Paradoks Bu kelimeyi hatırlatan,

filmdeki maskeli kahramana teşekkürlerimi sunuyorum öncelikle. Ve zaman

Müslüman bir genç zaman deyince ahir kelimesini eklemeli başına muhakak. Neden

mi Zamanın en çetrefillisidir ahirli olanı da ondan. Binbir dolap dönüyor bu

zamanda çünkü. Bu dolaba dahil olmak yada olmamak irade dışı bir eylem. Bazen

kurulu sistemde içinde bulursun kendini, bazen dolaylı olarak etkilenmişsindir.

Daha açık ifade edelim: Paradoksların baş rollerini

gençler oynuyor. Ne de olsa enerji maksimum seviyede. Harcanması gerekir. Kaç

defa toplu taşıma aracına bindiğinizde, tanımadığınız hemcinsinizle o an hoş ve

tatlı bir sohbete girdiniz Anlık ama iz bırakan Çoğumuz hiç diyordur bu

sorunun cevabına muhtemelen. Çünkü gençlerin kulaklarındaki kulaklıklar buna

izin vermez. Zaman müziksiz yürümeyi, oturmayı, ders çalışmayı, parkta

dolaşmayı haram kılıştır sanki. İroni odur ki, düşünmez gençlik. Kendine kalan

ıssız vakitleri fırsat bilip, oturup düşünmez. Müziğin götürdüğü yerlerde ya da

kişilerdedir zihni. Üretilen müzikler toplum meselelerini anlatmak geri dursun,

tamamen kelimelerin eğreti dizildiği, basit olayları yansıtırlar. Birisi

diğerinin kalbini fırlatır, zamanla geçer der, diğeri giderli şarkılara dem

vurur. Giderli den kastını ancak dinleyen anlar, yaşı biraz gençliğin popüler

kültürünü takip edemeyecek kadar ileri ise, onuda anlamadan dinler. Düşünmek

yok Düşünmek asla yok. Teşbihte hata olmasın, 80 ihtilali sırasında gençlik

ikiye ayrılmıştı, bu fikir ayrılığıydı. Taraftarlardı ama davalarının  taraftarı. Tuttukları takımın değil. Yine çok

değil, 20 yıl öncesinde genç kızlar futbolcu isimleri yerine şairleri ve

şiirlerini ezberlerdi. Tek bildikleri şey şiir değildi elbette. Anneler her

alanda kzım hünerli olsun, bilsin, isterlerdi. Artık suyunu bile annesi

getiriyor genç kızın. Şimdilerde şiir bilen sayısı yok denecek kadar az. Çoğu

bildiklerimiz facebook edebiyatından meşhur birkaç dize.

Bir başka sahneyi gözünüzde canlandıralım şimdi.

Okulundan yeni çıkmış, elinde son model cep telefonunu gurur kaynağı olarak

gören, erkek gibi etrafına küfürler savuran, arkadaşları ile konuşurken oğlum,

lan gibi ifadeleri kullanmaktan zerre kadar tereddüt duymayan bir liseli genç

kız. Algılarımızın frekansı bu kadar çabuk değişti. Nezaketten nasibini

almamış, iki kuşak öncesi haricinde geçmişini tanımayan, ailelerin yeter ki

evden gitsin biraz başımı dinleyim, mantığı ile yetişmiş bir nesil, zamanın

kocaman bir paradoksu değil de nedir Biz Türkiye gençleşiyor diye övünelim,

gençliğin içinin boşaltılmasını önleyemeyelim. Bu da zıttıyla kaim olmayan bir

gerçek.

Mehmet Şevket Eygi nin Lise mezunu Türkiyeli bir genç

neler bilmelidir başlıklı yazısını okuduğumda dehşete kapıldım. Bir kaç

tanesini aktarmak gerekirse; Osmanlı Devlet nin hızını kesen ve yıkılmasına yol

açan bazı sebepler, mimarlık ve sanatta altın oran, Japonya nın belli başlı

geleneksel el sanatları Bunları değil liseli genç, üniversite mezununun

bilmesi çok zor ihtimal.

Yapılması gerekenleri ve üzerimize düşenleri çok çok

düşünmeli Düşünmek ve düşündürmek duası ile