Reklamı Kapat

‘Murdar’ seçim mi yoksa hissi kable’l-vuku mu?

Hiss-i kable’l-vuku yani önsezi* ile ‘seçim’ ve özellikle ‘seçim sonuçları’ yorumlarından uzak durmak için günlerce ‘sağlık sorunu’ ile ilgili yazılar yazdım; sağlığımı yani ruh ve beden sağlığımı korumak ya da daha sonra ‘sağlıklı yorumlar’ yapabilmek için…

Bugünkü yazıma bu giriş paragrafını neden yazdım ya da kim yazdırdı?

Fehmi Koru her gün ‘seçim yazıları’ yazıyor ama en sonunda itiraf etti; çok dertli! Bugünkü (16.04.2019) yazısının son kısmını okursanız, ne demek istediğimi anlarsınız. Okuyalım: “İyi de, bugün aldığı biçimle tam anlamıyla bitmez tükenmez karınca hikâyesine dönüşen seçim süreci okunmaya değer olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaştı. / Seçimin en önemli isimlerinden biri, kazanamadığı iyice anlaşılan bu yarış için ‘murdar’ deyimini bile kullanabildi. / ‘Murdar’ yani leşe dönüşmüş… / Kim murdar haline dönüştürdü bu seçimi? / Neden murdar haline dönüştü?/ İstanbullular demokratik haklarını kullandılar. Sandık başına kadar giderek kentlerini kimin yönetmesini istiyorlarsa o kişiye oy verdiler. Oylar defalarca sayıldı ve adaylardan birinin diğerinin önünde çıktığı tereddütsüz görüldü. / Peki, böyle bir seçim için ‘murdar oldu’ denmesinin sebebi ne? / Bir seçimi murdar hale dönüştürmek övünülecek bir şey midir? / Seçimin ‘murdar hale’ geldiğine inanmıyorum. Seçim daha önceki seçimler gibi yapıldı ve yine daha önceki seçimlerde alınan sonuçlardan biçimsel olarak farkı bulunmayan bir sonuç da verdi. / Neresi murdar bu seçimin? / Theodore White’a özenmekle onun ABD’de yaptığını burada yapmaya kalkışmak, görüldüğü gibi, istenilen sonucu almaya yetmiyor. / Galiba murdar olan, daha doğrusu murdar edilen, benim konuya ilişkin yazılarımı bir kitapta toplamam projesi… / Ayıp ettiniz Binali Bey…”

Yazıyı okur okumaz, yazının altına uzunca bir yorum yazdım; yorumumun sadece baş tarafını okuyalım: “Fehmi kardeş; / Ayan beyan belli, aynen benim gibi bunalmışsın… / Ben çareyi ‘seçim’ yazılarından uzak durmakta buldum, ‘sağlık’ yazıları yazdım! / Yazmasına yazdım ama ‘seçim sorunu’ devam ediyor, bu ‘sistem’ sorunlu ve hep sorun üretecek… / Süleyman Akdemir ile son zamanlarda bu ‘seçim ve karar sistemleri’ üzerine odaklandık, haftalık derslerde üzerinde duruyoruz, konuşmaları videoya alıyoruz, İMV videoları olarak yayımlanacak, akademik makale de hazırlanmaya başlandı; ilgilenenlerin bilgisine… / Bu bunaltıcı konu aynen hikâyedeki konu gibi uzar gider; bu kadarla yetineyim! / Bugünkü köşe yazımdaki bir iki bölüm meraklısının ilgisini çekebilir. / Derde derman değil ama hiç yoktan iyidir diyeyim… / ‘Bole iştanegonişta’ (bir şey hiçbir şeyden iyidir) deriz, biz Balkanlılar!”

Üstadımız da mezkûr yazıya kısa bir yorum yazdı; okuyalım: “ŞÜKREDERSENİZ / Kur’an’da, ‘Şükrederseniz ben onu artırırım’ (ayet, 14/7) diyor. AK Parti şükrederse Allah onun oylarını artırır, nankörlük yaparsa eksiltir. Sadece İstanbul’u ele alalım. İstanbullular, ilçe belediyelerini AK Parti’ye verdiler. Belediye meclis üyelerini AK Parti’ye verdiler. Sadece, yanlış yaptığı için, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı CHP’ye verdiler. Hayır, İmamoğlu’na verdiler. / Binali Yıldırım milletvekilidir. Gelecek seçimlerde de milletvekili olabilir. Yine Meclis Başkanı olur. Hatta bir bakan istifa eder veya yeni bakanlık icat edilirse etkili bir bakan bile olabilir. Seçimleri uzatmak için şer’î olmayan yollara başvurma Bağdat’tan döndü. Yüksek Seçim Kurulu’nun adil seçime götüreceği anlaşıldı. / Evet, Sermaye’nin istediği olmayacak. Türkiye tekrar tek particiliğe dönmeyecek. Yargı varlığını sürdürecek. Ordu halkın oyuna saygılı olacak. Demokrasi bitmeyecek. AK Parti’nin şükretmesi ve kendisine çekidüzen vermesi gerekir. CHP belediye başkanlarının başkanlıklarına, AK Parti belediye başkanlıklarına gösterilen saygı gösterilmelidir. AK Parti bunu yapmazsa o da “nesyenmensiyya” (ayetteki son iki kelime; 19/24) olmaya mahkûmdur. / AK Parti’nin bitmesine, sonradan katılan AK Partililer üzülmüyor, biz üzülüyoruz. Çünkü AK Parti’den önceki partilerde (yani Millî Görüş partilerinde) alın terimiz var...”

* Önsezi (Türk Dil Kurumu Sözlüğü): 1. Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma, hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his. 2. Temellendirilemeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Münir - Seçim murdar edilmeye çalışıldı ama olmadı. Dünya nimeti (para, kadın, makam vs.); sen nelere kadirmişsin. Allah'tan (c.c.) esirgedikleri secdeyi sana karşı cömertçe kullanıyorlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 04:49

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?