Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

kullarına İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve

selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine,

O na uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.

İsrail oğulları İbrahim (a.s) in torunu Yakub (a.s) un çocuklarıdır.

Yusuf (a.s) ile birlikte Mısır a yerleşmişler, Musa (a.s) zamanına kadar

yaklaşık beş yüz yıl, Mısır da yaşamışlar, çoğalmışlar, nüfusları beş yüz bini

aşan bir toplum olmuşlardır. Kur an, bu toplumun hak ile batıl arasındaki

gelgitlerini anlatmaktadır. Allah İsrail oğullarına, peygamberlerin yolu

İslam da karar kılıp, onu akide, düzen ve ahlak olarak yaşadıklarında büyük

iltifatlarda bulunmuştur. İslam dan ayrılıp batıl yollara saptıklarında,

bozgunculuğa koştuklarında onlara gazap etmiştir. Yusuf (a.s)dan, Musa

(a.s) ya, Musa (a.s)dan Davud ve Süleyman (a.s) a, Davud ve Süleyman (a.s) dan

İsa (a.s) ya, İsa (a.s) dan Roma ya, Roma dan Peygamberimize, Peygamberimizden

İspanya ya, İspanya dan Selanik e, Selanik ten günümüze İsrail oğulları yani Yahudi  tarihini iyi okumak zorundayız. Bu tarih

okunmadan inkârcı Yahudilerin insanlığı sürüklemek istedikleri felaketleri

idrak etmek imkânsızdır. Biz Müslümanlar İsrail oğullarına veya Yahudi ırkına

neseplerinden dolayı bir husumet içinde olamayız. Biz onların ifsatlarına ve

zulümlerine kızıyor ve karşı çıkıyoruz. Şeytandan Allah a niçin sığınıyorsak,

ifsatçı ve inkârcı Yahudilerden de aynı gerekçelerle, şerlerinden Allah a

sığınıyoruz. Yahudi olsun olmasın bütün inkârcılardan, ifsatçılardan, yol

kesicilerden Allah a sığınıyoruz. Bu konuda bir ayırım yapmamız da söz konusu

değildir. İnkârcı Yahudilere diğerlerinden daha fazla kızıyor olmamızın sebebi,

bütün ifsatçı hareketlere önderlik yapıyor olmalarındandır. Biz Yusuf (a.s) dan

itibaren İslam a bağlanmış, İslam için peygamberlerin önderliğinde cihad etmiş,

hakkın bayraktarlığını yapmış bütün İsrail oğullarını, Yahudileri seviyor ve

onları dinde kardeşlerimiz olarak görüyoruz. Allah peygamberlerin büyük bir

kısmını İsrail oğullarından göndermiştir. Biz bütün bu peygamberlere iman

ediyoruz. Eğer biz bu peygamberlere ve getirdikleri iman esaslarına inanmaz

isek Müslüman olamıyoruz.

Bilmeliyiz ki iman ve inkâr bir tercihtir. İman edenler

olarak biz, inkârcılığı tercih edenlere hakkı tebliğ etmekle mükellefiz. Onlara

hakkı tebliğ ederiz, onları iknaya çalışırız. Müslümanlardan olmaları için

üzerimize düşen kulluk görevimizi eksiksiz olarak yapmaya çalışırız. Ancak

onlara zorlama yapmayız, zulüm etmeyiz, haksız yere mallarını yemeyiz.

Yeryüzünde bütün insanlık için barış ve adalet isteriz, bunun için cihad

ederiz. Ancak zulmetmek, başkalarının mallarını haksız yere yemek, onların

hürriyetlerini ellerinden almak başkadır. Bu davranışlar, bir kimse için bir

hak ve tercih kapsamında olan bir şey değildir. Bu davranışların karşısında

oluruz. Bu gün biz, Siyonizm e, Irkçı Emperyalizme, Vahşi Kapitalizme, bütün

insanlığa ya bizim kölemiz olursunuz, ya da ölürsünüz dayatmasından dolayı

karşıyız. Milli Görüş olarak bu anlayışla, bunun için mücadele ediyoruz. Bizim

itirazımız soya, sopa değil, dayatmalaradır. Bu gerçeğin görülmesi gerekir.

 

İSRAİL OĞULLARI VE TEVRAT

Musa(a.s), Allah ın yardımıyla İsrail oğullarını

Firavunun zulmünden kurtardı. Milyonluk Firavun ordusu gözlerinin önünde

denizde boğularak helak oldu. Tur dağına doğru yürüdüler. Yolda buzağıya tapan

kavimler gördüler. Musa(a.s) dan buzağıdan yapılmış ilah istediler. O Tur

dağına çıkınca Samirinin yaptığı buzağıya yöneldiler ve ona tapınmaya

başladılar. Kendilerine nasihat eden Harun (a.s) u hırpaladılar. Musa(a.s),

Turdan, İsrail oğullarının yanına dönüp Tevrat ı getirdiği zaman, emirleri

kabullenmekten, kendilerine yüklenmiş mükellefiyetlere, şeriat hükümlerine göre

amel etmekten kaçındılar. Bunun üzerine, Tur dağı, başlarının üzerine

kaldırıldı. Onlara: Size verdiğimiz kitabı, kuvvetle tutunuz ve söz

dinleyiniz. Ya bu kitabı kabul eder ve size emredilen şeyleri yaparsınız ya da

şu dağ üzerinize bırakılır denildi. Bunun üzerine onlar zoraki: işittik ve

itaat ettik dediler.

İsrail oğullarının Mısır dan çıkışlarının üzerinden üç

yıl geçmişti. Bu üç yılı, Sina yarımadasında Tur dağının eteklerinde

geçirdiler. Gün geldi Allah onlara buradan Filistin topraklarına göç izni

verdi. Bu göç için hazırlıklar yapıldı ve yola çıkıldı. Hor dağına kadar

vardılar ve kuzeyinde konakladılar. Hava sıcak, arazi koşulları ağırdı. Susuz

kalmak üzere idiler. Musa (a.s) ya geldiler, durumu bildirdiler, Musa (a.s)

Allah ın emriyle asasını bir taşa vurdu. Taştan on iki pınar fışkırdı. Her

pınar bir kabile reisine teslim edildi. Susuzluktan kurtuldular. Bu durum

Kur an da şöyle anlatılır. Araf 160: Biz İsrail oğullarını oymaklar halinde on

iki kabileye ayırdık. Kavmi kendisinden su isteyince, Musa ya, Asanı taşa

vur! diye vahyettik. Derhal ondan on iki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği

yeri belledi. Sonra üzerlerine bulutla gölge yaptık, onlara kudret helvası ve

bıldırcın eti indirdik. (Onlara dedik ki) Size verdiğimiz rızıkların

temizlerinden yiyin. Ama onlar (emirlerimizi dinlememekle) bize değil

kendilerine zulmediyorlardı.  Hor

dağının eteklerine kadar rahatça geldiler. Bundan sonraki güzergâhta meskûn

bulunan Amalik ve Edom halkı onlara geçiş izni vermedikleri için onlarla

savaşmaları gerekecekti. Allah onlardan savaşmalarını istedi. Onlar bu emri

dinlemediler. Musa (a.s) nın bütün ikazlarına kulaklarını tıkadılar. Kur an bu

olayı şöyle anlatıyor. Maide 24-26: Ey Musa! Onlar orada bulundukları müddetçe

biz oraya asla girmeyiz; şu halde, sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada

oturacağız dediler. Musa: Rabbim! Ben kendimden ve kardeşimden başkasına

hâkim olamıyorum; bizimle, bu yoldan çıkmış toplumun arasını ayır dedi.  Allah, Öyleyse orası (arz-ı mukaddes) onlara

kırk yıl yasaklanmıştır; (bu müddet içinde) yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar.

Artık sen, yoldan çıkmış toplum için üzülme dedi.

Tih çölünde kırk yıl muhasara altında kaldılar. Harun

(a.s) vefat etti. Üç yıl sonra da Musa (a.s) vefat etti. İsrail oğulları Hz.

Yuşa komutasında Filistin topraklarını fethettiler ve oraya yerleştiler. Şam

bölgesini fethettiler, idareleri altına aldılar. Kalib b. Yufanna zamanında

Mısır ı fethettiler. İsrail oğulları bütün bu ilahi iltifatlara rağmen

sözlerinde durmadılar, arzularına yenik düştüler, batıla saplandılar,

bölündüler parçalandılar. Allah, onlara Mısırla Filistin arasında sahilde

oturan Amalika kavmini musallat kıldı. Yurtları işgal edildi, zelil oldular.

Allah onlara Talut u komutan, Davud (a.s) u peygamber olarak gönderdi. Davud

(a.s), Calut u öldürdü ve onları düşmanlarından kurtardı. Ve güçlü bir İslam

devleti kurdu. Kendisinden sonra Süleyman (a.s) ona halef oldu. Ülkenin

sınırları güneyde Nil Nehrinden, kuzeyde Suriye içlerindeki Fırat Nehri ne

kadar genişledi. Bu dönemde İsrail İslam devleti, mimari başta olmak üzere pek

çok alanda çok görkemli bir dönem yaşadı. Kudüs te Süleyman (a.s) ın emriyle

görkemli bir mabed inşa edildi. Süleyman (a.s) ın vefatının ardından Allah

(c.c), İsrail oğullarına pek çok peygamber gönderdi, ancak onlar çoğu zaman

peygamberleri dinlemediler ve Allah a isyan ettiler, İslam dan uzaklaştılar. Bu

bozulmanın bir sonucu olarak önce ikiye, sonra birçok gruplara bölündüler.

Haktan uzaklaşmaları ve fesat ehli olmaları yüzünden zorba krallar tarafından

yurtları işgal edildi. Sürgüne gönderildiler. Romalıların Filistin e hâkim

olduğu bir dönemde, Allah onlara, İsa (a.s) yı gönderdi. İsa (a.s) onları,

batıldan hakka dönmeye ve Allah ın emirlerine uymaya davet etti. Çok azı İsa

(a.s) ya iman etti. Büyük çoğunluk inkârcılıkta ve bozgunculukta ısrar ettiler.

İsa (a.s) nın ardından bir süre sonra Romalılar, Yahudileri Filistin den

dünyanın çeşitli yerlerine sürdüler. Bütün ilahi ikazlara rağmen uslanmayan,

ıslaha değil, ifsada koşan inkârcı İsrail oğulları bir kez daha ilahi cezanın

muhatabı olmuşlardı. Bir devir kapanıyor yepyeni bir devir açılıyordu.

İlahi emanet İsrail oğullarından alınmış, İsmail in

nesline verilmişti.  Nihayet Mekke de Hz.

Muhammed Mustafa (s.a.v) dünyaya gelmiş ve sonunda her şeyi tanzim edici olarak

Allah tarafından Peygamber olarak görevlendirilmişti. O, Hz. İsa (a.s) nın

geleceğini müjdelediği peygamber. O nun mesajı kısa zamanda dünyanın dört bir

tarafına yayılmış, getirdiği esaslarla insanlık, 1400 yıl, huzur ve barış

içinde yaşamıştır. İslam ın hâkim olduğu coğrafyalarda bütün inanç grupları

gibi Yahudiler de huzur ve barış içinde yaşama hakkına sahip olmuşlardır.

Yapılan sözleşmelere sadık kaldıkları müddetçe kendilerine hiçbir müdahalede

bulunulmamıştır. Avrupa da horlanan Yahudi toplumu, Müslüman İspanya da altın

çağını yaşamıştır. Müslümanlar İspanya da gerileyince tekrar sıkıntıya

girmişler, bu kez onlara Müslüman Osmanlı Devleti kucağını açmış ve huzur

içinde yaşama imkânını sunmuştur. Üstün Irk inanışı, inkârcı Yahudi toplumunun

amentüsü olmuştur. Bu inanış, diğer toplumlarla barış içinde yaşama imkânına

engel olmaktadır. Kendileri dışındaki bütün toplulukları Kenanlı sayan bu

itikat, bugün içinde yaşadığımız dünyayı kan gölüne çevirmeye yetmiştir.

Milletleri ifsat ederek köleleştirmek bu akidenin tabii bir sonucudur.

Siyonizm, üstün ırk ve vaat edilmiş topraklar inanışı üzerine bina edilmiş

batıl bir dindir. Bugünkü dünya düzeni, bunlar tarafından Büyük İsrail i

kurmak için kurulmuştur. Bunlar tarafından 1947 de kurulan Birleşmiş Milletler

Teşkilatının ilk aldığı karar, 1948 de alınan İsrail Devletinin kurulması kararıdır.

ABD, AB Ülkeleri, Rusya ve Çin, Siyonizm in ve İsrail in emrinde olan

ülkelerdir. Bu ülkelerin dostluğu olmaz. Mısır ve dünya olaylarını anlamak için

bu tarihi arka planı görmek gerekir.

 

GERÇEK OLAN SİYONİZM DEĞİL,

İSLAM DIR.

Allah katında gerçek ve hak olan Siyonizm değil,

İslam dır. İslam ın biri dünya, diğeri ahiret için iki düzeni vardır. Dünya

için olanı Maruf ve Münker düzenidir. Bu düzen bütün insanlığın dünya

saadetinin tek çaresidir. İslam Birliği ve adil düzen bütün insanlık içindir.

Başka düzenlerle insanların saadet bulmaları imkânsızdır. Yaşanılan olaylar bu

gerçeğin şahididir. Ahiret için olanı Helal ve Haram düzenidir. Bu düzen

Müslümanlar içindir. Dünyada bu düzenin esaslarına uyanlar ahiret âleminde

cenneti umarlar. Cennete girmek için Müslüman olmaktan başka çare yoktur.

Allah ile harp ederek saadet bulunmaz. Allah a ve

peygamberlerine itaat edilerek saadet bulunur. Milli Görüş İbrahim(a.s) in

hanif olan milleti olmaktır. Bakara 135: (Yahudiler ve Hıristiyanlar:

Müslümanlara,) Yahudi ya da Hıristiyan olun ki, doğru yolu bulasınız, dediler.

De ki: Hayır! Biz, hanif olan İbrahim in dinine uyarız. O, müşriklerden

değildi. Enam 125: Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam a

açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır.

Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir. vesselam.

(Kaynak: 1- Peygamberler Tarihi- M. Asım KÖKSAL, 2-

Peygamberler Tarihi- M. Fikret BİLGE)