“Geçmiş olsun İzmir, Allah korusun Türkiye”-9

İZMİR DEPREMİ aynı zamanda bizim yarım yüzyıllık İzmir’deki KOOPERATİF çalışmalarımızı ve siteleşme faaliyetlerimizi de hatırlamamıza ve bu alandaki ‘teşhis ile tedavi, çare ile çözüm reçetelerimizi’ de hatırlatmamıza vesile olmakta…” Böyle diyorduk; devam ediyoruz…

İZMİR DEPREMİ, BİR UYGULAMA ÖRNEĞİ VE BUNA DAİR ÖNERİLER-3

“İzmir’in Dağları Çeperleri İnsana Açılsın!” Öneri bu. Ama İzmir’de problem çözmek zor!

On senedir, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İzmir’in planlama ile ilgili sorunlarını çözmek, ihtiyaçları ve talepleri karşılamak için önemli adımlar attı. Ama her defasında planlara itirazlar yapıldı. Çoğunda yürütmeyi durdurma kararları alındı. Örneğin; Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanı olan Karabağlar’da yerel yönetimler her defasında yargıya gitti. Karabağlar’da Yenitepe Kentsel Rezerv Alanı Projesi’nin tamamlanmasına yargı süreçleri ile engel olunuyor. Karabağlar’da, Uzundere’de, Demokrasi Üniversitesi Kampüsü yanında TOKİ tarafından inşa edilecek Konut Planlaması’na yargıya gidilerek engel olunuyor. Limontepe’de yapılan planlara müdahale ediliyor...

İzmir- İstanbul Otoyolu Kemalpaşa güzergâhında gerek sanayinin, gerekse konut talebinin karşılandığı planlara itiraz ediliyor… Bayraklı Şehir Hastanesi etrafında yapılacak konutlara da bugün yarın yargı yolu ile itiraz edileceğinden eminim…

50 kilometrekare alanın Bütünşehir Yasası ile yeniden yapılandığı düzenleme yok sayılıyor!

Uyduruk gerekçelerle sit alanları ve tarihi sit alanları genişletiliyor.

Anadolu insanı toprağı için ülkesi için canını feda etmekten çekinmiyor ama gizli bir gizli el, gizli bir ittifak, gizli bir ideoloji vatandaşlarımızın güvenli konutlarda yaşamlarını sürdürebileceği alanlarda barınma ile sosyal ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesine engel olabiliyor.

Oysa İzmir’in dağları İzmirli vatandaşlarımızı güvenli konutlarda, havası temiz sağlıklı alanlarda barındırabilecek durumdadır. Karabağlar Uzundere-Tırazlı yönünde genişleyebilir…

Bayraklı Şehir Hastanesi etrafında, Bornova, Karşıyaka Yamanlar güzergâhında, Kemalpaşa Spil tarafında otoyol güzergâhı boyunca genişleyebilir.

Kamu yararı, vatandaşımızın kaliteli oksijen soluyabileceği, güvenli konutlarda yaşayabileceği alanlarda yaşama ve üretme imkânlarına erişmesindedir.

Soyut kamu yararı iddiası, vatandaşımızı doğa ile iç içe yaşamaktan mahrum etmek, sağlıklı, güvenli konutlarda yaşamasına engel olmak, insan yaşamını tehdit eden, insanlığa düşman bir ideolojiye dönüşmemelidir. İnsana açık olmayan İzmir’in dağlarının ne kıymeti var?

Pandemi ve deprem sebebiyle canlarımızı yitirelim ama en çok ihtiyaç olduğu dönemde insanımızın doğal yaşam ile iç içe mekânlarda varlığını sürdürme mücadelesinin önüne engeller koyup -gerekçeleri insanlık yararına dayanmayan sebeplerle- insanımızı kısıtlayalım.

Pandemi ve deprem tehdidi yanında insanımızı, insanlık yararını umursamayan sözde doğa korumacı ideolojiyle, yerel iktidar gücüyle ve bazı gizli ittifakların iradesi ile de tehdit etmeye devam etmeyelim. Bu böyle gitmez.

Yeryüzü Rabbin beyti/evidir. Bu evin temel niteliği, insanın açlık tehdidi altında olmadığı bir ekonomik düzenin, var olma ve yaşama güvenliğinin tehdit altında olmadığı bir sosyal düzenin kurulmasına elverişli olarak düzenlenmiştir. Mekânın/evin karşı gelmemek ve misafirlerine de eziyet etmemek gerekir. Devlet, acil anonsu ile gerektiğinde nasıl vatandaşın mülkiyetinden karayolu, suyolu geçirmek için kamulaştırma yapıyorsa; aynı acil anonsu ile devletin mülkiyetinde olan alanlarda insanın yaşamını, sağlığını, varlığını sürdürecek alanlar açmak için planlama iradesi ortaya koymalı ve bunu da engelleyicilere engel olarak yapmalıdır...

HÜLASA... İZMİR’DE bu süreçleri bizzat deneyimlemiş, siyaset ve başkanlık yapmış Kazım Erten tarafından bu tespitlerin yapılmış olması, yerel yönetimlerin mukavemeti sonucu İzmirlilerin yaşamış olduğu mağduriyetler ve deprem tehdidi sebebiyle güvenli konutlara erişememeleri tespiti, kamuoyunca bilinmesi gereken önemli bir husustur. Bayraklı bataklıklarında ve benzeri yerlerde konut yapımını önlemek ve depremlerde yıkılmalarını sona erdirmek mümkündür. Bu son üç yazı ve önerilerimiz, İzmir’deki yarım yüzyıllık uygulamalı tecrübe ve birikimimizin eseridir...

Halkımızın ve yetkililerin ilgisine arz olunur…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?