“Makam” deyince siyasinin aklına hemen koltuk gelirken, müzik severin aklına müziğin makamları gelir.
Bütün makamlar güzeldir, tatlıdır, bütün canları kendine çeker.
Ama makam vardır, istenilmesi ibadettir.
Biz, her gün beş vakit namazımızın vaktinin geldiğini, bütün Müslümanlara duyururken, bütün insanlığa da Kelime-i Şehadet’le, “Allah’tan (celle celalüh) başka yaratan, yaşatan ve yöneten olmadığını, Muhammed’in (sallallahü aleyhi ve sellem) Allah’ın elçisi olduğunu” ilan ettikten sonra, “Hayye alessalah/Haydin kurtuluşa” diye davetimizi de sona erdirince ezan duasında, “Allah’ım, Muhammed’e Makam-ı Mahmud’u ver” diye dua ediyoruz.
Bu dünyada peygamberlik en üst makamdır. Bu makam çalışmakla elde edilemez. Rabbimiz, Hazreti Adem’den Sevgili Peygamberimize kadar gelen peygamberlerin hepsini kendisi seçerek göndermiştir.
Allah’a ve ahirete iman ederek Kur’an-ı Kerim’e göre sevgili peygamberimizi örnek alarak amel-i salih işleyenlen ve Hak yanında gerçek mümin olmayı kazanan her Müslüman, bu dünyanın en değerli insanlarıdırlar. İslam’ın öğrettiği imana sahip olmak makamların en yükseğine sahip olmaktır.
Rabbimiz, ehli kitap (Yahudi ve Hıristiyanlar) olan kâfirlerle, putperest müşriklerin hepsinin, makamı ne olursa olsun, bu dünyanın en şerlileri olduğunu, iman edip amel-i salih işleyen Müslümanların da bu dünyanın en hayırlısı, iyisi olduğunu şöyle haber verir:
“Şüphesiz ehli kitap ve müşriklerden olan kâfirler, cehennem ateşinin içindedirler ve ebedî olarak orada kalıcıdırlar. İşte onlar yaratılanların en şerlisi/kötüsüdürler.
Şüphesiz iman edip, ameli salih işleyenler, işte onlar yaratılanların en hayırlısı/iyisidirler” (Beyyine süresi ayet 98/6-7).
İslam’a göre süresi beşikten mezara kadar olan eğitim ve öğretimde en fazla üzerinde durulması gereken makam, nefsin makamlarıdır. Kur’an-ı Kerim’i çok güzel okumak için gayret gösteren kardeşlerimiz, müziğin makamlarından önce nefsin makamlarını öğrenirler.
Sekiz milyar insanın nefsi, Kur’an’ın ifadesiyle (Yusuf süresi ayet 12/53) “Nefs-i Emmare”si yani kötülüğü emreden ve bundan keyif alan, yaptığı kötülükleri, akıttığı kanları, yediği haramları ve haltları, işlerken yüzü kızarmadığı gibi duyulması için para bile harcayan, reklâm veren ve kendisi gibi olmayanları gericilikle de itham eden nefsini bu makamdan Kur’an’ın ifadesiyle (Kıyamet süresi ayet 75/2) “Levvame”ye terfi ettirilmeli.
İşte bu nefsi eğiterek, yine Kur’an’ın haber verdiği “Levvame” makamına yükselenler, yanlış yaptıklarında yüzleri kızarır, kimsenin görmesini istemez ve bir daha yapmamaya gayret gösterirler.
Levvame makamından Kur’an’ın ifadesiyle (Şems süresi ayet 91/8) “Mülhime makamına yükseltilmeli ve takvayı seçmeli.
Onun için Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyyenin çizdiği, peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin gittiği yolda yürümek gerekir.
İşte bu sağlanırsa Allah’a baş kaldırmayı, insanlığı sömürüp semirmeyi, kanlarını akıtıp canlarını almayı, dünyaya tek başına el koymayı hedefleyen “nefs” yükselir yükselir tatmin olur, Kur’an’ın haber verdiği (Fecr süresi ayet 89/27) “Mutmainne” makamında huzura kavuşur.
Huzura kavuşan ruhlar, kavgasız hallederler işlerini.
Ondan sonra “Razıye” makamına ererler ki Rabbin yarattığı her şey ve her halden hoşnut olurlar.
Göğüslerinde cennetten esen rüzgârlarla pembe bulutlar üzerinde uçar gibi yaşarlar.
Dininin düşmanına bile bu dini ulaştırmak, onu bu dünya cehenneminden de ahiret cehenneminden de kurtarmak, din kardeşi yapmak için kendi kanı dâhil, her şeyini vermeyi ibadet bilir ve makamını yükseltmeye çalışır.
O makam da Kur’an’da (Fecr süresi ayet 89/28) “Marzıyye” makamıdır. Rabbin rızasına erme makamıdır.
İsmail aleyhisselamın ailesine/kendine iman edenlere namazı ve zekâtı emrederek, Rabbin razı olduğu Marzıyye makamına erdiği gibi (Meryem süresi ayet 19/55) biz de aile ve çevremize gücümüz oranında telkine devam ederek o makama ermeye çalışacağız.
Allah’a iman ettikten sonra salih amel/Kur’an’a, sünnete ve Rabbin yarattığı tabiata uygun amel işleyenler erer Marzıyye makamına (Beyyine süresi ayet 98/8).
Allah yolunda evinden yurdundan çıkmayı göze alan muhacirler ile onlara yardım eden Ensar gibi onların yolundan yürüyenler erişir Marzıyye makamına (Tevbe süresi ayet 9/100).
Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerden hiçbir kimse Allah’a ve Resulüne sınır çizmeye kalkan, ona düşmanlık yapan birine sevgi besleyemez.
Allah ve Resulünün düşmanlarına sevgi besleyenler babası, çocuğu, kardeşi, kabilesi bile olsa onları dost edinmezse Marzıyye makamına ulaşır (Mücadele süresi 58/22).
Ne olur Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma konusunda çalışma yapan tüm Müslümanlar, Rast, Uşşak, Hicaz, Neva, Bayati, Hüseyni gibi makamları öğrenmeden önce, Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği makamları öğrenelim, öğretelim.