Myanmar a giden gözlemcilerin anlattıklarına göre:
Arakanlı Müslümanlara yönelik yıllardır devam eden katliamlar artık, soykırım
noktasına ulaştı. Askeri cunta Arakanlı
Müslümanları ülke topraklarından bir an önce çıkarmak istiyor. Bu nedenle
terör, cinayet ve yağmalamalar son hızla devam ediyor.
Yaşanan bu olaylardan dolayı Myanmar dan kaçan yüz
binlerce insan Bangladeş, Tayland, Malezya ve diğer Müslüman ülkelere sığınmak
durumunda kaldı. Binlerce Müslüman öldürülürdü. Yüz binlercesi de evinden
yerinden, yurdundan olup komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Bazı ülkeler
Arakanlı mültecilere sınırlarını kapattı. Arakanlıların iddiasına göre,
sınırdan geri dönüp iade edilenler ise idam edildi.
Şu an Myanmar devletinin içinde 4 - 5 değişik toplama
kampı var. Daha doğrusu kamp değil, çadır kent diyebiliriz. Buralarda yaşayan
Müslüman mülteciler çok ağır ve sağlıksız şartlar altında hayatlarını idame
ettirmeye çalışıyor. Yaklaşık 300.000 kişi evlerinden oldu, kamplarda zor
koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Mülteci kamplarında yaşananlar ise tam bir
insanlık dramı. Ölüm korkusu ve can pazarının yaşandığı bu bölgedeki
Müslümanlar en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar.
Mayıs ayında Muson yağmurları başlayacak. İşte benim
aciliyetle dikkat çekmek istediğim konu da bu. Söz konusu kamplar alçak
seviyede. Kampların çoğu yağmurlardaki su baskınından etkilenecek yerlere
kurulmuş. Bu seviyedeki bölgeler muson
yağmurlarıyla su altında kalabilir. Eğer bu kamplar daha yüksek yerlere
taşınmazsa o zaman muson yağmurları neticesinde oluşacak selden yüzlerce masum
Müslüman hayatını kaybedecek.
Bölgeye giden gözlemcilerin iddiası ise Myanmar
devletinin Arakanlı Müslümanları bu bölgeye özellikle yerleştirmiş olması.
İddialara göre, katliamlardan geri kalan Arakanlı Müslümanlardan bu kamplarda
kalanlar da Mayıs ayındaki su baskınları nedeniyle sele kapılıp gidecekler.
Başka bir deyişle binlerce insan afetle ölmüş olacak.
Bazı kişiler, Birleşmiş Milletler Myanmar devletini
uyarsın diyorlar. Ama bu bölgede BM nin sözü geçmiyor. Mayısa çok az bir vakit
var. Bu nedenle Birleşmiş Milletlere bel bağlamak anlamsız.
Hükümetimizin Arakanlı Müslümanlar için yaptığı
faaliyetler de göz ardı edilemez. Hükümetimizden talebimiz: Myanmar hükümetini
aciliyetle uyarması... Bu bölgede sözü geçen diğer ülkelerle iş birliği de
yapılabilir. Hükümetimizden talebimiz
kuvvetle muhtemel olan afet için hızlı bir girişimde bulunulmasıdır. Ayrıca
sivil toplum kuruluşları da bu konuda gönüllü yardım kampanyası
başlatabilirler. Arakanlı Müslümanlar başka yerlere taşınırsa böylelikle önceden
geliyorum diyen bir felakete karşı bir çözüm alınmış olur. Çözüme gidecek
yollardan biri budur.
Tabi tüm bu zulümlerin asıl çözümü bir an önce Türkiye
önderliğinde İttihad-ı İslam kurulmasıdır. Şayet İttihad-ı İslam kurulmuş
olsaydı. O bölgede hâkim olan cunta, zulüm yapacak bu cesareti asla
gösteremezdi. Böyle bir birlik kurulduğunda Müslümanlara zulüm etmeye hiç bir
ülke cesaret edemeyecektir. İslam Birliği olsa Müslümanların kaçması başka bir
ülkeye sığınması, zulüm ve işkence görmesi diye bir konuda olmazdı. Tabi ki bu
zulmün asıl nedeni: Müslümanların başının olmaması, ittihad-ı İslam ın
kurulmamasıdır. İttihad-ı İslam olduğu takdirde sadece Arakanlı Müslümanlar
değil, bu tüm insanlığın kurtuluşu olacaktır.