Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizamı olarak

gönderen, hesap gününün hâkimi, Allah (C.C.) a hamd ederim. Salât ve selâm,

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Biz de Milli Görüşçüyüz, aramızda fark yok, bizler de

hocamızı çok seviyoruz. Güçlüden yana olmak lazım, siz %1,5 sunuz, bakınız AKP

%50, AKP de birleşelim, bu işler birden olmuyor. Bu seçimi bir atlatalım, bak

karşımızda paralel yapılanma var, AKP yi yıkmak istiyorlar, şimdi Saadet zamanı

değil, AKP nin yanında bulunma zamanı, günün birinde Saadet e döneceğimiz zaman

da gelecektir. Siz burada seçime girmeyin, seçim bıçak sırtı, siz burada seçime

girerseniz AKP kaybeder, başkaları kazanır, başkalarının kazanması felaket

olur, bunun vebalinden kurtulamazsınız, günaha girersiniz, yanarsınız, sokağa

çıkamazsınız. Tehditler, aba altından sopa göstermeler, küçük görmeler, alay

etmeler, bittiniz, tükendiniz, Saadet Partisi diye bir şey kaldı mı ki demeler.

Milli Görüş gömleğini çıkarıp Muhafazakâr Demokrat gömleği giymişlerin Saadet

Partisi ne ve Milli Görüş e karşı takındıkları düşmanca tavırlar ibretlik bir

olaydır.

AKP lilerin ve AKP yi destekleyen gazetelerin,

televizyonların ve AKP ye imkân sağlayan sermaye sahiplerinin Saadet Partisi ni

görmezlikten gelmeleri, yakalandıkları manevi körlük hastalığının bir

sonucudur. Bu manevi körlük hastalığının nedeni ise, giyilen muhafazakâr

demokratlık gömleğidir. Manevi körlük aynı zamanda bir hidayet kararması

durumudur. Bu hastalığa yakalananlar, hak ve hakikati göremezler. Hayır diye

şerre hizmet ederler ve böylelikle dünya imtihanını kaybetmiş olurlar. Rabbimiz

buyuruyor: Bu dünyada (hakka, hakikate) kör olan kimse, ahirette de kör olacaktır

ve üstelik onlar iyice yolunu şaşırmıştır. (İsra: 72) Yol nedir Yol Allah ın

yoludur. Allah ın yolu İslam dır. İslam, bir hayat nizamıdır. Müslüman ise bu

hayat nizamına inanır ve yaşar. Müslüman ın hayatı iman ve cihattır. Müslüman,

helali harama karıştıran, hakkı batıla dayandıran bir siyaset ile birlikte

olamaz. Olursa günahkâr olur, zalim olur.

FARK VAR, SAADET VAR

Biz Müslüman bir toplumuz. Bizim Müslüman bir toplum

olmamız bir iddiadan ibaret olmamalıdır. Bunun ispat edilmesi gerekir. Müslüman

bir toplumun itibar edeceği şey Batı değerleri değil, İslam ın ulvi prensipleri

olmak zorundadır. Eğer ben Müslüman ım diyen bir toplum, Batı nın temel

değerlerine itibar edip, ahlâkını, talim ve terbiyesini, ekonomisini, siyaset,

idare ve hukukunu Batı dan alırsa, İslam dan kopmuş bir toplum olur. Hayatında

İslam ın ulvi prensiplerine bağlılık bulunmayan bir tolumun, kendisini İslam

ile tanımlaması anlamsız bir şey olur. İslam ın ulvi prensiplerine itibar

etmeyen bir toplumun Müslüman bir topluluk olarak kalabilmesi de mümkün olmaz.

Siyaset toplum hayatını etkileyen önemli bir şeydir ve en

müessir güçtür. Müslümanların siyasete duyarsız kalmaları, bu alanı başkalarına

terk etmeleri kabul edilebilir bir davranış değildir. Müslüman, İslam ın her

konudaki emrine uymak zorundadır. Bu emirler arasında siyasi, idari ve hukuki

konuları tanzim eden emirler de vardır. Bu emirler bağlayıcı ve uyulması kesin

emirlerdir. Siyasete duyarsız ve ilgisiz kalan Müslümanlar, İslam a duyarsız

kimseler tarafından yönetilir.

Türkiye de faaliyet gösteren siyasi partiler ve bu

partilere kişilik kazandıran görüşler İslam ca bir bakışla değerlendirilmesi,

buna göre vaziyet alınması, İslam inancının bir gereğidir. Türkiye de tarafı

olmayan bir parti yoktur. Her partinin yürüdüğü bir yol, varmak istediği bir

yer vardır. Bunlar bilinmeden yapılan tercihler, taraf ve yandaş olmalar,

Müslüman bir kimseyi manen sıkıntıya sokar.

Bir Müslüman ın yapacağı siyasi tercihlerde belirleyici

olan husus İslam ın ulvi esaslarıdır. Müslüman ın iktidar talebi hayra hizmet

içindir. Müslüman ın, şerre hizmet için iktidar talebinde bulunması kendisini

inkâr etmesidir. İslam ın batıl ile batılın İslam ile mücadelesi bilinen bir

gerçektir. Siyasi mücadeleler de, hak batıl mücadelesinin bir parçasıdır.

Ülkemizde hakkı Milli Görüş temsil etmektedir. Milli Görüş ün tek temsilcisi de

Saadet Partisi dir. Saadet Partisi nin dışındaki partiler, Milli Görüşçü değil,

Batıcılığı benimsemişlerdir. Batı ise ırkçı emperyalizmin kontrolündedir. Irkçı

emperyalizm ve Batı, batılın temsilcileri olarak birlikte, İslam a karşı

mücadele etmektedirler. Batıcılığı esas alan partiler ise bilerek veya

bilmeyerek onlarla birlikte oldukları, işbirliği yaptıkları için onların

hedeflerine hizmet etmiş olmaktadırlar. Batıcılığı esas alan partiler iktidar

ve muhalefetiyle tek bir partidirler. Bu partilerin farklı amblemler altında

faaliyet göstermeleri, sadece bir pazarlama tekniğidir. Batıcı olmaları

bakımından AKP ile CHP, CHP ile MHP veya BDP arasında bir fark yoktur. Fark

sadece tabelada ve davranışlardadır. Bu partilerin hepsi, ırkçı emperyalizmin

jandarmalığını yapan ABD nin himayesinde ve gözetiminde faaliyet göstermektedirler.

Bu partilerin hepsi bugünkü faizci, kapitalist, zalim dünya düzeninin bekası

için çalışmaktadırlar. Bu partilerin hepsi AB den yanadır. AB ise ırkçı

emperyalizm timsahının alt çenesidir ve koyu bir İslam düşmanıdır. Bu

partilerden birisiyle hareket eden Müslümanlar, yine bilmeden İslam karşıtı

cepheyle birlikte olup, hayra değil şerre hizmet etmiş olurlar. Bu partiler,

barışçı değil çatışmacıdırlar, gerilim siyaseti uygulayarak kendi varlıklarını

ve konumlarını muhafaza etmenin çabası içindedirler. Bu partilerin liderlerinin

birbirleri aleyhinde söyledikleri sözler şuurlu bir Müslüman ın sarf

edebileceği sözler değildir. Bir Müslüman konuşma disiplini ve güzelliğine

sahip olduğu kadar güzeldir. Milli Görüş ün kapatılan bütün partilerinin tek

kapatılma gerekçesi İslam ı istemesi olmuştur. Saadet Partisi Milli Görüş ün

tek temsilcisi olarak adil düzen kuracağım, İslam Birliği ni inşa edeceğim

diyen tek partidir ve önde yürüyen bayrağı Önce ahlâk ve maneviyat

bayrağıdır. Diğerlerinin böyle bir derdi yoktur.

AKP: BİZ İSLAMCI BİR PARTİ DEĞİLİZ

AKP yöneticileri mensubu bulundukları partiyi Muhafazakâr

Demokrat olarak tanımlamaktadırlar. Siz İslamcı bir parti misiniz sorularına

hep bir ağızdan, Hayır biz İslamcı bir parti değiliz cevabını vermektedirler.

AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 25 Kasım 2013 tarihli gazetelerde yer alan

beyanatında şunları söylüyor: Şu anda dünyanın her yerinden, Amerika sından,

Japonya, Meksika, Arjantin e kadar dünyanın her yerinden mastır, doktora

öğrencileri geliyor. Bizim partimizle ilgili tez yazıyorlar. Objektif

mülakatlar yaptırıyoruz. Avrupa dan da çok gelen var, AK Parti nin başarısı,

gücü, tüm politikalarına ilişkin özel sorular yöneltiyorlar. Demokrasi ve

İslam nasıl gidiyor gibi sorularla da sıklıkla karşılaşıyoruz. Bizi İslami

parti zannediyorlar. Biz, İslam ın bir siyasi partiyle özdeşlemesine karşı

olduğumuzu söylüyoruz. Herkes kendi inancına inanabilir, dinlerin siyasi

partilerle özdeşleşmesine, isminin verilmesine karşıyız. Mesela Mısır da

Başbakanımızın laiklik vurgusu yapmasına şaşırıyorlar. Çavuşoğlu bu

açıklamasını AKP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla yapmıştı. Şimdi Avrupa

Birliği Bakanı dır. Avrupa da Hıristiyan Demokrat Partiler var. Partilerin

herhangi bir dinle anılmasına karşı olan Çavuşoğlu, Avrupa da partilerin

kullandığı Hıristiyan sıfatını kaldırtmayı başarabilecek mi

Başbakan Erdoğan 4 Mayıs 2008 de Newsweek dergisi ile

yaptığı söyleşide şu açıklamaları yapmıştır: Türkiye, İslam, demokrasi,

laiklik ve modernite arasında bir denge sağlayarak insanların, hiçbir zaman

başarılamayacağını söyledikleri bir şeyi başardı. Hükümetimiz dindar bir

insanın laiklik fikrini koruyabileceğini kanıtlıyor. Batı da AKP, her zaman

kökleri İslam da olan bir parti olarak gösteriliyor. Bu doğru değil. AKP,

sadece dindar insanlar için bir parti değil, biz ortalama Türk ün partisiyiz.

Etnik milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe ve dini şovenizme tamamen

karşıyız. Türkiye, demokrasisi ile İslam dünyasının geri kalan kısmı için bir

ilham kaynağıdır. Dini kurallar değişmedi ama Türkiye de insanların dine

ilişkin tutumlarında değişiklik oldu. Ülkenin kentleşmesi, artan zenginlik ve

yaşam kalitesi farklı bir anlayışı getirdi. Geçmişte insanların bir alternatifi

yoktu. Şimdi insanlara seçme özgürlüğünü sağladık.

08.12.2009 tarihinde Başbakan Erdoğan, Johns Hopkins

Üniversitesi nde yaptığı konuşmada şunları söylemiştir: Bizim parti, asla

İslamcı bir parti değildir. 07.04.2010 tarihinde Le Figaro gazetesine konuşan

Erdoğan: Kendinizi ılımlı İslamcı bir parti olarak görüyor musunuz

şeklindeki soru üzerine, Biz kendimizi böyle tanımlamıyoruz. Avrupa da

Hıristiyan Demokrat Partiler var. Ben siyasal İslam ı kabul etmiyorum. AK Parti

İslamcı bir parti değildir. Biz kendimizi muhafazakâr demokrat olarak

görüyoruz. Avrupalı dostlarımız da bizi böyle görürlerse hakkımızdaki

önyargılarından kurtulabilirler demiştir. Bu beyanlar, AKP yöneticilerinin

kendilerini tanımlarken yaptıkları konuşmalardır. Biz AKP yöneticilerinin

kendilerini bu şekilde tanımlamalarına karışamayız. Ancak bir Müslüman olarak

bu tanımlamalar, benim için tavır belirlemede önemli bir karinedir. Bir parti;

faiz, dünya gerçeğidir, paranın dini imanı olmaz, nereden gelirse gelsin alır

ve kabul ederiz diyorsa, Spor Toto, Milli Piyango, At Yarışları üzerinden resmi

kumar oynatarak milletin parasını hayal tacirliği yaparak kasasına indiriyorsa,

eğitimi AB projeleriyle yozlaştırıyor, nesilleri ifsad ediyorsa, zinayı,

çeşitli sapkın ilişkileri yasal düzenlemelerle normalleştiriyorsa, domuzu

kasaplık hayvan sınıfına koyup gıdaları kirletiyorsa, toplumu AB ye sokarak

köklerinden uzaklaştırmak için yoğun bir gayretin içinde bulunuyorsa, İslam

Birliği Bakanlığı değil, AB Bakanlığı kuruyorsa, bu anlayışla bir Müslüman

olarak benim birlikte olmam uygun olmaz. Milli Görüş Saadet, AKP ve diğerleri

nedamettir. Muradın en doğrusunu Allah bilir vesselam.