Bugünlerde azgınlaşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İslam’a bu denli saldırmasının sebeplerini başka yerlerde bizce aramaya hiç gerek yok. Bu Macron anlaşılıyor ki, tarihi iyi okumuş. Dedelerinin bizim dedelerimiz olan Osmanlı’nın atının üzengisini nasıl öptüğünü ve Almanlardan korunmak için Osmanlı’ya nasıl sığındığını bilmekte ve bunu hazmedememektedir. Ondan ötürü olacak ki, kuduz yaratıklar gibi İslam’a ve ülkemize saldırmaktan hiç geri durmuyor. Laikliğin, demokrasinin ve medeniyetin beşiği olduğunu asırlar boyu iddia eden fosilleşmiş bir zihniyetin kalıntısı olan Macron, geçmişine bir dönüp baktığında insanlığından utanması gerekirken asıl medeniyeti, insan haklarını ve adaleti insanlığa bahşeden İslam’a ve onun yüce peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.s.) saldırmayı hangi medeniyetle ve insanlık değerleriyle bağdaştırıyor acaba?
Asırlardır sürdürdükleri sömürgeci politikalarla, özellikle de kuzey Afrika ülkelerindeki insanlara kan kusturan ve bugün de Ermeni- Azerbaycan meselesinde saldırgan, şımarık, çoluk çocuk demeden sivilleri katleden cani Ermenistan’a maddi, manevi her türlü desteği vererek insanlık suçu işlemekten geri durmamaktadır.
Yapılan bu insanlık dışı politikaların sonucunun bir yaptırımı mutlaka olmalı. Olmalı da, biz ülke olarak ne yapıyoruz? Böylesi milli bir konuda iktidar ve muhalefet bir konsensüs sağlayarak, milli bir duruş sergileme istidadı gösterebiliyorlar mı? Orası henüz meçhul, ama göstermeleri gerekir.
İktidarın açıklamış olduğu, “Fransız mallarını boykot edelim” çağrısı, bize göre ticari anlayışa ters düşmektedir. Zira Türkiye’ye gelmiş Fransız mallarını boykot etmek, bugünlerde zaten kan ağlayan esnafa bir darbe de bu olur. Esas boykot, ithalat aşamasında olur. Fransız mallarını ithal etmeyerek amaca ulaşılır. Aksi halde gümrükten geçen malların boykotu, kendi bindiğin dalı kesmek anlamına gelir. Yani burada boykotu millet değil devlet yapmalıdır. Bunu da doların, euronun, altının zirve yaptığı bir zamanda ekonominin büyüme rotasında ilerlediğini söyleyen, “İşsiziz, eve ekmek götüremiyoruz” diyen vatandaşa, “Bunu abartılı buluyorum” diyen ve dalga geçercesine keyif çayı dağıtan zihniyet nasıl yapabilir sorusunun cevabını, gerçekleri ayan beyan gören vatandaş vermelidir.
Vatandaşların oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarımızın özellikle de İslami hassasiyeti olan istisnaları tenzih ediyoruz, nerede? Macron’un bu küstahlığına karşı neden ses çıkarmıyor? Bu haksızlığın karşısında neden susuyorlar? Bu sivil toplum daha ne zaman, nerede kendini gösterecek? Böylesi bir milli meselede neden tek yumruk olma cüretini gösteremiyorlar? Yoksa her şeyde olduğu gibi bunu da bir tek kişi mi yönetecek? Evet, sistem, tek adam sistemi. Ama böyle bir hassas meselede tek bırakılmamalı. Hatta bütün İslam ülkeleri de bu konuda reaksiyon göstermelidir. Çünkü saldırı sadece bize değil, tüm İslam âleminedir. O halde İslam Birliği, olması gereken hassasiyeti göstererek tavır koymalıdır. Allah tüm İslam âlemini Macron ve Macron gibilerin şerlerinden muhafaza etsin (âmin)... Vesselam...