Fenerbahçe- Trabzonspor maçı çok ilginç karşılaşmaydı. İlk yarı Sosa’nın katkı sunamadığı için vasat görünen F. Bahçe eğer ilk dakikalarda pozisyonları değerlendirmiş olsa belki de 2-0 öne geçecekti. O zaman taktiksel hamleler Newton’dan gelecekti. Ya da Sosa skora göre bakılarak oyunda kalacaktı belki de ikinci yarıdaki atak futbol yerine daha kontrollü oyun seçilecek bu kez Trabzonspor’un tehlikeli ayakları tabelayı dengeleyecekti. Veyahut Fenerbahçe skorun verdiği rüzgâr ile farkı daha da artırıp oyun olmasa bile muhteşem bir netice ile gündeme oturacaktı.
Tabii yukarıdaki senaryoların hiçbiri olmadı. Fakat olabilirdi de!
Sosa belki psikolojik olacak oyunda yoktu. Zaten ilk yarıdaki tek gole baktığınızda bunu net anlarsınız. Gerçi Afobe’nin Lemos-Sosa ikilisinin hatasından topu alıp, Gökhan gibi bir beki saf dışı bırakıp, Tisserand’ın da yetişmesine aman vermeden, topu net bir vuruş ile Altay gibi çıkış yakalamış bir kalecinin yanından uzanamayacağı yere bırakıp filelerle buluşturması tam bir İngiliz ekolüydü. Ligimizde bu tip bireysel hataları savunma ve orta saha oyuncuları maç içinde sık yapabiliyorlar. Afobe’nin bu tarz futbolu ve yeteneği bu tip hataları gol veya gollerle cezalandıracaktır diye düşünüyorum.
Erol Bulut, gerekli riski alarak hem skoru, hem oyunu, hem kariyerini, hem de şampiyonluk havasını kurtardı. Atanların sayısını ikiye çıkardı. Her ne kadar yerlerinde oynamış olsalar da bu kadar yeni ve birbirlerine yabancı ismi harmanlayıp daha hızlı bir şekilde uyum sürecini aşmanın en iyi yolu da duran toplardı. Ve saha içinde her maç ayrı bir taktikle oynatmayı seven Erol hoca bu dokunuşları iyi yapabilen bir direktördür. Cisse de bunun kanıtıdır.
Fenerbahçe maç maç sıkıntılı bölgelerini oturtuyor. Yıllardır beklenen havayı takım ve camia yakaladı. Tabii ben Rıdvan Dilmen gibi uzak ara fark atacak şampiyon olacak düşüncesine şuan için katılmıyorum. Zaten doğrusu da odur. Belki Rıdvan da bunun bilincindedir. Fakat Fenerbahçe’yi iyi bildiğinden, rakipleri tanıdığından bu tarz konuşmaların yapılması gerekir taktiğini benimsemiş olabilir. Bu tip konuşmak ve yorum yapmak için henüz erken derim. Devre arası yapılacak transferler ve takımların performanslarına bir kez daha bakıp, uzak ara mı, yoksa kısa mesafe mi? Anlarız.
Trabzonspor İstanbul’a gelirken heybesinde doğru bir atmosfer, doğru bir isim yoktu. Hani belki Fenerbahçe karşısında iyi bir futbolu geçtim güzel bir skorla ayrılırız bu da bize devreye kadar idare eder bir moda geldi. Genelde İstanbul’a gelip eğer farklı yenilir ise, Trabzonspor yönetimi gelmişken, İstanbul’da ikamet eden teknik adamlar ile konuşma fırsatı da buluyor. Daha sonra da bu isimlerden biri takımın başına geçiyordu. Sanırım yine öyle görünüyor.
Buradan bir daha yazıyorum. Konuşulan isimler de aynı Newton’un yaşadığı süreci yaşayacaktır. Abdullah Avcı’ya süre verilecek midir? Sabır gösterilecek midir? Ağaoğlu yaşanılacak olağan veya olağanüstü seçimde gittiği takdirde gelen kişi Avcı ile devam edecek midir? Ya da Abdullah Avcı isminin yerine herhangi önemli ismi koyabilirsiniz. Sonuç değişmez değişmeyecektir. Bir tek isim kim gelirse gelsin süre, süreç ve sabır gibi her şeyi her izni alabilir. O da Şenol Güneş’tir. Şenol Güneş’in Milli Takım teknik patronluğunda yeri iyidir. Maaşı da güzeldir. Fakat Şenol hocam Trabzonspor’a ve de Trabzon’a bir borcunuz var. Ben bu cümleyi elimden geldiği kadar kullanacağım. Bordo-mavi renkler sizin için bir şey ifade etmiyor mu? Trabzon halkı ve de taraftarın umutları, sizin için maaş ve makamdan daha önemli midir?
Galatasaray ile Beşiktaş zor sayılacak deplasmanları bir kişi eksik tamamlamış olsalar da kayıpsız geçtiler. Galatasaray maçlarına denk geldiği için yazıyorum. Yeni kuralları nasıl bir ruh hali ile düşünüyor ve kâğıda döküyorlar. Ya da Türkçeleştiriyorlar. Kadın futbolu da var gerçi fakat erkek futbolu giderek efemine bir hale mi geliyor nedir? Fatih Terim’in Erzurumspor maçından sonra 10-11 antrenman yapıyoruz demesi beni sevindirdi. Nedeni bir yıl önce Galatasaray için, yıllardır da tüm takımlar için defalarca dile getirmiş ve yazmıştım. Galatasaray 1 kişi eksik kalınca skoru koruyamıyor, rakip eksik olunca rakibe gol atamıyor sahadan galip ayrılamıyor diye ifade etmiştim. Bu konuyu tüm takımlara da uyarlamış, antrenmanlarda bu tip çalışmalar yapılmıyor mu diye sormuştum? Teşekkürler Fatih hocam.
Beşiktaş’ın kadrosuna bakıyorum. Fenerbahçe zaten tamamdır. Galatasaray bir tık geride kalmasına rağmen Muslera adapte olunca işler değişir. Abubakar’ın geldiğine en çok kaleci Ersin sevinmiştir herhalde. Kardeşimiz cepheden iyi kurtarışlar yapsa da takımı ateşten alacak kurtarışlara henüz şahit olamadık. Her maç bir “es” hareketi var. Galatasaray’ın file bekçisi de aynı durumu ve dramı yaşıyor. Tabii büyük takım tecrübesi bambaşka bir şeydir. Pazarda satılmaz. Üstünüze alıp giyemezsiniz. Öte yanda son şampiyon 2 haftadır Süper Lig’e dönüş sinyalleri verdi. Lider Alanya ise bir başka çiçeği burnundaki teknik adamı Türk futboluna sunuyor. Atem tutem ben seni dedik. Fakat kulübede doğru isim olmaz ise, şekere gatem ben seni diye devamı gelmeyebilir!