Siyasette “iddialı konuşmak” etkileyici olabilir.

Ancak, iddialı konuşuyoruz derken iddiayı fazla abartmamak gerekir!

Yani iddiaların ayakları yere basması şarttır!

İddiaların ayakları yere basmaz ve olay abartılırsa işin sonunda mahcup olmak kaçınılmaz hâl alır.

İddialarınız aslı astarı çıkmayınca çevrenizdekilerin müstehzi bakışlarının muhatabı halini alırsınız.

“İddialı konuşmak” derken hiç kuşkusuz “büyük laf etmemekten” söz ediyoruz.

Siyasetçi ne “büyük laf” etmeli ne de “her şeyi ben bilirim” havasına girmelidir.

Elbette siyasetçinin de bildikleri vardır.

Elbette siyasetçinin de uzmanı olduğu konular vardır.

Elbette bildiklerini söylemek onun hakkıdır.

Ama konuyu kendisinden iyi bilebilecek kişilerin var olduğunu da kabullenmeli ve ağzını açtığı zaman buna göre konuşmalıdır.

Buna dikkat etmezse ne mi olur?

Ne olacak bir süre sonra mahcup olur.

Bir süre önce dediklerinden vazgeçmek zorunda kalır.

Şartlar onu böyle davranmaya zorlar!

Bu durumda siyasetçiye olan güveni tartışılır bir hale sokabilir.

Dün dediğinin bugün tam aksini yapan siyasetçi elbette itibar kaybına uğrar!

Dün dediklerinin bugün tam tersine işlere imza attığı için yarına yönelik bugünkü dedikleri de inandırıcı olmaktan uzaklaşır!

Dün dediklerinin bugün tam tersini yapma durumuna gelmiş siyasetçi içine kurt düşmüş meyve gibidir!

Dış görünümü cezbedici olsa da içerden kendi kendini yer bitirir!

Bu nedenle siyasetçi ağzını açtığı zaman iddialı konuşmalar yapma yerine mütevazı olmayı tercih etmelidir.

En azından, “Ben böyle düşünüyorum ama konunun uzmanları farklı düşünüyorlar” diyebilmeli ve kendi düşüncelerini kimseye dayatmaya kalkışmamalıdır.

Dememiz odur ki siyasetçi büyük laf etme yerine büyük lokma yemeyi tercih etmeli ve durduk yerde mahcup olmamalıdır.