Darbe teşebbüsünün ardından başlatılan temizlik harekâtı ile binlerce kişi açığa alındı!

Binlerce kişi hakkında da soruşturma sürdürülüyor!

Elbette darbe teşebbüsünün ardından bunların yapılmasından daha doğal bir şey olamaz!

Ama bizi endişelendiren gelişmeler de yaşanmıyor değil!

Haksızlığa uğradıklarını düşünenler kapılarımızı aşındırıyor ve telefonlarımız hiç susmuyor! Herkesin kendine göre bir “itiraz” gerekçesi var! Böyle bir ortamda bazı yanlışlıkların yapılması da normal karşılanabilir!

“Darbecileri ve yandaşlarını ayıklıyoruz” derken pek çok masumun da canı yanmış olabilir!

Bu noktadan hareketle diyoruz ki darbecilerin üzerine gidilirken militanlar ile sadece sempati duyanlar arasında bir ayrım yapılabilmelidir!

Militanlara verilecek en ağır ceza bile bizi kesmez! Ancak sempati duyanların uğrayacağı en ufak zarar canımızı acıtır!

Zira onların da, “Allah bizi affetsin” diyerek işin içinden sıyrılma şanslarının olması gerektiğine inanıyoruz!

Nasıl ki devlet büyükleri geçmişte bu yapılanmaya verdikleri destekten dolayı “Allah’tan kendilerini affetmesini” diliyor ve “başka bir yaptırıma” muhatap olmuyorlarsa paralel yapılanmaya sempati duyup çocuklarını bu okullara gönderenler ya da ellerindeki üç beş kuruşu onların bankasına yatıranların da “aynı hoşgörüyü” hak ettiklerini düşünüyoruz!

Militanlar en ağır cezalara çarptırılmalı ama sadece sempati duymakla kalanlara farklı bir tutum sergilenmelidir!

Onların da “kandırılmış” olabilecekleri göz önüne alınarak savaş açma yerine barış çubuğu uzatılmalıdır!

Zaten pek çoğu pişmanlıklarını dile getirip durmuyorlar mı?

Şimdi pek çok aile içinde bir huzursuzluk yaşanıyor!

Kadın kocasından, koca karısından şüpheleniyor!

Baba evladından, evlat babasından kuşku duyuyor!

Kayınpeder damadına, damat kayınpederine kaygı ile bakıyor!

Bu sonucu hayra alamet bir gelişme olarak görmek elbette mümkün değil!

Militanların üzerine en acımasız biçimde gidilirken sempati duyanlara barış çubuğu uzatılmalıdır ki toplumun içinde bir kaynaşma sağlanabilsin!

Unutulmamalıdır ki herkesi “düşman” ilan ederek, herkesi “potansiyel tehlike” olarak görerek başarılı bir sonuç almak mümkün değildir!

Yani kantarın topuzu kaçırılmamalıdır!