Gerek ANAP ve gerekse AKP, Millî Görüşçü olmadıkları halde, Millî Görüş sayesinde iktidara gelmişlerdir.

Bu sebepten, bu yanılgıları önlemek ve Millî Görüşçü seçmenin yoluna ışık tutmak için gerçekleri bütün çıplaklığıyla, gözler önüne sermek ihtiyacını duyuyorum. Üstelik hem ANAPve hem de AKP nin iktidara geliş, ya da getiriliş biçimi ufak tefek farklarla birbirine benzemektedir.

Meselâ, ANAP 12 Eylül askerî darbesi sonunda, husûle gelen boşluktan yararlanarak kolayca iktidara gelmiştir.

AKP ise 28 Şubat post-modern darbesinin, meydana getirdiği anaforlar yüzünden, Millî Görüşçü seçmenin, AKP yi gerçek bir Millî Görüşçü parti zannederek yanılması sebebiyle kolayca iktidar olmuştur.

Yani ANAP ta, AKP de, normal ve sağlıklı demokratik şartların ürünü olmayıp, anormal darbe şartlarının ürünüdür. Başka bir deyişle meşruiyetleri tartışılabilir.

Bilindiği gibiANAP, Turgut beyin zayıflama bahanesiyle gittiği ABD de, katıldığı bir iş yemeğinde, IMF ve Dünya Bankası başkanlarının ve ayrıca Türkiye ye borç para vermiş olan 7 Yahudi bankası başkanlarının destek ve tasvibi neticesinde kurulmuştur.

AKP ise, Sayın Gül ve Sayın Erdoğan ın ABD de bulunduğu bir zamanda, yine IMF nin ve CISIS gibi siyonist teşekküllerin tasvibi ile kurulmuştur. Hatırlanacağı üzere, CISIS denen siyonist kuruluş, ortada fol yok yumurta yok iken kalkmış, tıpkı ÇevikBir in yaptıkları gibi, sayın Erdoğan a Üstün Cesaret Madalyası takmış, Sayın Erdoğan bu minnettarlık karşısında milletimizin başına belâ olan IMF nin ne kadar faydalı ve iyi bir kuruluş olduğunu öve öve bitirememiştir.

ANAP vaktiyle çekirdek kitle olarak, sahipsiz kalmış olan Millî Görüş oyuyla, iktidara gelince, tabir caizse, bizim taşımızla bizim kuşumuzu vurmuş, bu iktidara geliş sonucunda, sayın Turgut Özal tarafından baba Bush a bizim kuşumuzun eti ikram edilmiş, baba Bush da kalkmış bu hızla Birinci Körfez Savaşı nı başlatmıştır.

AKPise yine yanılgıya düşürülmüş bir kısım Millî Görüşçünün oyuyla iktidara gelmiş, tıpkı ANAP misalinde olduğu gibi bizim taşımızla bizim kuşumuzu vurmuş ve bu kerre de o kuş pişirilip oğul Bush a ikram edilerek İkinci Körfez Savaşı çıkartılarak Irak işgal edilmiştir.

Bir başka ilginç benzerlik ise, ANAP ın Türk askerini, ABDaşkına Irak a savaşmaya gönderme girişimidir. Bu girişim, bilindiği gibi Sayın kurmay başkanlarımızdan Necip Torumtay ın istifası ve protestosu ile direkten dönmüştür. Tıpkı bunun gibi Erdoğan ve Gül ün Türkiyemize 62 bin ABDaskerini konuşlandırarak, Irak ı kuzeyden vurma girişimi ise bu sefer, TBMM nin, bir oy fark ile, 1 Mart tezkeresini red etmesi ile yine direkten dönmüştür.

Bütün şu anlattıklarımız ve söz uzamasın diye anlatmaktan vazgeçtiğimiz sıra dışı olayları ülkemiz niçin yaşamaktadır Niçin olacak, Türk demokrasisi henüz rayına oturmadığı için. Seçmenlerimiz sık sık darbelerle ve darbe etkisi yapan krizlerle başbaşa bırakılıp, yanıltıldığı ve tedirgin edildiği için...

Ama şu geçirdiğimiz acı-tatlı tecrübelerle, er geç demokratik sistemimiz yerine oturacak, inşaallah ülkemize er geç istikrar ve denge hakim olacak ve bunun sonucunda, daha sağlıklı seçimler yapılacak ve millî iradeyi gölgeleyen, şaşırtan ve bir kesimin oyunu başka kesimin istismar etmesine (ya da çarçur etmesine) imkan kalmayacaktır.

Bu sebep ve gerekçelere dayanarak diyoruz ki, yakın bir gelecekte ANAP ın esprisini yitirdiği gibi istikrarsız şartların başka bir ürünü olan AKP de esprisini yitirecek, onun da pepucu dama atılacaktır.

Bir ülkede sürekli deprem olmaz. Darbeler, krizler, yanılgılar biter. Fırtınalar diner, neticede kalıcı olarak zafer demokrasinin ve Millî Görüş ün olur...