Ülkede işler karman çorman. Üstüne üstlük bir de terör belasıyla karşı karşıyayız.
Terör, can almaya, içimizi kanatmaya devam ediyor. Hiçbir konuda iç açan bir durum mevzu bahis değil. Ekonomi desen, kimse, hiçbir işadamı önünü göremiyor. Sade vatandaş bile kara kara düşünmekte; ülkede hiç kimse geleceğinden emin değil. Herkes karamsar. Olumsuzluklardan bahsetmek elbette ki kimseye keyif vermez. Hani, şu meşhur deyim var ya; “Hepimiz aynı gemideyiz” diye. İşte, tam da öyle bir şey. İyi olmasını, işlerin yolunda gitmesini can-ı gönülden isteriz. İsteriz istemesine de... Gidişat iyiyi işaret etmiyor. Çünkü kurgu başka, istikamet farklı... Girilen yol, bu tip problemlerle dolu.
Bu yol tercihi, yeni değil aslında; dün de öyle idi; ancak, bugün işler iyice çığırından çıktı. Asıl yanlış tercih Batılılaşma süreçlerine dayanır. Milletimizi bu yola sürükleyen, hatta girilen yolu bir medeniyet projesi diye açıklayanlar, elbette ki asıl suçlulardır. Batı, hiçbir zaman bize dost olmadı ve olmayacaktır. Mesela; şöyle bir soru sorarak girilen yolun doğru olup olmadığı test edilebilir:
Uğruna her şeyimizi feda ettiğimiz Batı, bizi kabullendi mi?
Hayır. Bin kere hayır.
Batı, hiçbir zaman bizi kabullenmedi, bize sıcak da bakmadı. Ve asla bizimle birlikte olmaya da yanaşmadı, bundan sonra da yanaşmayacaktır. Bugün teröristi ve terörü himaye ettiği herkes tarafından bilinmekte olan Batı, bize karşı benzer tavrını dün de sergilemekte idi. Örnek mi istersiniz, buyurun:
1. Dünya Savaşı’nda, Almanya Osmanlı’nın müttefiki idi. Ancak, İngilizler Kudüs’ü işgal ettiklerinde Osmanlı cephelerinde savaşan Alman subay ve erler iki hafta boyunca kutlama yaptılar.
Neden?
Küfür tek millettir de ondan.
Bir örnek daha sunalım; Pierre Loti. Duymayanımız yoktur. Türk dostu olarak takdim edilen bu herif için, Eyüp Sultan’da bir tepeye onun ismi verilmiş. Hatta kendisine fahri hemşehrilik bile verilmiştir. İşte bu Türk dostu(!) Pierre Loti, 1. Dünya Savaşı yıllarında gönüllü olarak Fransa ordusuna katılmış ve Çanakkale’de bize karşı savaşmıştır.
Batılılar, her ne kadar medeni gözükmeye çalışsalar da, sadece göz boyamak için öyle davranırlar. Bütün dünyada özellikle Müslüman coğrafyasında işledikleri cürümler; işgal, soykırım ve zulümler hafızalardan silinecek cinsten değildir.
Batı derken; elbette ki Rusya da İsrail de bu kampa dâhildir. Yani, Batı sistemini uygulayan her millet.
Şimdi, Rusya’nın; Halep ve diğer Suriye şehirlerinde uyguladıkları katliamları görmezden mi geleceğiz? Afganistan’daki işgalini unutacak mıyız? Ya Çeçenistan?
Dönüp dolaşıp gene aynı noktaya geliyoruz. Atalarımız ne de güzel söylemiş:
“Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz!”
Bunlar, teröristi desteklerken; onlara kucak açarken, helikopterlerle silah ve mühimmat taşırken nasıl olur da aynı zamanda bizim de dostumuz hatta müttefikimiz olurlar? Batıcılar, Batıcı geçinenler ve Batı’dan geçinenler de bu kirli yapı ve ihanet şebekesine dâhil olmuş olmuyorlar mı?
Bir yanda, terörü lanetlerken; öbür yanda, terör destekçileriyle omuz omuza olmak çelişki değil mi?