Reklamı Kapat

İnnellâhe yudhilu.. cennâtin tecrî min tahtihâ’l-enhâru…

KUR’AN VE İLİM çalışmalarımız 1004 haftadan beri aksamadan devam ediyor… Altı haftadır Hac Suresi üzerinde çalışıyoruz, geçen hafta 23-26. ayetler üzerinde durduk...

“İnna(A)llâhe yudhilu-llezîne âmenû ve’amilû-ssâlihâti cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru… / Allah iman etmiş, salihatı amel etmiş kimseleri tahtından enharın cereyan ettiği cennata idhal edecektir...” 23. ayet böyle başlıyor; yorumumuzu okuyalım…

“Allah müminleri, üçüncü binyılda iman etmiş ve salih ameli işlemiş olanları tahtında nehirler akan cennata idhal edecektir.

“İman etmiş” demek dayanışma ortaklıkları kurmuş olmak demektir. Yani işleri ve kişileri sigortalamış demektir. Gelişmiş sanayi dönemi sigortasız olmaz. Batı dünyasının aidatlı sigortaları da bir işe yaramaz, yarardan çok zararı olmaktadır.

Ancak Kur’an düzeninin dayanışma ortaklıkları ile gerçekten sosyal ve genel güvenlik doğar. Dayanışma ortaklığının temeli, gelen beklenmedik musibetin ortaklar arasında birlikte karşılanmasıdır. Birisine gelen musibetin herkese gelmiş kabul edilmesidir.

“Ve salihatı amel ederler…”

“Salihat amel” demek işbölümü demektir. Herkes öyle iş yapar ki başkasının yaptığını tamamlar. Plan ve projeye göre, serbest arz ve talep kanunları içinde iş yapmak demek, salihatı amel etmek demektir. Sırayla aynı cümleler tekrar edilir.

İman ve salih amel Kur’an’ın üçüncü binyıl insanlığına öğrettiği bir numaralı husustur. Dayanışma ortaklıkları “akıle” ve “velayet” olarak eskiden beri bilinmekle beraber, bugün bütün insanlığı içeren bir şekilde yeniden ele alınması gerekmektedir. Ameli salihat yani salih amel ise plan ve projeye ve muhasebeye dayanan bir düzen getirilmesidir.

Batılılar tekel sistemi içinde salihat ameli başarmış durumdalar. Bugünkü üstünlükleri de buradan gelir. Onlar işçilik sistemi içinde başardılar ama bu sistem artık tıkanmış durumda.

Biz bunu bundan sonra yani gelecekte “ortaklık sistemi” içinde başaracağız, semt teavün (kooperatif) şirketleri içinde başaracağız...

“Tahtlarından enharın cereyan ettiği cennetlere…”

Kuracağımız seralar için iki türlü sulama şeklini düşünebiliriz. Biri künkler içine su vermekte, biri de künklerden su almaktadır. “Tecrî fîhâ” demeyip “tecrî min tahtihâ” demesi bunu ifade eder. Diğeri ise, kil tabakasının üstüne kum tabakasını serersiniz, kil tabakaları suyu tutar. Kum tabakası da depo görevini görür. Bu kum tabakası içinde su akar. Kum tabakasının üzerine siyah toprak serilir. Bitkiler orada kök salarlar. Uygun ayarlama ile bitkiler en verimli bir şekilde su alırlar.

Kurulacak dinlenme evlerinde herkesin birer dönüm arazisi vardır. Araziye yüz metrekarelik ahşap evler konmaktadır. Ayrıca her arsa içinde yüz metrekarelik sera yapılmaktadır. Yüz adet dinlenme evinin bulunduğu sitede yüz sera vardır. Seralarda ayrı ayrı ürünler üretilmektedir. Yüz sera birlikte “cennât” olmaktadır, dişi kurallı çoğulun getirilmesi bunu ifade etmek içindir. “Cennât” çoğul nekre, “enhâr” çoğul marifedir. Demek ki her cennetin bilinen ayrı ırmağı vardır. Bu da sulama künkleridir.

Seyyid Kutup Kur’an’ın görünür hale getirilip yorumlanmasını anlatır. Biz Kur’an’ı yaşamalıyız. Yaşamamız için de onu kurallara göre manalandırmamız gerekir. Bizim yüz lojmanlı işyeri apartman modeli ve yüz dinleme ahşap evden oluşan site modeli ile Kur’an’ı yaşanır hale getiriyoruz. Böylece Kur’an sahifelerden hayata geçmektedir.

Bizimki çözümdür de başkalarınınki değildir demiyoruz. Yer ve zamana göre başka kimseler başka modeller oluşturabilirler. Birinci Kur’an uygarlığını da onlar oluşturdu. Bizimkinden oldukça farklı idi. Bizim yorumları eksik ve yanlış bulanlar farklı modeller oluşturabilirler. Değişik ekoller böyle bir çaba içinde olmuşlardır. Onlar için o doğru, bizim için bu doğrudur. Model oluşturmayanların bir şey söyleme yetkileri yoktur.”

İstifade edilmesi dua ve dileklerimizle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reşat Nuri Erol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?