Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Şüphesiz müminler kardeştirler. Onlar; Allah’ın yoluna uymuş, Kitabı Kur’an’a tabi olmuş, aynı davaya baş koymuş, aralarında merhametli, İslam düşmanı inkârcılar, müşrikler ve münafıklar karşısında dik duran sert ve mücahit insanlardır. Aralarında büyük bir sevgi ve dayanışma bulunur. Onlar; sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak, tek bir teşkilat halinde, Allah yolunda mücadele ederler. Çünkü Allah yolunda cihat etmek kesin bir emirdir. Müminler; Allah’ın ipine hep berber sıkıca sarılırlar, aralarında tefrika yapmazlar. Müminler; güzel ahlaklıdırlar, bu yüzden birbirleriyle ülfet ederler, kardeşliklerini bozacak hatalı davranışlardan sakınırlar. Nefislerini terbiye ederler. Böylelikle kendilerini, bencillik, kin ve nefret, haset, dedikodu ve gıybet gibi kötü huylardan korumuş olurlar. Müminler; aralarında sözün en güzelini söylemeye dikkat ederler. Böylelikle arabozucu şeytanlara fırsat vermemiş olurlar. Şeytanın ve nefsin müminlerin arasındaki birlik ve ülfeti bozmak için en çok başvurduğu yollardan biri ise çıkar kavgasıdır. Eğer müminler, arzularına yenik düşerse, makam ve mevki sahibi olmak için kardeşleriyle çekişmeye başlarlar. Hayırda yarışması gereken müminler, çıkar için birbirlerine düşerse, bu Allah ve Resulü’ne isyan etmek olur.

Enfal 46: “Allah’a ve Resulü’ne itaat ediniz, Kur’an’ı ve sünneti uygulayınız. Birbirinizle didişmeyiniz, çekişmeyiniz, düşmanca bir mücadele içine girmeyiniz. Çekingen, korkak ve yılgın hale gelirsiniz. Manevi gücünüz, kamuoyundaki etkiniz ve itibarınız kaybolur. Maddi gücünüz, kuvvetiniz, devletiniz, liderliğiniz elden gider. Sabırla mücadeleye devam edin. Allah sabrederek mücadeleye devam edenlerle beraberdir.” Bu nedenle müminler, kesinlikle kardeşleri ile arasında bir çekişme, rekabet ortamı oluşmasına engel olurlar. Herkes haddini hududunu bilmelidir. Mütevazı, alçak gönüllü olmak, rekabet tehlikesini yok eder. Kardeşlerini kendinden üstün tutmak, yani her durumda fedakâr davranmak ve bundan zevk almak inancın gereğidir.

İMAN EDENLER

Kıskançlık, rekabet ve hırs, iman edenler arasında birliğin ve kardeşliğin önündeki en büyük engellerdir. Makam ve mevki hırsı sonucu doğabilecek herhangi bir rekabet, insanların birbirlerine olan sevgisini azaltır. Oysa iman edenler için sonsuz bir sevap kaynağı mevcutken birbirlerinin önünü tıkayıp, haksız rekabet ve kıskançlıklarla vakit geçirmenin hiçbir anlamı olmaz. Allah rızası için yapılacak cihatta rekabet değil, hayırda yarış ve dayanışma olur. Bu nedenle müminler, İslam ümmetinin bir insan vücudu gibi olduğunu, her organın bir diğerinin yardımcısı ve destekçisi olduğunu unutmaz ve kardeşlerinin başarılarını kendi başarılarıymış gibi görürler. Bu, son derece önemlidir. Müminler şöyle dua ederler. Haşr 10: “… Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma. Rabbimiz, gerçekten sen çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin.” Bizden öncekiler; ölmüş olanlarımız, bizden önce bu davaya hizmet etmiş büyüklerimizdir. Bu duayı bu günlerde çokça okumalıyız. Müminler arasında bir çekişme ya da kırgınlık yaşanması herkese zarar verir. Dolayısıyla iman edenler böyle bir harekete asla tevessül etmezler. Müminler birbirlerinin velileri olmadıkları takdirde, aralarındaki kardeşlik düzeni bozulur, fitne ve fesat ortalığı sarar. Enfal 73: “İnkâr edenler de, doğal olarak birbirlerinin velileri, koruyucuları ve müttefikleridir. Eğer siz de kendi aranızda böyle organize olmuş güçlü ve etkin bir toplum oluşturmak için üzerinize düşeni yapmazsanız, yeryüzünde baskı ve zulme dayalı rejimler boy gösterecek; kan ve gözyaşı asla dinmeyecek, bütün dünyayı korkunç bir fitne saracak ve büyük bir kargaşa, anarşi, yozlaşma ve fesat baş gösterecektir.” Kur’an baştan sona ilimdir. Müminler, bu ilimden istifade ederler ve onunla hayatlarına yön verirler. Kur’an ilmi önlerindeyken parçalanıp ayrılığa ve anlaşmazlığa düşmezler. Kur’an ilminden yararlanmamak, fert ve toplum için büyük bir azap olur.

TESLİMİYET

Mümin; Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarına tam ve kâmil manada teslim olmuş kimsedir. Onlar zanlarını Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarının önüne geçirmezler. Kur’an’ın şu hükmü her mümin için ufuk açıcıdır. Enam 159: “İnançlarını özünden saptırarak tanınmaz hâle getiren ve bütün elçilerin ortak çağrısı olan hak dini paramparça edip birbirine düşman gruplara ayrılanlara gelince, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların hesabının görülmesi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah yapmakta olduklarını birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir.” Kibir, kıskançlık, çekememezlik, kötü söz söyleme, çekişme müminlerin değil; inkârcıların özelliğidir. İman eden her insan, şu ayetin hükmüne girmekten şiddetle kaçınmalıdır. Maide 54: “Ey iman edenler; sizden kim dava ve düzen olarak dininden dönerse, bilsin ki Allah, kendisinin onları sevdiği onların da kendisini sevdiği, müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve güçlü, Allah yolunda cihat eden ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. Bu Allah’ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah’ın lütfu ve nimeti geniştir, O bilendir.” Teslim olmak, laf ile değil eylem iledir. Teslim olmanın eylemi ise İslam kardeşliğidir. Bu kardeşlik ise sadece “iman ve cihat” şuuru ile gerçekleşir. Müminlerin zaferi, bu kardeşlik düzeni ile mümkündür.

VAKTİ GEÇMESİN

Millî Görüş, bu asrın en mühim kardeşlik ve fetih hareketidir. Bu hareket, bir inanç ve eylem birliği hareketidir. Millî Görüş; birlik ve beraberlik içinde olmak, adil bir düzeni kurmak inancıdır. Bu bakımdan Millî Görüşçüler, tabi tutuldukları kardeşlik sınavından da, vakti geçmeden başarıyla çıkmanın derdini taşımak zorundadırlar. Hepimiz imtihandayız. Herkes kendi ahiretini dokuyor. Selam hidayete tabi olanlara…