Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Türkiye kuşatma altındadır. Türkiye’nin kuşatma altında olması, asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış olmasındandır. EBA EYÜP EL ENSARİ hazretleri, Medine’ye hicret eden Peygamberimizin evinde misafir olduğu, İslam Devletinin evinde inşa edildiği mübarek bir sahabedir. Bu sahabenin kabrinin İstanbul’da bulunması, Türkiye’nin İslam dünyası açısından önemine işarettir. Bunun için İstanbul, İslam coğrafyasının önemli savunma hatlarından birisidir. Peygamberimizin İstanbul’un Müslümanlar tarafından mutlaka fethedileceğinin müjdesini vermiş olması, sıradan bir mesele değildir. Müslümanların, ADİL BİR DÜNYA nizamını kurmak için verdikleri mücadelede, tayin ettikleri hatlardan birisi de, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Diyarbakır ve İstanbul hattıdır. Diyarbakır Mekke’nin fethinden 9 yıl sonra Hz. Ömer’in (r.a) hilafeti döneminde İYAZ BİN GANEM komutasında, içinde HALİD BİN VELİD’in de bulunduğu 8 bin kişilik İslam ordusu tarafından 639 yılında fethedilmiştir. İstanbul ise, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir. Bu fetihten sonra İstanbul, bütün İslam coğrafyasının yönetim merkezi haline gelmiştir.

Kur’an’ın tabiriyle Allah’ın nurunu söndürmeye çalışan toplulukların manevi hali KÜFÜR kelimesiyle ifade edilir. NİSA 42: “Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün (kıyamet) yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah’tan hiçbir haberi gizleyemezler.” Küfür tek bir millettir. Hakkın nurunu söndürmek için birlikte hareket ederler.

Türkiye, bin yıllık tarihi boyunca İslam’ın bayraktarlığını yaptığı, zulme ve fesada engel olduğu için KÜFÜR dünyasının hedefi olmuştur. Günümüzde KÜFÜR dünyasını, Irkçı Emperyalizm sevk ve idare etmektedir. Bunlar, hâlihazır zulüm dünyasını kurmak için önce Osmanlı’yı yıktılar. Irkçılığı kullanılarak İslam ümmetini parçaladılar ve cetvelle çizilmiş sınırlar ile birbirinden ayırdılar. Her bir parçayı birbirine düşman ettiler. Şimdilerde bu parçaları daha da parçalı hale getirmeye çalışıyorlar. Hedeflerine ulaşmak için proje üstüne proje hazırladılar, hazırlanan projeleri adım adım uyguladılar ve uygulamaya devam ediyorlar. En düzgün yaptıkları iş İslam ümmetinin arasına fitne somak ve fesat yapmaktır. Bunların yaptıkları başka bir şey de, İslam ülkelerini işbirlikçi idareciler eliyle kontrol altına almış olmalarıdır. Bir başka yaptıkları şey de kurdukları terör örgütleriyle de, bu ülkelerde iç huzur ve barışı ortadan kaldırmış olmalarıdır.

Günümüzde KÜFÜR cephesi KÜRESEL EMPERYALİZMİN üçayağı vardır. Bunlar ABD, AB ve İSRAİL’dir. Türkiye ve bütün İslam coğrafyasını kuşatma altında tutan bu üçlü şer ittifakıdır.

Gerçekler değişmez. KÜFÜR tek bir millettir. Bu cephe karşısında MÜSLÜMANLAR, bütün ezilen insanlık âlemini de yanına alarak TEK BİR ÜMMET olmak zorundadır ki bu şer ittifakının zulüm ve fesadına engel olunabilsin. D-8, D-60, D-160’a mutlaka hayatiyet kazandırılmalıdır.

Gerçekler değişmez. Allah iman edenleri uyarıyor: ALİ İMRAN 149: “Ey iman edenler! Eğer kâfir olanlara uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.” Bizim kaybedenlerden olmamız, Kur’an’ın bu uyarısını görmeyerek, inadına KÜFÜR cephesinin şer ittifakı ABD, AB ve İSRAİL ile işbirliği içinde olmamızdandır. İste biz onlarla birlikte hareket ettiğimiz için hüsrana uğrayanların durumuna düşmüş oluyoruz. Bunlar, bizden İslam’dan uzaklaşmamızı istiyorlar, biz de buna riayet ediyoruz ve bu yüzden batıyoruz. İslam’ı bir din olarak kabul etmek yetmiyor, O’nu bir düzen olarak görmemiz gerekiyor. İslam’ı bir düzen olarak görmediğimiz için de iki yakamız bir araya gelmiyor.

ABD, AB ve İSRAİL şer ittifakının asıl amacı BOP’u hayata geçirmektir. Biz, bunu biliyor ve hissediyorsak, BOP projesi Türkiye’nin bölünüp parçalanmasını ve yok olmasını öngörüyor.

Bunun için ABD, AB ve İSRAİL ittifakı Türkiye’yi, kuşatma altına almıştır. Bu kuşatma kırılmadan Türkiye TERÖR belasından kurtulamaz.

YAPILMASI GEREKEN

Biz inanıyoruz ki, kuvvet ve kudret sahibi Allah’tır. Biz özümüze dönmek zorundayız. Kur’an’a ve Peygamberin sünnetine sarılmaktan başka bizi barışa, huzura, kardeşliğe taşıyacak başka bir yol yoktur. MİLLİ GÖRÜŞ bu asrın ıslah hareketidir. Bu hareket, İslam coğrafyasının ve Türkiye’nin ABD, AB ve İSRAİL şer ittifakının kuşatmasından kurtuluşunun bütün esaslarını ortaya koymuştur. İSLAM BİRLİĞİ VE ADİL DÜZEN… Bu sadece Müslümanların değil, bütün ezilen insanlığın SAADETİ için ortaya konulmuş esaslardır. Türkiye, MİLLİ GÖRÜŞE yeniden dönmek zorundadır. Din ve Ahlak düzenimiz, Milli Görüş esaslarına göre yeniden tanzim edilmelidir. Kur’an’sız ilim, eğitim ve terbiye olmaz. Talim ve Terbiyemizi, Milli Görüş’ün önde yürüyen bayrağı ÖNCE AHLAK VE MANEVİYATI temel kabul ederek yeniden şekil ve muhteva olarak ele almalıyız. Adil Ekonomik Düzene geçmeliyiz. Siyaset, idare ve hukukta, Milli Görüş’ün benimsediği HAKKIN HAK ANLAYIŞI dikkate alınarak yeni bir siyaset, idare ve hukuk düzeni kurmalıyız. Bunları yaparsak Türkiye LİDER ÜLKE olur. İç barışını sağlar. TERÖR belasından kurtulur. ABD, AB ve İSRAİL üçlüsünün teklif ettiği şeyler ilaç değil, ZEHİRDİR. İlacı gösteren sadece ALLAH’TIR. Allah’ın gösterdiği ilaç İSLAM’DIR. Bütün dertlerin tek ilacıdır İSLAM, İslamsız saadet olmaz. 1 KASIM seçimleri bunun için önemli bir fırsattır. Türkiye, bu seçimlerde SAADET PARTİSİ’Nİ kadro, MİLLİ GÖRÜŞ’Ü zihniyet olarak iktidar yaparsa kurtulur. Bunun dışında kurtuluş yolu yoktur vesselam.