Müslümanlar etrafında kuşku uyandıran, gözden düşüren,

düşmanlık sağlayan edimler çok. Bunlar yeni değil. Son yıllarda bu, daha

kesinleşti, farklılaştı, tutum değiştirdi. Bir fitne kazanı kaynıyor

Müslümanlar etrafında. Haçlılık ruhu acımasız. İslâm ı ve Müslümanları hayatı

dışı bırakmak için bütün yolları deniyor. Müslümanlar ise tam bir kapanın

içinde. Yol bulmakta zorlanıyor. Kafalar alabildiğine karışık.

İslâm bir tezdir, antitez değil.

İslâm yürüyen bir yoldur, duran değil.

İslâm bir hayattır hem bu dünya da hem de ötede. Ölü bir

din değil. Diridir, dipdiri. İnsan öldükten sonra da yaşar. Bu hayatın

güzellikleri insana sunulur. Müslümanlar hem bu dünyada hem de ötede Allah ın

kendisine sunduğunu yaşamaya azmeder. Yaşarken Allah ın belirlediği kurallara

uymayı tercih eder. Sapkınlıklardan ve günahlardan uzak durur, sakınır. Bunu

hem kendisi için hem insanlık için hem yaratılan bütün şeyler adına yapar.

Kötülüklerden sakınmak insanlık içindir. İnsanlığın huzuru içindir. Fitne

insanlığı yakan bir ateş, insanı kemiren bir kurt. Fitneni her türünden

sakınılır. Basit gibi görünen dedikodu en ağır biçimde yasaklanır. İnsanın

etinin yenmesiyle eşdeğer tutulur. Yasaklanan şeylere bakıldığında bütün bunların

insanlığın zararına olduğu anlaşılır.

Kul hakkı en ağır olanlarından biri. İnsanlığın, hatta

hayvanların haklarını gasp bir haktır. Müslüman bilerek bundan kaçınır. Bir

hayvanın rızkının kesilmesine bile razı olmaz. Hayvanların rızıksız kalmasına

asla göz yummaz. Bir köylü ekin biçerken dökülen başakları toplamaz onlarda

karıncaların, kuşların hakkı var der. İnce düşünüşlüdürmüslüman.

Müslüman sorumluluk sahibidir. Her şeyi yerli yerine

oturtmakla yükümlü. Hayatın sürekliliği açısından bu önemli.

Müslümanlar, Allah ın insanlığa sunduğu kuralları kavrar,

en iyi şekilde yerine getirmeye bakar. Sorumluluktan kaçınmaz. Tüketen değil

üretendir. Zulmeden değil adil davranandır. Nefret eden değil sevgiyle hayata

bakandır. Kindar değildir, merhametlidir. Her şey hikmet gözüyle bakar. Bütün

bunlar İslâm ın gereklerindendir.

Bir Müslüman bir başka kültürde olana asla düşmanlık

beslemez. Kendisine en kindar en öfkeli en düşman olanına merhamet ve acınma

ile bakar. Onların bir gün Allah ın dilediği yola girmesini diler arzu eder,

duada bulunur. Müslüman insanların kusurlarını gözetmez, varsa gücü yeterse

örter.

Bir Müslüman ne antisemit, ne anti Hıristiyan dır. Bir

Müslüman her şeyden önce Müslüman dır, kendi bilinciyle yaşamaya bakar.

Kendisine düşman olanlara düşmanlık beslemez. İnsanlara öğütte bulunur.

Müslüman, ben Müslüman ım dedikçe İslâm ın gereklerine

uyar. Onun ötesinde var olanlar kendisini çok da ilgilendirmez. Elinden

geldiğince kötülüklerin giderilmesine çalışır. Gücü yetmezse kalben kırılır. Bu

bile bir eylemdir.

Bugünün Müslüman ı Batı düşüncesi karşısında küçümserlik

duygusunu taşıyor. Kendisini onların karışışında ezik ve küçük görüyor.

Teknoloji putunu büyütüyor zihninde. İnsanı tüketen yanlarını, zararlarını,

facialarını görmezden geliyor. Kötülüklerini bile olumluyor. Müslümanların baş

sorunu budur. Hatta Müslümanlar kendilerini yüz yıllar önce yaşanmış olan Batı

Orta çağı ile özdeşleştiriyor. Onların karanlıklarını kendisinin yaşadığını

düşünüyor. Bugün kendilerini orta çağ karanlığında gibi görüyor. Müslümanlar

batılıların sadece kimi iyi taraflarını görüyor olumsuz ve zararlı yönleri

üzerinde düşünmüyor. Bunları bir tartıya koysa kendisini daha iyi bilecek ve

anlayacak. Müslüman ın önemli sorunlarından bir de budur.

Önemli olan insandır, insanın varlığıdır. İnsanın

erdemleridir. İnsanın Allah karşısındaki konumu ve durumudur.