“Ben merd-i meydan, yani toprağın ve kanın gürzü, güllerin bin yıllık mezarı bendedir! Yukarıdan bakarım efendilerin pusatlarına… İnsanların bütün sabahlarını merak ederim. Gök hırpalanmaktadır merakımdan, ıtır kokan benim yumruklarımdır, benim kavgamdır o, aşk diye tanınan...” İsmet Özel
İnsanların bütün sabahlarını merak edecek Müslüman. İradenin gereğini icra edecek. Yüreğin zarafetinin hakkını verecek. Sabahları ilgisiz bırakmayacak. Müslüman ne demek? Yaratanın yeryüzündeki halifesi değil mi? Yani aslında ev sahibi… Evi, evin içindekileri, evin içindekilerin; kabiliyetlerini, kerametlerini, faziletlerini, şecaatlerini, fecaatlerini, nedametlerini, belki hicretlerini merak edecek ev sahibi…
Kur’an-ı Kerim’e inanıyorsan, Hristiyanların ve Yahudilerin konuşma hakkı olmadığını bilirsin. Geri kalanları ciddiye dahi almazsın. Aldığın nefes Kur’an olur. Peygamberlere inanıyorsan iyilik adına savaşmayı şiar edinirsin. Az bile olsan, tek bile kalsan, çıkarsın meydan yerine ve haykırırsın: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur!” Hud Sûresi / Güzel ahlakı tam etmek için gönderilene, kainatın gelmiş geçmiş en büyük devrimcisine yani iki cihan serveri Hz. Muhammed Mustafa’ya inanıyorsan, az güler çok ağlarsın. Çünkü ev sahibisin.
Cihada inanıyorsa, dövüşür Müslüman. Nefsi ile dövüşür. Annesinin, babasının, eşinin, çocuklarının, akrabalarının nefsi ile dövüşür. Genel olarak insanların heva ve hevesleri ile, cehaletleri ile, gafletleri ile hatta ihanetleri ile dövüşür. Kansız insanlar tarafından kurulan, kan emici sömürü düzeni ile dövüşür. Faizci kapitalist nizam ile dövüşür. İnsanların yaşam haklarını ellerinden alan Firavunist küfür sistemleri ile dövüşür. Dünyanın ahlakını bozan, sapkınlıklarla dövüşür. Bırak çocukların canına kast eden katilleri, çocukların üşümesine sebep olan karayelle dövüşür! Bırak annelere işkence eden zalimleri, annesine “öf” bile deme gafletinde bulunan şımarık evlat ile dövüşür. Ne için bu kadar kavga dövüş biliyor musun? Çünkü Müslüman haklı olmanın, mutlu olmaktan daha önemli olduğunu, rahatlığın bu dünyada değil ancak ahirette olduğunu bilir. Ancak kabirde istirahat edebileceğini bilir… Cihadı bildiği gibi şehadetin mertebesini de bilir. Çünkü Müslüman, ev sahibidir. Nizam da düzen de ev sahibinin mesuliyetindedir…
Müslüman, ev sahipliği gereği, her şeyi okur. Her şeyden nasiplenir.
Müslümanlar Müslüman olduğuna ikna edildiğine, ev sahipliğinin altı çizildiğine göre artık ev sahibinin özelliklerini konuşabiliriz. Müslüman oralete değil, çaya inanır. Yağmurun toprakla olan muhabbetine inanır. Ardından Rizeli amcanın, teyzenin gayretine, çayı alanın, çayı demleyenin, çayı ikram edenin hatta o çayı içenin hidayetine inanır. Bir bitki olan çay üzerinden kurulan binlerce denklemin Rabbine inanır. Ev sahibinin, Rabbe olan inancı, onu ne bulursa okumaya sürükler. Merak etmeyenin, araştırmayanın, okumayanın imanı zayıftır. Sormayanın, sorgulamayanın, dinlemeyenin imanı zayıftır.
Hakikat ile yoldaş olmak isteyen okur. Kur’an-ı Kerim’i okur; Yaradan ile, İslam ile, iman ile tanışır. Hadis-siyer okur, Rasulullah’ı ve onun namazını rehber edinir. Kelam okur. Nedensellik bağlantısı kurmak için çabalamayı öğrenir. “Ol” emrinden başka bir ilk nedene varamayacağını kabullenir. Fıkıh okur. Atacağı adımın kaidesini ve denetimini öğrenir. Mezhepler tarihi okur. Ulemanın ilminden, görüşlerinden istifade eder. Tasavvuf okur. Kalplerin ancak Allah’ı anmak ile tatmin olabildiğini deneyimler. Tarih okur. Yaşanan ve tekrarlanan olaylardan, insanoğlunun gerçeği ile tanışır. Felsefe okur, istikameti olmayan bir hakikat yolculuğunun sonuç vermeyeceğini, arayışın ancak Allah’a teslimiyet ile birlikte bir mana ifade ettiğini fark eder. Coğrafya okur. Rabbin tasarımına dair imanı artar. Akıbetini, yerini, yönünü tayin edebilir. Edebiyat okur, kelimelerin kalbi hasta veya tedavi edebileceğini görür. Allah için yapılan edebiyatın ruhu inşa ve ihya ettiğine şahit olur. Psikoloji okur.Tüm canlılarınruhsal derinliklerini çözümlemeye gayret eder. Sosyoloji okur. Toplumsal tanımlamaları, yönelimleri, eğilimleri, deneyimleri analiz etmeye çalışır. Fizik, kimya, biyoloji, astronomi okur. Evrenin, gezegenlerin, yıldızların, insanların, hayvanların, bitkilerin hatta gözle görülmeyecek kadar küçük varlıkların tüm sırlarına vâkıf olur. Sırların sırrına giden hakikat yolculuğunda imanı perçinlenir. Matematik okur. Eşref-i mahlukat olarak yaratılan insanoğlunun, kabiliyetinin nişanesi olan nice sistemin kurulmasının ve uygulamasının yolunu yordamını öğrenir.
Sonuç itibarıyla ev sahibi olduğunun bilincinde olan Müslümanlar, okurlar. Kendilerini her alanda temel düzeyde de olsa geliştirmek için çabalarlar. Bilirler ki yaratıcının sözlerini ağzına alanların, temsilin ağırlığından dolayı her konuda söyleyebilecekleri bir sözleri olmalıdır. Besmele çeken adam, ardına evrenin tüm ilimleri hakkında bir cümle dizmelidir. Dizmelidir ki, ortaya kalite çıksın. Ortaya ev sahipliği çıksın. Donanımlı olmayan, kendini geliştirmeyen Müslümanlar, İslam’a zarar verirler. Ve cehaletleri ile birlikte helak olurlar…