Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Müminin sırdaşı, mümin olur. İslam’a teslim olmuş Milli Görüşçüler olarak, kâfirleri, müşrikleri, münafıkları, davası İslam olmayan fasık ve facirleri sırdaş edinmemiz düşünülemez. Böyle bir tercih, bizi Milli Görüş davasından uzaklaştırır. Herhangi bir konuda, dışımızdakilerle temel esaslarımız doğrultusunda stratejik ittifaklar kurabilir amma, bunlarla dava kardeşliği bağlamında bir ilişkiye girilemez. Dava kardeşinle paylaşmadığın şeyleri, bunlarla paylaşmak, onların takdirini kazanmayı, dava kardeşinin dostluğuna, katkısına ve duasına tercih etmek inananlara hiçbir şey kazandırmaz, kaybettirir. Bu tercihin hesabı, ne bu dünyada ne de ahirette zor verilir. Allah’ın mülkünde, Allah’ın davasını hâkim kılmak için cihat edenler, birlikte cihat ettikleri kardeşlerini kırıp dökmezler, başkalarını da onlara tercih etmezler. İslam bağlayıcıdır ve müminlerin ittifakını emreder, tefrikayı ve ötekileştirip dışlamayı yasaklar. İslam’da ehliyet ve liyakat sahibi kimselere, benim gibi düşünmüyor diye tavır koymak, ilgiyi alâkayı kesmek, yalnızlığa terk etmek, meşru taleplerine karşı ilgisiz davranmak yoktur. Müslümanlık aynı zamanda adab-ı muaşerettir. Birlikte yaşama ve birlikte kazanma şuuru kazanmak gerekir. Günümüz Müslümanlarının, önemli zaaflarından birisi de, Batı’nın kınamasından çekinerek, Kur’an ve sünnette sabit birçok hüküm ve kavramı ya yok sayma veya sulandırma yoluna gitmeleridir. Şeytana, şeytan demeden, şeytanla mücadele edilmez. Şeytan ve adamlarının rızasını gözeterek, Kur’an ve sünneti hayata ikame edilemez. Sırdaşlık konusunda Rabbimiz Allah emrediyor. Al-i İmran 118-120: “Ey iman edenler! Kendinizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar aranızda fesat çıkarmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Kinleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinin gizlediğiyse daha büyüktür. Eğer akıl ediyorsanız size ayetleri açıkladık. Sizler, işte böylesiniz. Onları seversiniz, oysa onlar, sizi sevmezler. Siz, kitabın tümüne inanırsınız. Onlar, sizinle karşılaştıklarında, 'İnandık' derler. Kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: 'Kin ve öfkenizle ölün.' Şüphesiz Allah, kalplerde saklı duranları bilendir. Size bir iyilik dokunursa onları huzursuz eder. Ama size bir kötülük dokunduğunda bundan dolayı sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız onların oyunlarının size bir zararı dokunmaz. Allah onların yapmakta olduklarını, ilmiyle kuşatmıştır.” Bu ayetlerde Allah Teâlâ, mümin kullarını, her türlü tehlike karşısında bilgilendirip uyarıyor. Onlara, dostlarını ve düşmanlarını tanıtıyor. Kimleri sırdaş edinip edinmeyeceklerini kendilerine bildiriyor. Hayırlı, iyi ve güzel olan faydalı şeyleri emrediyor, kötü, çirkin ve zararlı şeylerden sakındırıyor.

ALLAH

Allah; iman edenlerin velisi, koruyucusu, emirlerine itaat ettikleri hak ilahtır. Onları şüphe, inkâr ve cehalet karanlıklarından, hidayet, iman ve ilim aydınlığına, nura çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise batıl ilahlar ve yoldan çıkmış azgınlardır. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. Karanlıklardan kasıt, dalâlet; nurdan kasıt ise, hidayettir. Allah, takva sahihlerini inanarak ve inançlarını uygulayarak zafere ulaşmaları dolayısıyla kurtarır. Allah, müminlerden, mallarını ve canlarını cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda, Kur’an nizamını kurmak için cihat ederler. Allah; müminlere, kendileri gibi olmayanları veli ve sırdaş edinmelerini yasaklıyor. Müminlerden olmayanlar; 1-Yalnızca Allah’ı Rab, İslam'ı din ve düzen, Allah Resulünü önder kabul etmeyenler. 2-Müslüman olmuş görünenler, yegâne hüküm koyucu Allah ile beraber, başka hüküm koyucu olanları ve hükümlerini kabul edenler. 3-Hayatlarında bazı konularında Allah’a itaat ediyor gibi görünüp, birçok konuda egemen azgınlara isteyerek, inanarak tabi olanlar. 4-İslam’ı kabul etmiş görünüp, hayata faizci kapitalizmi ve beşeri hükümleri egemen kılanlardır. 5-İslam ile hayatın arasına kaim duvarlar koyanlar ve İslam’ın hayata hâkim olmaması için her türlü önlemi alanlar. 6-Allah Resulüne, tabi olduklarını yarım ağızla söylemelerine rağmen, hayat önderi ve örneği olarak Batı’ya ve batıla yönelip itaat edenler, Batı müktesebatına, emir, talimat ve adetlerine uyanlar. 7-Biz de Kur’an’a bağlıyız, Kur’an, bizim de kitabımız dedikleri halde telkin ettiği adil düzene karşı çıkanlar. Bunlar, iman edenlerden değildir. İşte müminler bunları sırdaş edinemezler.

DEĞİŞMEYEN HAKİKAT

Müminler; kendilerinden olmayan inkârcı Yahudi, Hıristiyan, Müslüman görünümlü işbirlikçi münafıkları, stratejik ortak ve sırdaş edinirse kaybeder. Müminlerin emiri, Hz. Ömer’e şöyle bir teklifte bulunulmuştur: “Burada, hıfz bakımından kendisinden daha kuvvetli ve daha güzel yazı yazan bir kimse bilinmeyen, Hıreli bir Hıristiyan bulunmaktadır. Eğer münasip bulursan, biz onu, kendimize kâtip edineceğiz.” Hz. Ömer bunu kabul etmez ve şöyle der: “Bu durumda sen, müminlerden başkasını sırdaş edinmiş olursun.” Peygamberimiz: “Müşriklerin ateşiyle aydınlanmayın…” buyurmuştur. Yani onlarla din ve düzen konusunda istişare etmeyiniz. Müminlere şeytan ve adamlarının yoluna tabi olmak yasaktır. Değişmeyecek hakikat; müminin sırdaşı mümin olur.

SON YÜZYILDA

Son yüzyılda İslam toprakları, kitaplı ve kitapsız emperyalist şer güçler tarafından işgal edilmiş ve esaret altındaki mazlum müminler, şirk ve küfürden kaynaklanan cahili yönetimler tarafından sömürülüp perişan edilmiştir. Irkçı emperyalizmin ve Batı’nın kontrolündeki İslam ülkelerinde, cami ve mescitleri dolduran eli abdestli, ağzı oruçlu ve kendisini Müslüman kabul eden milyonlarca insan, dayatılan batıl düzenlere rıza gösterdikleri için, zillet içinde yaşıyorlar.

Bu zilletten kurtulmanın cihadını da yapmıyorlar. Sonunda Peygamberimizin dediği gibi; kişi, dost ve veli edindiği kimselerin dini ve düzeni üzerinde oluyor. Bu, Müslümanlar için kabul edilebilir bir durum değildir. Çare; İslamsız saadet olmaz inancına sahip müminlerden olmaktadır. Hayat, iman ve cihattan ibarettir. Bana sırdaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. Selam hidayete tabi olanlara…