Milli görüş demek; sağlam bir temel demektir. 30 Ekim tarihinde ise, güçlendirme çalışması yapılacaktır.
Evvela bu tespitimizin doğru anlaşılmasını arzu ederiz:
Güçlendirme çalışması ancak temeli sağlam olan yapılar için mümkündür. Çürük yapılar ise; ya kendiliğinden çökerler, ya da yerel yöneticilerin müdahalesiyle yıkılıp yok olur giderler. Bu konu çok iyi bilindiği için, Saadet’in milletle buluşması sürekli ötelenmiştir.
Saadet Partisi’nin TBMM’den uzak tutulması bir projeydi ve Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Yaşadıklarımız ve muhtemel yaşanacaklar çok büyük oranda bu nedenle olmuştur. Hiç şüphesiz ki bu, şeytani bir projeydi ve elan geçerliliğini devam ettirmektedir. Umuyor ve diliyoruz ki SP, gireceği büyük kongrede prangalarından kurtulacak ve “işte bu” dedirtecek duruşuyla ülke siyasetine yön verecektir. Bu da büyük oranda ekiple yapılabilecek bir iştir.
Şu anda mecliste birbirinden farklı görünen dört parti mevcut! Ama ülke sorunlarına, bölgemizde yaşananlara ve dünya meselelerine dair farklı ve anlamlı çözümleri bulunmamaktadır. İktidar partisi de öyle muhalefetteki partiler de öyle. Bu kifayetsizlik ve bırakılan muazzam boşluk nedeniyle elin gavuru 10.000km. Uzaktan geliyor ve bölgeyi, hatta ülke ve şehirleri dizayn etmeye çalışıyor.
Bazı kişilerin; «Ee, Cumhurbaşkanımız buna benzer konuşmalar yapıyor ya...» dediklerini duyar gibiyiz. İşte problem olan tam da burası! Bizimle Cumhurbaşkanı arasında bir fark olması gerekmiyor mu? Ülke idaresiyle ilgili en tepe noktada bulunması mesul makamda bulunmayanlardan ayrı davranmasını gerektirir. O da elbette ki konuşmalı. Ama o, bizden farklı olarak, gereğini de yapmalı.
Bulunduğumuz coğrafyanın sorumlu olanlara yüklediği önemli vazifeler var. Bizler çok iyi bilmekteyiz ki; Türkiye ayağa kalkmadan hiçbir şey değişmez. Türkiye ayağa kalktı mı, bütün bir coğrafya hatta dünyadaki tüm ezilenler ayağa kalkar. Onun için, önce Türkiye›nin kendisine gelmesi ve ayağa kalkması gerekir.
Peki, Türkiye›nin ayağa kalkması nasıl olacak?
Bu, elbette Milli Görüşçülerin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Onun için de Saadet Partisi’nin hafta sonu yapacağı büyük kongresi son derece büyük bir öneme sahiptir. Kongre sonrası da elbette ki çok önemlidir. Milli Görüş fikriyatının güncellenerek gelecek kuşaklara aktarılması ve ülke yönetimi için hazır hale getirilmesi en başta gelen sorumluluklardan biridir.
Güncele dönecek olursak; bakınız;
Toprak ayağımızın altından kayıp gidiyor.
Sıra Türkiye’de.
İçeriden ve dışarıdan topyekûn bir saldırıyla karşı karşıya bulunmaktayız. Öyle, küresel sistemin kurumlarıyla anlaşarak veya bütün bir geleceği denge politikalarına bağlayarak bu iş olmaz. Bizi biz yapan değerleri egemen kılmadan özlenen inkişafın yapılması mümkün olmayacaktır.
İşte; Saadet Partisi’nin en anlamlı farkı burada ortaya çıkıyor. Milli görüş hiçbir zaman palyatif denebilecek tedbirlerle, günü kurtarma politikalarıyla milletin huzuruna çıkmamıştır. Saadet’in nihai hedefi İslam Birliği’dir ve onun ilk adımı olan D8’lerin işler hale getirilmesidir.
İnşaAllah Saadet Partimiz, güçlü altyapısıyla, sağlam temeller üzerinde yükselerek; günümüzü kucaklayacak ve emin adımlarla geleceğe yürüyecektir.