Bismillahirrahmanirrahim. Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.

İnanmadıkları halde inandık diyen bir takım insanların varlığı, Kur’an’ın bize haber verdiği şeylerdendir. BAKARA 8: “İnsanlardan bazıları vardır ki, inanmadıkları halde ‘Allah’a ve ahiret gününe iman ettik’ derler.” Böylesi insanlara münafık denmektedir. Münafık, bazı sebeplerden dolayı zahiren Müslüman görünmek, ancak içinde inkârcıların din ve düzenlerini benimsediği halde bunu gizleyen kimsedir. Münafık olanlar, köstebekler gibi gizliden inkârcılara hizmet etmeyi kendilerine meslek edinmişlerdir. Münafık denince; İslam toplumu içinde Müslümanların sahip olduğu nimetlerden istifade edebilmek veya birtakım gizli yollar ve entrikalarla İslam toplumunu içten yıkmak için, asıl niyetlerini ustaca gizleyip Müslümanlara karşı kendisini inanmış gösteren kimseler anlaşılmalıdır. Bu kesimi tanımak için de ciddi bir gayretin gösterilmesi gerekir. Ancak münafıkları tanıma işi Kur’an ve Sünnetin rehberliğinde yapılırsa sonuç verir. Münafığın temel vasıflarından biri ikiyüzlü riyakâr, içi başka dışı başka olmasıdır. Bu özellikler, Müslümanda olmaması gereken çirkin sıfatlardır. Münafık, kendini gizleyerek inanmış bir toplumu aldatmak ister. İnsan, kâfirin inkârcı olduğunu bilir ama münafığın münafık olduğunu anlamakta zorlanır. Kâfir mert, münafık ise korkak ve hilekârdır. Kâfir kendi menfaati için inkârı konusunda yalana sarılmaz, münafık kendini gizlemek için daima yalanı ve hilekârlığı bir vasıta olarak kullanır. Müslümanlar için en tehlikeli olan grup münafıklardır. Çünkü onlar, Müslümanlara benzer, onlar gibi görünür, toplantılarına katılır, fikir beyan eder ama onlar gibi inanmazlar. Sadece kendi basit çıkarlarını düşünürler. Ayrıca, nifak hastalığının tedavisi, küfür illetinden daha zordur. Çünkü münafık, hasta olduğu halde doktorun önünde hastalığını gizleyen kimseye benzer. Kâfirin hastalığı meydanda olduğu için, birtakım yollarla kendisine yaklaşılıp tedavisi mümkün olabilir. Münafık ise, sağı solu belli olmayan bukalemun bir kişilik olduğundan kendisine nüfuz etme yolu bulunamaz. İslam’a zararları bakımından münafıkların kâfirlerden daha tehlikeli olduğu münakaşa götürmez bir gerçektir. Vücudun zayıf anını kollayan mikroplar gibi, İslam toplumu içinde daima onların kritik anlarını fırsat bilip her türlü melaneti yapan münafıklar, “adil düzen” davasının baş düşmanlarıdır. Nerede, ne zaman ve nasıl karşımıza çıkacakları belli olmadığı için kendilerine karşı tedbir alma imkânı da zordur.

Münafıkların işi gücü aldatma ve aldanmadır. BAKARA 9: “Allah’ı da, müminleri de güya aldatırlar. Hâlbuki onlar kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar.” Kalplerinde hastalık vardır: BAKARA 10: “Onların (münafıkların) kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için acıklı bir azap vardır.” Islahçı değil ifsatçıdırlar: BAKARA 11-12: “Kendilerine yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman ‘biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Gözünü aç, onlar muhakkak ki fesatçıların ta kendileridir. Fakat farkında değildirler.”Münafıklar, ifsatçıdır. Fakat ifsatçı olduklarını kabul etmezler. Fesat, günah işlemek ve günahı topluma yaymaya çalışmaktır. Yeryüzünde Allah’a isyan eden, kötülüğü ve haramı emreden kişi, fesat çıkaran kimsedir. Islah, Allah’a itaat ile ifsat ise da Allah’a isyan iledir. Günümüz ile ilgili olarak diyebiliriz ki Milli Görüş ıslah yoludur ve bu yolu Saadet Partisi temsil etmektedir. Erbakan hocamızın dediği gibi Saadet Partisi’nin dışındaki partilerin hepsi ifsat yolunu temsil etmektedirler. Münafıklar, hayatı “iman ve cihad” olarak gören samimi Müslümanlara karşı alaycıdırlar. BAKARA 13-15: “Onlara (münafıklara) ‘insanların (samimi Müslümanların) inandığı gibi inanın’ denilince, ‘biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?’ derler. Dikkat et ki (asıl) beyinsizler hiç şüphesiz kendileridir. Fakat bilmezler. Onlar müminlerle karşılaştıkları zaman ‘(biz de) iman ettik’ derler. (işbirliği içinde oldukları) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise: ‘biz sizinle beraberiz, biz onlarla sadece alay ediyoruz’ derler. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar.” Onlar inkârcıları dost ve stratejik müttefik edinen ve İslam ile batıl arasında bocalayıp duran kimselerdir. Müminlerin iyiliğe uğramalarına üzülüp başlarına bir bela geldiğinde sevinirler: Kötü propaganda yaparlar: NİSA 83: “Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelse onu yayarlar…” İftiracıdırlar, İslam’ın hükmüne razı olmazlar. Dış görünüşleri aldatıcıdır. Kötülüğü emredip, iyilikten men ederler. Bu özelliklere sahip olanları tanımak ve bunlara karşı tedbirli olmak bir Müslümanlık görevidir. Bunları tanıyıp onlardan olmamak için çaba gösterenler ancak kendilerini kurtaran kimseler olabilirler.

İman netlik ister. Hakkı batıla karıştırmak ve dünya menfaati için İslam düşmanlarıyla birlikte olmak iman ile bağdaşacak bir yöneliş olmaz. Böyle bir yönelişin kazanması da olmaz. BUHARİ, EDEBÜL MÜFRET: “Münafığa, seyyid (efendi, sayın) demeyin. Çünkü o sizin efendiniz olursa aziz ve celil olan Rabbinizi gazaplandırmış olursunuz.” Hayatın her alanında olduğu gibi siyaset alanında da Müslümanlar münafıkların siyasetini benimsemiş gafiller karşısında uyanık olmak zorundadırlar. Biz, kimseyi itham edemeyiz ancak Kur’an ve Sünnet rehberliğinde doğru bir siyasete sahip olmanın gayretini güderiz. Yolu yanlış olanlara da münasip bir üslup ile nasihat ederiz. Hidayet Allah’tandır. Dileyeni Allah hidayet yollarına iletir. Asrımızda bizim için doğru olan siyaseti Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi temsil etmektedir. Bu kuru bir zandan ibaret bir iddia değildir. Bu, bütün tarihi gerçekliliği ile açığa çıkmış ve haklılığı ispatlanmış bir istikamettir. Toplum, günün birinde içinde bulunduğu kafa karışıklığından kurtulup mutlaka Saadet Partisi ile bütünleşecektir. Bu bütünleşme herkesin saadeti olacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…