Büyüklerin sözlerinin büyüklüğünü anlamak büyüklük
istiyor. Tekstil sektöründe önemli konumlarda yöneticilik yapan bir
işadamımızın iflas sonrası ifadeleri bu büyüklüğü anlamaya yetiyor. En büyük
pişmanlığının babasının öğüdüne uymamak olduğunu söyleyen işadamı, sadece
rahmetli babamın öğüdüne uymadığım için bunlar başıma geldi diyebilirim.
Bankaya gitmek zorunda kalırsan sakın ha ikram ettikleri bir şey alma
demişti! diyor. Görüyoruz ki, bu ülkeyi en iyi damdan düşen anlıyor.
İstikrardan olsa gerek firmaların rekabetin getirdiği
süreçte ayakta kalmak adına borçlandığını, bu sürecin şirketler için tehlikeli
olduğunu gözlemliyoruz. Bu anlamda hemen hemen her gün damdan düşen sayısı
artıyor. Damdan düşmemek adına büyüme hevesiyle, birtakım enstrümanlar
aranıyor belki, insanlar oralara doğru meylediyor ama bu mantık çözümü değil,
sadece düğümü tetikliyor. Ve ne yazık ki bu, damdan düştükten sonra fark
ediliyor.
Ekonomi uzmanları uyarıyor: Türkiye de AVM lerin
açılması nedeniyle bir yarış haline gelen ve dolayısıyla firmaların, hangisinin
kâr getirdiği, hangisinin getirmediğine bakmadan her yerde mağaza açmasıyla pek
çok firma tamamen borçlanma ve krediyle büyüyor. Ekonomik olarak batmış durumda
değiller belki ama bankalara, kredilere çok açıklar . Bu gerçeği görebilmek
için küresel kriz sonrasındaki parasal genişleme dalgalarına rağmen gelişmekte
olanların neden iki yıldır büyüme ivmesini kaybederek durgunlaşma eğilimine
girdiğini sorgulamak gerekiyor.
Mikro bazda yaşananlar aslında makro bazda da gelişmelerin
bir habercisi durumunda. Son aylarda gelişmekte olan ekonomilerde yaşanan
olumsuzluklar, küresel koşulların hızla değiştiği anlamına geliyor. Yine
uzmanlara göre, yaklaşık iki yıldır kademeli olarak durgunlaşan söz konusu
ekonomiler, son aylarda paralarında yaşanan değer kaybı sayesinde bu durumdan
kurtulamayacak; tam aksine durma ve gerileme dönemine girecek; sorunlar ve
riskler açığa çıkacak, fiyatlarda genel düzeyi ile birlikte ciddi kırılmalar
yaşanabilecek .
Krizi fırsata çevirmek isteyenlerin vergi rekortmeni olan
bankalar olduğu ortada iken, iş hayatındaki riskini fırsat buldukça artırmaya
çabalayanların neye kurban gittiklerini anlamayacak olması da düşündürücüdür.
Ekonomist Nouriel Roubini gelişmekte olan ülkelerden endişeli olduğunu ve bu
ülkeler arasında Endonezya, Brezilya, Hindistan, Ukrayna ve Türkiye yi sayması
mesaj almak isteyen için işaret hükmündedir. Bu işareti sadece iflas edince
görmek, kırmızı ışığı fark etmeyip kaza yapmak gibi bir şey Yoksa şartlar bizi
renk körü yaptı da biz mi kırmızı çizgileri yeşil görmeye mi başladık!
Nereye gittiğini görmeyenler için baba öğüdü sağlam bir
kulp iken, denize düşenin yılana sarılmak istemesi, öğüdün ciddiye alınmadığını
gösteriyor. Ciddiye almamız gereken diğer bir konu ise, yapılan öğüdün kredi
alma değil, ikram ettikleri bir şey alma olduğudur. İşadamlarımızın bir kez
iflas etme hakkı vardır. Çünkü bu, kırmızı çizgileri daha iyi fark etmeleri
için bir lütuftur. Türkiye yi, ekonomiyi ve olayları anlamak bu lütufla
mümkündür. Bu lütuftan mahrum olanlar ise, sadece baba öğüdü nü değil, hoca
öğüdü nü de tutmadıkları için her iki cihanda da iflas etme riskiyle karşı
karşıyadır.