Reklamı Kapat

İstanbul Sözleşmesi oyun mu?

Bismillâhirrahmânirrahîm;

“GÜÇSÜZ ülkeler güçlüleri taklit eder” diye bir söz var. Evet, “taklit” insandaki orijinaliteyi (özgünlüğü) ortadan kaldırıyor. Üretkenliği ve gelişmeyi durduruyor. Taklitçiliğin en gelişmiş şekli “maymun”da. İnsandaki taklitçilik hastalığı kişiliği yok ediyor. Ya toplum “taklitçi” olursa? Bu durum topumu çöküşe götürüyor. Benliğini kaybettiriyor.

Uğur Mumcu’nun bir “gülmece” dergisinde gördüğünü söylediği bir “Türk” tanımı var: “Türk; İsviçre Medeni Kanunu’na göre evlenen; İtalyan Ceza Yasası’na göre cezalandırılan; Alman Ceza Yasası’na göre yargılanan; Fransız İdare Hukuku’na göre idare edilen ve İslâm Hukuku’na göre gömülen kişidir.” Taklitçiliğin sonucu ne kadar rencide edici değil mi?

Bu anlayışla yetiştiğimizden midir; hâlâ durum değişmedi. Hükümetler, son çeyrek asırda en çok “ Avrupa Birliği uyum yasaları” çıkarma mesaisi yaptı. Hani, bağımsız ülke idik! Niçin kendi kimliğimize, toplum yapımıza uygun yasalar çıkarmıyoruz da; AB’ye uyduruyoruz kendimizi? Biz müstemleke bir ülke değiliz ki!

Avrupa Konseyi, kendisi için bile faydası olmayan bir aile yapısı ortaya koydu. Bu çarpık ve hastalıklı aile yapısını Türkiye’ye dayattı. Bir Avrupa Konseyi metni olan sözleşmeyi, Türkiye iyice incelemeden, kamuoyunun bilgisine sunmadan ilk imzalayan ülke oldu. Niçin ama?

Avrupa ülkeleri bile sözleşmeye itiyatla yaklaştı. İmzalayan ülkeler beklemeye aldı. Polonya, Macaristan gibi ülkeler zararlı olduğu, ideolojik unsurlar barındırdığı gerekçesi ile sözleşmeden çekildiler. 

NASIL KABUL EDİLDİ?

İSTANBUL Sözleşmesi’nin kabul edilmesinden bugüne “skandal” sayılabilecek bir süreç yaşandı. Önce, hükümet 2011’de, anayasanın üzerinde yaptırımı olan bir sözleşmeyi halka haber vermeden “sessizce” imzaladı. Öylesine acele davrandı ki, Avrupa Konseyi Sözleşmesi için “İstanbul” ismini bile kullanmaktan çekinmedi. Aceleciğin sebebi neydi? Halktan niçin gizleniyordu?

Sözleşmenin TBMM’ye getirilmesi de ayrı bir garabet! Gündüzler milletvekillerinin üstüne mi yıkılmıştı? Böylesine önemli bir metin 10 Kasım 2011’de, saat 22.50’de görüşülmeye başladı.  Bizde siyasi partilerin kavga ve gürültüsü meşhurdur ya! O geceki toplantıda öyle olmadı. AKP, CHP, MHP, BDP (HDP) grupları birbiriyle tam bir uyum içinde idiler. Dahası, birbirlerine iltifatlar yağdırdılar. (Meclis tutanaklarına bakılsın!)

Dört partinin TBMM grupları kısa konuşmalarla yetindiler. Hiçbir parti, diğer partinin sözüne itiraz etmedi. Hatta, birbirlerini desteklediler; teşvik ettiler. Çünkü sözleşmeyi teklif eden Avrupa Konseyi idi. Avrupa deyince akan sular duruyordu. Böylesine önemli bir sözleşmenin görüşülmesi ne kadar sürdü biliyor musunuz? 26 dakika! Evet, yanlış duymadınız! Anayasanın üzerinde bir yaptırıma sahip metin 26 dakikada yürürlüğe girdi.

      Dönemin AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, sözleşmenin kabulünde milletvekillerinin psikolojik durumunu itiraf etti: “Vekil arkadaşlarımın kahir ekseriyeti neye oy verdiklerini bilmeden el kaldırdılar.” (05.05.2020) Avrupa’dan geleni gözü kapalı kabullenmek de neyin nesi? Batıcılık hastalığı insanı sarhoş mu ediyor yoksa?

AİLE BİTİRİLİYOR

İSTANBUL Sözleşmesi’nin TBMM’de kabulü sonrası, uygulama amaçlı, 8 Mart 2012’de 6284 sayılı yasa çıkarıldı. 10 ilin bazı okullarında Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi (ETCEP) adıyla pilot uygulamalar başladı. Bazı meslek gruplarına seminerler verildi. Halkın nabzı ölçüldü.

Kanunun çıkmasından sonra LGBTİ’lilere yeni haklar verildi. Eşcinseller dernekleşti. LGBTİ’liler “onur yürüyüşleri”ne başladı. Taksim’de, bir ramazan ayındaki toplantıda Türkiye tarihinde görülmeyen sapkın görüntüler ortaya çıktı. “Devlet bizden korksun” pankartları taşıyanlar oldu. ODTÜ’de, İzmir’de de benzer sahneler yaşandı. Müslüman bir ülkede bu cesareti nereden alıyorlardı? Şüphesiz, İstanbul Sözleşmesi’nden!

Aile hayatımız çöküşe geçmişti. Sorumluluk sahipleri feryat ediyordu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan şöyle uyardı: “Ailede yangın var! Boşanma hızı evlenme hızını geçti. Sosyal politikalarımızı revize etmeliyiz.” (17.08.2020) Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş da, “Artık vatan savunması aileden başlıyor” diyerek, “Toplumun merkezi, ekseni aileyi koruyamazsak, vatanı da koruyamayız” uyarısı yaptı.

Yöneticiler, İstanbul Sözleşmesi’ni feshedip aileyi koruyacaklarına dair öylesine sözler verdiler ki! Fakat sözlerin yerine getirilmesi konusunda tek adım atılmadı. AKP Genel Başkanı, 03.12.2020’de; “İstanbul Sözleşmesi tartışmaları bazı yanlış uygulamalarla ilgili” diyerek geri adım attı. 

Halk, ahlâk tahribatından endişeli… Diziler toplumun psikolojisini bozuyor, ailesiz bir hayatı özendiriyor. Aile çöküyor. Böyle giderse halk; AKP, CHP, MHP, HDP ile büyük hesaplaşmasını sandıkta yapacak!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Nizam - Bu halk iş işten geçtikten sonra hesaplaşsa ne olur hoca, morfini yemiş bir halkız, tepkisiz, ciddiyetsiz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyecek kadar bencil. Şahsen hiçbir iyileşme olmayacağı gibi daha kötüsü olmasın diye dua edenlerdenim. Çok çok üzgünüm bıktım plastik adamlardan...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Aralık 13:12
01

Mhmtkptn - Selamunaleyküm... Kıymetli Muhterem ağabeyimiz ALLAH Azze Celle Celalehu razı olsun... Rahmetli Hocamızın buyurduğu gibi ötekiler ve biz derdi. ALLAH cc İnşaallah SAADET PARTİMİZE iktidar nasip müyesser eylesin...AMİN

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Aralık 21:50


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?