Dağdaki çobana sormuşlar, Karun kadar zengin olsan ne

yaparsın demişler, Her gün soğan cücüğü yerim diye cevap vermiş.

Bedri Rahmi Eyüboğlu da çobanın bu cevabını kalıba

çekmiş:

Mudurnu nun . Alagöz nahiyesinden. Durmuş a.   

Büyük ikramiye vurmuş.   

Paranı nideceksin demişler   

Bundan böyle demiş   

Her Allah ın günü   

Soğanın cücüğünü yicem cücüğünü.

Bunlar miş li cümleler. Belki şairin ve nasirin hayalinde

gerçekleşmiştir.

Ama ilçelikten ile dönüşen yeni ilimize bir vali gelir,

onun başka ile tayininden sonra ikinci vali gelir.

İkinci vali daha çok sevilir.

Bu sevgiden cesaret alarak vali konağının yakınındaki

fakir mahalle kadınları valinin hanımına Hoş geldin e giderler.

Valinin hanımı hayallerinin üzerinde ilgi gösterir,

ikramlardan sonra bir isteklerinin olup olmadığını sorar.

Mahalle kadınları ıkına sıkına, Vali beye söyleseniz de

bizim evlerin gölgesini bize bağışlasa.

Vali beyin hanımı anlayamaz.

Kadınlar anlatmaya çalışırlar: Vali bey sabah ve akşam

işine gidip dönerken bizim evlerin önündeki yoldan geçer. Bizler de ikindi

üzeri kadınlar evimizin gölgesinde oturur sohbetler yaparız. Vali bey bundan

rahatsız olmuş ve iki senedir evimizin gölgesinden mahrumuz. Başka da bir

isteğimiz yoktur demişler.

Vali beyin hanımı şaşar kalır ve beyine sormadan, Tamam,

ben izin veriyorum, bu günden itibaren evinizin gölgesinde oturunuz ve hafta

içinde bir gün ben de sizin misafiriniz olacağım der.

Hâlâ o vali ve hanımının adı dillerde destan gibi

anlatılır.

Birinci valinin adını ben de şu anda hatırlayamadım ama

ikinci valinin adını biliyorum.

Birinci cihan harbinde köyün ve şehrin ileri gelenleri

şehit olduğundan, İslami hayatın ne olduğunu görmediğinden, İslam ı Ezan dan

ibaret sayan yeni doğan çocuklar baba yüzü görmediğinden bilmediği dinini severek

büyüdüğünden, Ezan ın Türkçe okunmasını gâvurluk olarak algılamış ve 1950

yılında Menderes in Ezan ı aslına döndürüvermesiyle on yıl Menderes, otuz yıl

Demirel, bu Ezan ın nimetini yemişler.

Bizim nesli de başörtüsüne kilitlediler.

1999 yılında ben bu kilitlenme tuzağına dikkat çekmiş,

biz, Kur an ın bütün emir ve yasaklarının uygulanmasını istiyoruz. Başörtüsüne

kilitlenirsek seksen yılda başörtüsünü bize bağışlarlarsa geride bin emir ve

bin yasak var, 160 bin yıl beklememiz gerekecek anlamında yazılar yazmıştım.