlu olan
veya tavsiye edilen şey demektir. olarak tanımlamaktadır. Bu tarife göre, iki türlü görev vardır. 1-
Zorunlu olan görevler. Bu görevleri yapmamak azabı ve sorumluluğu gerektirir.
İman esasları, Namaz, oruç, zekât, hac, gibi ibadet esasları, tebliğ, davet, emri bil maruf nehyi anil münker, kıtal,
ilai kelimetullah gibi cihad esasları, helal ve haram gibi ticaret esasları,
adalet ve zulüm gibi siyaset, idare ve hukuk esaslarını yerine getirmek zorunlu
görevlerdendir. 2- Zorunlu olmayan fakat yapılması tavsiye edilen görevler. Bu
görevlerin yapılması bir kemaldir ve iyi haldir. Nafile kılınan namazlar,
fakirlere verilen sadakalar, insanlara karşı yapılan güzel ve kibar davranışlar
bu kabil görevlerdendir.
GÖREVLER
Görevler edası bakımından ilahi, şahsi, ailevi ve
toplumsal görevler olmak üzer dörde ayrılır.
İLAHİ GÖREVLER: 1- Allah (c.c.) ı bilip tanımak, O na
kullukta bulunmak. İman esaslarını bilip öğrenmek ve bağlanmak temel bir
görevdir. 2- Namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetleri kusursuz eda etmek bizim
ibadet görevlerimizdir. 3- Cihad farzı: Allah müminlerden mallarını ve
canlarını vaat ettiği cennet karşılığında, onlar Allah yolunda cihad etsinler
diye satın almıştır. Cihad, bütün insanlığın saadeti için İslam ın sırtımıza
yüklediği bir farz olarak ilahi bir görevdir. Rabbimiz buyuruyor: Ey iman
edenler! Allah tan korkun. O na yaklaşmaya yol arayın ve yolunda cihad edin ki
kurtuluşa eresiniz. (Maide: 35) Peygamberimiz buyuruyor: Müşriklere karşı
mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihada edin. 4- Nefis terbiyesi:
İnsanın nefsini terbiye etmesi önemli ilahi bir görevdir. İslamiyet in verdiği
bir terbiye içerisinde nefsini ıslah edemeyen kimse, ne kendisine ne de İslam a
gereği gibi hizmet edemez. 5- Bir kısım nafile ibadetler de birer ilahi
görevdir. Biz, Allah(c.c) ın rızasını kazanmak için nafile namaz kılar, oruç
tutar, Kur an okur, Rabbimizi güzel isimleri ile zikreder, tefekkür ederiz.
İşte bütün bunlar, birer ilahi görevdir.
ŞAHSİ GÖREVLER: İnsanların nefislerine ve zatlarına karşı
da birtakım görevleri vardır. Bu görevlerin bir kısmı bedenlerine, bir kısmı da
ruhlarına aittir. Başlıcalar şunlardır: 1- Beden terbiyesi: Her insanın temiz
ve güçlü bir bedene sahip olması gereklidir. Peygamberimiz buyuruyor: Kuvvetli
olan mümin, zayıf olan bir müminden hayırlıdır. 2- Sağlığı korumak: Sağlık
büyük bir nimettir. Onun için sağlığa zararlı şeylerden kaçınmak gerekir. 3-
Zararlı uzletten kaçınmak: İslam da toplumdan yalnızlaşarak tek başına ibadetle
uğraşmak yoktur. Dinimizin emrettiği ibadet ve riyazetler orta bir halde olup
hayatın mutluluğuna vesile olurlar. Peygamberimiz buyuruyor: Nefsin, senin
bineğindir, artık ona yumuşak davran. 4- Bedeni yıpratacak şeylerden sakınmak:
İslâm da içki içmek, uyuşturucu kullanmak, sigara gibi vücudumuza zararı kesin
olan maddeleri kullanmak, herhangi bir organı zorunluluk olmaksızın kesmek,
intihar etmek haramdır. 5- İradeyi kuvvetlendirmek: İnsan, sağlam bir irade
sahibi olmalıdır. Yararlı şeyleri öğrenip yapmalı, yararsız şeyleri de terk
etmelidir. Hakkı kabul etmeli, batılı reddetmelidir. 6- Aklı ve zihni ilim ile
aydınlatmak, kalpte yararlı ve yüksek duyguları uyandırmak, İslam da ilim ve
marifet kazanmak pek önemli bir görevdir. Peygamberimiz buyuruyor: İnsanın
dayanacağı şey aklıdır. Aklı olmayanın dini de yoktur.
AİLEVİ GÖREVLER: Aile hayatı, toplumsal varlığın
başlangıcıdır. İslâm da aile teşkilatı pek önemlidir. Aile, koca ile hanımından
ve bunların çocuklarından ibaret bir kurumdur. Aile fertlerinin başlıca
görevleri şunlardır: 1- Kocanın başlıca görevleri: Hanımı ile güzel geçinmek,
onu korumak, onun geçim ihtiyaçlarını karşılamak, kendisine doğruluktan
ayrılmamaktır. Peygamberimiz buyuruyor:
Sizin hayırlılarınız, kadınları için hayırlı olanlarınızdır. Kadınlara ancak
kerim olanlar ikram eder, kötü olanlar da ihanet eder. 2- Kadınların başlıca
görevleri: Kocasının dine uygun olan emirlerini tutmak, onun namus ve şerefini
korumak, bulunduğu hale kanaat etmek, israftan kaçınmak, ev hanımı olacak bir
şekilde bulunmaktır. Mutlu bir şekilde yaşamanın yolu budur. 3- Çocukların
ana-babalarına karşı başlıca görevleri: Onlara saygı gösterip itaat etmektir.
Ana-babalarına karşı öf bile demeleri caiz değildir. Ana-babası için, hayırlı
evlat olmaktır. Peygamberimiz buyuruyor: Cennet anaların ayakları altındadır.
4- Ana-babanın çocuklarına karşı görevleri: Dünyaya gelmelerine sebep oldukları
bu yavrularını güçleri yettiği kadar beslemek, terbiye etmek ve okutup salih
birer kul olmalarını sağlamaktır. 5- Kardeşlerin başlıca görevleri: Birbirini
sevmek, birbirine yardım edip saygı ve merhamet göstermektir. Birbirine tutkun
olan kardeşler, hayatta daima başarı sağlarlar.
TOPLUMSAL GÖREVLER: İnsanlar yaratılış bakımından
medenidirler. Toplu halde yaşamaktadırlar. Bu yönden aralarında karşılıklı bir
takım görevler bulunur. Bu görevler şunlardır: 1- Fertlerinin yaşama hakkını
gözetmek ve korumak. Bir insanı haksız yere öldüren, bütün insanları öldürmüş
gibi olur. Bir insanın yaşamasına sebep olan bütün insanları hayata kavuşturmuş
gibi olur. 2- Fertlerin hürriyet haklarını gözetmek ve korumak: Hiç bir kimse
meşru bir sebep olmaksızın esir edilemez. 3- Fertlerin din ve vicdan
hürriyetini gözetmek ve korumak: Vicdan İlahî bir kuvvettir, ruhun bir
özelliğidir. İnsan, bozulmayan bir vicdanla, iyi şeylerle kötü şeylerin arasını
ayırabilir. İnsanlar birbirlerini iyilikle uyandırmaya ve hallerini düzeltmeye
çalışırlar. 4- Fertlerin ilim, fikir ve ifade hürriyetini gözetmek ve korumak.
5- Fertlerin namus ve şereflerini gözetmek ve korumak. Bunun içindir ki,
İslam da gıybet, iftira, alay etme, sövme ve kötü söyleme kesinlikle haramdır.
6- Fertlerin mülkiyet haklarını gözetmek ve korumak. İslâm da bir kimsenin
mülkiyet hakkına, mülküne ve tasarruf hakkına tecavüz etmek haramdır.
BUNLAR MİLLİ GÖRÜŞTEDİR
İslam doğru anlaşılmadan yaşanamaz. Milli Görüş, asrımızda İslam ın doğru
anlaşılması ve yaşanması için başlatılmış bir tecdit hareketidir. Yukarıda
sayılan bütün görevlerin yapılabilmesi ancak Milli Görüş şuuruyla mümkündür.
Milli Görüş şuuruna sahip olmaksızın bir Müslüman ın dünya imtihanını
kazanması, dünya ve ahiret saadetine erişmesi zor bir meseledir. Çünkü Milli
Görüş İslamsız saadet olmaz inancıdır. Batıla meyleden kalabalıklar, alınlarını
secdeden kaldırmasalar bile huzur ve saadet bulamazlar. Çünkü batılın esasları
İslam ın esasları değildir. Allah kuluna İslam ı göndermişse, kulun saadetin
İslam dadır demişse buna uymanın dışında başka çare olamaz. Beş vakit namazda
Fatiha yı okuyan Müslümanlar, İslam dan, onun adil düzeninden başka bir yola
giremez. Girerse Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi olurlar. Fatiha nın mealini
birlikte okuyalım Rahman (ve) rahim (olan) Allah ın adıyla. Hamd (övme ve
övülme), âlemlerin Rabbi Allah a mahsustur. O, rahmandır ve rahimdir. Ceza
gününün malikidir. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım
dileriz. Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun
(Peygamberlerin ve mümin kullarının) yolunu; gazaba uğramış (Yahudilerin ve Şeytan)ların ve sapmış
(Hıristiyan)ların yolunu değil! (Fatiha: 1-7) Bu manayı bugün Milli Görüş
temsil ettiği için, onu zihniyet ve kadro olarak iktidara taşımadan barış ve
saadetin mümkün olamayacağını milletçe görmemiz gerekir. Yapacağımız tek şey
Milli Görüş te toplanmak ve Saadet Partisi ne oy desteğimizi vererek Milli
Görüş ün kadrolarını iktidara taşımaktır. Başka çare de yoktur vesselam.