BAŞYAZI
Memleket pür dikkat kesildi ve gözleri yine ABD’ye çevirdi. Önce Rıza Sarraf’ın tutuklanması... Ardından, “Obama randevu verecek mi vermeyecek mi” tartışmalarının gölgesinde başlayan Cumhurbaşkanımızın ABD ziyareti. Amerika’dan gelecek haberlere kilitlendi ülke yine!
Rıza Sarraf’ın tutuklanması ne anlama geliyordu 17-25 Aralık tartışmaları dinmek üzereyken bu Rıza Sarraf’ın tutaklanması da neyin nesiydi Yoksa yine “paraleller” mi devrede Ya da dış güçler mi iktidarı düşürmenin derdinde Sarraf yakalandı mı, yoksa bizzat kendisi mi gidip teslim oldu ABD, Sarraf’ı tutuklamakla Ankara’dan büyük tavizler koparma peşinde miydi İktidar medyasına göre ABD ve dış mihraklar yine oyun içinde oyun kuruyordu. Bir kısım medya organlarına ve sosyal medya kullanıcılarına göre ise “adalet yerini bulacak”tı! Rıza Sarraf birdenbire yine gündemimizin başat aktörü oluverdi. İktidarın medyası cengaverce savunma yapıyor, diğer bir grup da kahramanca hücum ediyor. Tartışma büyük! Tartışma büyüdükçe su da bulanıyor… Tabii olarak bulanık suda başka gelişmeler de seyretmeye başlıyor: Lobiler devrede!
Memleket pür dikkat kesildi ve gözleri yine ABD’ye çevirdi. Önce Rıza Sarraf’ın tutuklanması .. Ardından “Obama randevu verecek mi vermeyecek mi” tartışmalarının gölgesinde başlayan Cumhurbaşkanımızın ABD ziyareti. Amerika’dan gelecek haberlere kilitlendi ülke yine!
“Sarraf’ın tutuklanması ne anlama geliyordu 17-25 Aralık tartışmaları dinmek üzereyken bu Rıza Sarraf’ın tutaklanması da neyin nesiydi Yoksa yine “paraleller” mi devrede Ya da dış güçler mi iktidarı düşürmenin derdinde Sarraf yakalandı mı, yoksa bizzat kendisi mi gidip teslim oldu ABD, Sarraf’ı tutuklamakla Ankara’dan büyük tavizler koparma peşinde miydi İktidar medyasına göre ABD ve dış mihraklar yine oyun içinde oyun kuruyordu. Bir kısım medya organlarına ve sosyal medya kullanıcılarına göre ise “adalet yerini bulacak”tı! Rıza Sarraf birden bire yine gündemimizin başat aktörü oluverdi. İktidarın medyası cengaverce savunma yapıyor, diğer bir grup da kahramanca hücum ediyor. Tartışma büyük! Tartışma büyüdükçe su da bulanıyor… Tabii olarak bulanık suda başka gelişmeler de seyretmeye başlıyor: Lobiler devrede!
MUSEVİ KURULUŞLARI DEĞİL, YAHUDİ LOBİSİ
“Lobi” deyince bir seçim öncesinde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ABD seyahati ve burada Yahudi Lobileriyle yaptığı görüşmeler aklımıza geliverdi. İktidarın sözcüleri hemen CHP ile lobiler arasında bir bağ kurmayı başarmıştı. Manşetler atıldı, yorumlar yapıldı, makaleler yazıldı. CHP ile lobile, Kılıçdaroğlu ile Soros arasında şok bağlantılar ortaya çıkarıldı.. Nasıl olur da “Kılıçdaroğlu gidip bu lobilerle konuşabilirdi!”. Sanki iktidar partisinin yöneticileri hiç bu lobilerle masalara oturmamış, pazarlıklar yapılmamış, onlardan ödüller alınmamış gibi!. Kılıçdaroğlu’nu savunacak değiliz elbette bu cümlelerle. Bir fotoğrafı çekmeye çalışıyoruz. CHP’nin Genel Başkanı Brookings Enstitüsü’nde konuşunca haklı suçlamaları da üzerine çekmişti. Kılıçdaroğlu, ABD seyahatinde büyük eleştirilere muhatap olunca, bu kez CHP’li medya ve sosyal medya kullanıcıları da Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, iktidar temsilcilerinin Yahudi Lobilerinde boy gösterdikleri fotoğrafları yayınlayarak karşı atağa geçmişti.
Neden mi “Yahudi Lobisi” meselesine dokunuverdik! . Güne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD seyahati için servis edilen ajans haberiyle başlayınca ve bu haberlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın yapacağı temaslar arasında “Musevi kuruluşlar” ifadesini okuyup-duyunca, bu meseleye dokunmak için gereklilik oluştu. CHP Genel Başkanı ABD’ye gidip aynı kişilerle görüşüp görücüye çıkınca “Yahudi Lobisi” deniyor, ama iktidarımız huzura çıkınca “Musevi Kuruluşlar” ifadesi kullanılıyor. Oysa “kelime” ve “kavram” tercihleri de bir karartma tekniğidir. Kılıçdaroğlu görüşünce “Yahudi lobisi”, iktidar görüşünce “Musevi kuruluş”.. Yapmayın n’olur! Bu görüşmeler “kelime tercihleriyle” ne kadar karartılmak istenirse istensin, ne kadar “yumuşatılmaya” çalışılırsa çalışılsın hakikat şu ki; maalesef iktidarıyla, muhalefetiyle Yahudi Lobileri’nin etrafında pervane oldukça bu milletin başı beladan kurtulmayacaktır. Bunları yazıyoruz, eleştirelim diye değil; bu milleti “lobi tasallutundan” kurtaralım diye!
LOBİLERİN VESAYETİNDEN KURTULMADIKÇA HUZUR GELMEZ
Bakın bu iktidar döneminde geride 14 yıl kaldı. Lobi yılanını koynumuzda büyütmenin faturasını ağır bir şekilde yaşıyoruz. Sürekli sokulanız biziz! Yahudi Lobilerinin vesayetinde ne ülkemize, ne mazlum İslam coğrafyasına ne de insanlığa huzur ve barış getiremezsiniz! Görüyorsunuz işte, kılavuz diye “Yahudi lobisi” seçilince kirli planların, kaosun, gözyaşı ve kanın ardı arkası kesilmiyor.
Daha geçtiğimiz aylarda en önemli iki Yahudi Lobisi, Ankara’ya geldi. Sonra da sonra da Sisi’yei ziyaret etmek üzere Kahire’ye geçti. Yarın, öbür gün Türkiye, Sisi yönetimi ile İsrail için barıştırılırsa şaşırmayın. Çünkü bu çalışmalar lobilerce derinden yürütülüyor.. Susmamak gerek; bizler sustukça da Lobiler devreden hiç çıkmıyor!
DİNLERARASI D İYALOG MASASI KURULDU
Malum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinden önce seyahatin sorunsuz geçmesi ve Obama ile randevu işinin de halledilmesi için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Amerika’ya geçmişti. Herkes “Obama ile randevuya” dair gelişmelere dikkat kesilmişken, Çavuşoğlu’dan “dinlerarası diyalog” mesajları geliverdi. Çavuşoğlu, cumartesi günü resmen açılacak olan Diyanet Merkezi’nde dinlerarası diyalog masası kurmuştu. Dikkat buyrun! Herhangi bir yerde değil, Diyanet Merkezi’nde. Üstelik mihrabın önünde! Papazlarla, hahamlarla, hocalarımızla… Müslüman, Hristiyan ve Yahudi temsilcilerle birlikte pozlar verilmekle kalınmıyor, “dinlerarası diyalog”a dair yenilir yutulur olmayacak açıklamalarda yapılıyordu. Cemaatle bir savaş var ya, adeta “dinlerarası diyalog çalışmalarını biz daha iyi yaparız” mesajı veriliyordu. Oysa bir yapıyla gerçek bir yapıyla mücadele o yapının varlık sebebiyle yapılır. Siz cemaatle bir mücadele mi yapıyorsunuz, öyleyse onların varlık sebebini ortadan kaldırmanız gerekmez mi! Dinlerarası diyalog ve ılımlı islam projesini siz yürüteceksiniz, sizin ne farkınız kalacak! Daha iyisini mi yapmış olacaksınız “Ehli sünnet” hocalarımızın da dikkatine sunmuş olalım.
DİYANET MERKEZİ, DİYALOG MERKEZİ OLAMAZ
Bir hatırlatmamız da Diyanet İşleri Başkanlığı’mız için olacak. Son zamanlarda Diyanet camiasında yaşanmakta olan çok güzel gelişmeler var. Zira Milli Gazete, Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın bu çalışmalarını en iyi şekilde kamuoyuna yansıtmayı bir vecibe gördüğünü manşetlerinden hissettiriyor. Bu manşetler atılırken de “iftihar” hissiyatıyla atılıyor. Allah (c.c) katında tek din olan ve diğer bütün dinleri “iptal” eden İslam dinini ifsada yönelik “dinlerarası diyalog” konusunda Diyanet camiasının hassasiyetini biliyoruz. Özellikle de Başkan Mehmet Görmez’in bu husustaki “berraklığı”nı çok yakından müşahade ediyoruz. “Dinlerarası diyalog olmaz!” manşetimiz var. “Nokta” manşetimiz var. Ve Diyanetin diğer konulardaki duruşu da manşetlerimize ve sürmanşetlerimizde hep yer bulmuştur. Fakat, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğul’nun Diyanet Merkezi’nde yaptığı “dinlerarası diyalog” toplantısına ne diyeceğiz Bakanın, burada “dinlerarası diyalog”la ilgili hezeyanlarla dolu açıklamalarını nereye sığdıracağız.
Orası Diyanet Merkezi! Görünüyor ki, başka emeller de var… Diyanet Merkezi’ni “dinlerarası diyalog” merkezi yaptırmayın! Bu istek kimden gelirse gelsin buna müsaade etmeyin.