Halkın oyları seçilmiş milletvekillerinin güvenlik güçleri zoru ile ifadeye götürülmeleri ve götürüldükleri mahkemeler de tutuklanmaları elbette iç açıcı bir şey değil!

Ama öyle olaylar yaşanıyor ki; yaşanan bu olayların ardından kimsenin ağzını açıp, “Böyle bir şey yapılmamalı” diyecek hali kalmıyor!

Zira yaşanan bu olaylar da halkın oyları seçilmiş milletvekillerinin kimi zaman terör örgütünün arkasında, kimi zaman yanında hatta kimin zaman içinde yer aldığı fotoğraflar ortaya çıkıyor!

Hâl böyle olunca!

Bu kişilerin başlarına gelenleri “ibretle seyretmekten” başka yapacak bir şey kalmıyor!

Halkın oyları ile seçilmiş olmak elbette seçilen kişiye “aklına her eseni yapma” özgürlüğünü vermez!

Onlarında bağlı olması gereken kurallar var!

Kuşkusuz düşüncelerini alabildiğine hür bir şekilde dile getirmelerinden yanayız!

Ama bunu yaparken terör ve terör örgütü ile aralarına kesin bir mesafe koymalarının şart olduğuna inanıyoruz!

“Biz terör ve terör örgütüyle aramıza bir mesafe koymayız kafamıza taktığımızı yaparız” denildiği anda ortaya terör örgütünün “Meclis kadrosu” gibi görüntünün çıkması kaçınılmaz oluyor!

Halkın oylarına seçilmiş hiç kimsenin böyle bir hakkı olduğunu düşünmüyoruz!

Ve böyle bir düşünceyi “hak ihlali” olarak görüyoruz!

Biliyoruz, terör örgütünün arkasındaki “dış güçler” halkın oyları ile seçilmiş kişilerin de akıllarını çeliyor!

Onlara, “Arkanızdayız dileğiniz gibi davranabilirsiniz” mesajını veriyorlar!

Ama hiç unutulmamalıdır ki bu “dış güçler” güvenilip sırt dayanılacak güçler değildir!

“Onların ipi” ile kuyuya inilmez!

“Biz o ip ile kuyuya ineriz” diye diretenler bir daha “kuyudan çıkamama” riskini de göze almışlar demektir!

Bu nedenle de kimseye “gönül koyma” hakları olmaz!