ULUSLARARASI konularda yapılan açıklamalar beni çok fazla ilgilendirmiyor. Çünkü çoğu zaman gerçek niyetler dile getirilmediği gibi gerçekleri gizlemeye yönelik açıklamalar yapılıyor. Bunu geçmişte Afganistan ve Irak olaylarında yaşadığımız gibi 5 yıldan beri Suriye’de de yaşıyoruz. Çünkü gelişmeleri yapılan açıklamalar değil, söylenmeyen, daha doğrusu gizlenen/gizlenmeye çalışılan niyetler belirliyor. Bunun için sadece Irak’ın işgali öncesi ve sonrası ABD ve müttefiklerinin Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduklarını yüzlerce, binlerce kez tekrarladıklarını ama işgalin ardından tek parça halinde bir Irak’ın kaldığını hatırlamak yeterlidir.

Suriye’de iç çatışmaların başlamasının ardından başta ABD olmak üzere AB ülkeleri ve Rusya devreye girdiklerinden itibaren Suriye’nin toprak bütünlüğünden yana olduklarını söylüyorlar. Ama uygulamalar bunun tam tersini gösteriyor. Diyebiliriz ki, ateşkes ilanı bile alıcı bir barış ve tek parça bir Suriye kalmasına yönelik değil. İşin daha üzüntü verici yanı ABD 10 bin kilometre öteden sınırımızdaki Suriye’de nelerin yapılması nelerin yapılmaması gerektiğini söylüyor, söylemekle de kalmayıp dayatıyor. Özellikle artık herkes görüyor ve biliyor ki, ABD’nin hedefi Suriye’de hem de sınırımızda bir Kürt bölgesi oluşturmak ve bunun için Türkiye’nin ısrarla PKK’nın Suriye kolu olarak ilan ettiği PYD’yi öne sürüyor. Her ne kadar zaman zaman Suriye’de Kürtlerin özerklik ilan etmelerinin yanlış olacağı şeklinde açıklamalar yapılıyorsa da, çok geçmeden Suriye’de PYD’yi özerklik ilanına hazırlayan adımlar atılıyor. Bahane ise IŞİD. Güya IŞİD’e katılmak için çeşitli ülkelerden gelen militanlar Türkiye üzerinde karşıya geçiyor, şu anda IŞİD’in kontrolündeki koridorda eğitilerek çatışmalara sürülüyormuş. Hâlbuki bu konuda Türkiye’nin çok ciddi bir tavır sergilediği, bugüne kadar IŞİD’e katılmak için ülkemize gelen binlerce militanın yakalanarak ülkelerine geri iade edildiği ülke isimleri de verilerek açıklandı. Bu açıklamalara yönelik yalanlayıcı bir cevap da gelmedi.

Yani IŞİD’e katılımları engellemek için PYD’nin kontrolü altındaki alanları genişletmesine Türkiye’nin izin vermesini istemenin iyi niyetle bağdaşır bir tarafı olamaz. Böyle olunca Suriye’de önceden planlanmış hedeflere ulaşmak için ABD ve koalisyon ortakları ile Rusya IŞİD’i kullanıyorlar. Dünya IŞİD ile korkutularak susturuluyor. IŞİD’in bir terör örgütü olduğu hususunda kimsenin bir şüphesi yok. Ancak, IŞİD’i terör örgütü olarak ilan ettikten sonra PYD’yi Suriye’deki çatışmalarda ABD’nin kara gücü olarak görmesi, her fırsatta PYD’yi terör örgütü olarak görmediklerini açıklamaları gösteriyor ki, Suriye’nin geleceğinde PYD söz sahibi olsun, masada yerin alsın ama 5 yılı aşkın bir süreden beri en büyük zararı gören Türkiye masada olmasın isteniyor. Kısacası, yapılan açıklamaların ciddiye alınacak bir yanı yok.

Kaldı ki, ABD, AB ülkeleri ve Rusya IŞİD’i gerçekten yok edilmesi gereken ciddi bir tehdit olarak görüyor ve saldırılarını buna göre düzenliyor olsalardı şimdiye kadar sadece Suriye’de değil Irak’ta da IŞİD’in kökünün kazınması gerekiyordu. Eğer, sömürgeci güçler biz gerçekten mücadele ediyoruz ama başa çıkamıyoruz diyorlarsa bu da onların kartondan kale olduklarını hafif bir rüzgârla yıkılacaklarının itirafı olarak nitelendirilebilir. En azından şimdilik sözünü ettiğim sömürgeci güçlerin kartondan kale misali zayıf olduklarını düşünmüyorum. IŞİD’i kullanıyorlar, bunun içinde ciddi olarak hedef yapmıyorlar. Diyebiliriz ki, IŞİD’i küçük çocukların uyumadıklarında ya da arsızlık yaptıklarında öcü geliyor diye korkutulduğu gibi tüm dünya IŞİD ile korkutuluyor. Bunun içinde bırakın kökünün kazınmasını, terör örgütü militanlarının ellerindeki silahların hangi ülkelere ait olduğu düşünüldüğünde destek bile verdiklerini söylemek yanlış olmaz. Çünkü bu öcü ortadan kaldırıldığında dünyayı kandıracakları malzemeleri kalmayacak.