Almanya’nın en çok satan gazetesi BILD, son günlerde Avrupa semalarında art arda yaşanan dron olaylarını mercek altına aldı. Özellikle Münih Havalimanı üzerinde tespit edilen ve onlarca uçuşun iptaline neden olan dron vakaları, kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. “Bu cihazlar nasıl olur da bir anda havada kaybolabiliyor?” sorusu sadece Almanya’da değil, Avrupa genelinde gündem oldu. BILD gazetesi bu soruya yanıt ararken, ben de Milli Gazete okuyucularımız için bu bilgileri derledim ve bazı kritik noktalara dikkat çektim.
Münih Semalarında Görülen Dronlar
Geçtiğimiz hafta Perşembe ve Cuma günleri Münih Havalimanı’nda adeta dron alarmı yaşandı. Onlarca uçuş iptal edildi, yüzlerce yolcu mağdur oldu. Görgü tanıkları, gökyüzünde belirli aralıklarla beliren dronların kısa sürede gözden kaybolduğunu ifade etti. Güvenlik birimlerinden edinilen bilgilere göre bu cihazlar “Startrufiger” adı verilen sivil dronlar olabilir. İnternetten 1000 avronun altında satın alınabilen bu dronların kanat açıklığı 50 ila 100 santimetre arasında değişiyor. Ancak bazı güvenlik uzmanları, bu dronların sıradan cihazlar değil, askeri kökenli olabileceğini belirtiyor.
Uçuş Güvenliği İçin Ciddi Tehdit
Yetkililer, bu tür dronların uçaklar için gerçek bir tehlike oluşturduğunda hemfikir. Özellikle kalkış veya iniş sırasında bir dronun motor bölgesine çarpması felaketle sonuçlanabilir. Dron bataryalarının son derece yanıcı olması yangın riskini artırıyor. Ayrıca, kokpit camına çarpan bir dron pilotun görüşünü engelleyerek kazaya yol açabilir. Almanya Sivil Havacılık Kurumu’na göre, son üç yılda pilotlardan gelen “dron tehlikesi” ihbarları neredeyse üç kat artmış durumda.
Radara Yakalanmayan Tehlike
Olayı karmaşık hale getiren nokta şu: Münih’te görülen dronlar insanlar tarafından gözle görülmüş, ancak elektronik sistemler tarafından tespit edilememiş. Bunun sebebi, büyük sivil radarların bu kadar küçük objeleri algılayamaması. Dronlar ayrıca sinyal açısından da zayıf, bu yüzden radar sistemleri tarafından yakalanmaları oldukça zor. Üstelik 50 kilometreye kadar menzilleri var. Yani, bir ormanlık alandan veya kırsal bölgeden kontrol edilerek havaalanı çevresine yönlendirilmeleri mümkün.
Dronlar Nasıl Durduruluyor?
Gelişmiş ülkelerde bu tür olaylarla mücadele için çeşitli yöntemler kullanılıyor. En yaygın yöntem, “jammer” denilen sinyal karıştırıcı cihazlar. Bu sistem, dronun yerle bağlantısını kesip yere inmesini sağlıyor. Bunun dışında “dron topu” adı verilen sistemler, havadaki hedefi bir ağla yakalayarak etkisiz hale getiriyor. Daha ileri teknolojilerde ise lazer sistemleri kullanılıyor. İsrail’in “Iron Beam” (Demir Işın) sistemi, birkaç saniye içinde küçük bir dronu havada yakıp imha edebiliyor.
Uzaktan Kontrol ve Küresel Tehlike
Uzmanlara göre dronlar artık sadece yakın mesafeden değil, çok uzak noktalardan da yönetilebiliyor. Bazı Rus kaynaklarına göre Moskova’daki askerler, Ukrayna cephesindeki dronları 900 kilometre uzaklıktan idare edebiliyor. Ancak her hâlükârda, sahada dronu havalandıracak personelin bulunması gerekiyor. Bu durum, “savaşın dijitalleştiği” bir döneme girdiğimizi açıkça gösteriyor.
Bu şekilde bilgilendirme yaptı gazete.
Bana göre bu olay sadece teknik bir mesele değil, aynı zamanda politik bir mesaj niteliğinde. Avrupa semalarında beliren ve kimliği belirsiz şekilde “yok olan” dronlar, bana daha çok bir provokasyon gibi görünüyor. Rusya’nın sürekli olarak hedefe konduğu bu dönemde, her dron vakasının Moskova’ya bağlanması dikkat çekici.
Üstelik Almanya’nın en çok satan gazetesi bile, dronlar hakkındaki sorulara yanıt verirken “İsrail ve Ukrayna’nın stratejisi” başlığı altında bu ülkelerin geliştirdiği lazer sistemlerini adeta bir reklam diliyle tanıtıyor. Bu durum, savaş teknolojilerinin haber dili aracılığıyla nasıl meşrulaştırıldığını açıkça ortaya koyuyor: Korku üret, silahı tanıt, güvenlik bahanesiyle pazar oluştur.
Bu olay, adeta Rusya’yı “şamar oğlanı” haline getiren, perde arkasında ise silah tüccarlarının kazanç sağladığı bir senaryoya benziyor. Çünkü her “güvenlik tehdidi” haberinin ardından, yeni savunma sistemleri için milyarlarca euroluk siparişlerin verildiğini biliyoruz. Dronların kaybolduğu kadar hızlı şekilde yeni silah sözleşmeleri ortaya çıkıyor.
Kısacası, gökyüzünde uçan bu küçük cihazlar sadece hava trafiğini değil, siyaseti de yönlendiriyor. Gerçek tehlike belki de havadaki dronlarda değil, o korkuyu üreten ellerde gizli.