“İslâm Dünyasını Saran Ateş Çemberi” kitabımızın yayınlanmasının üzerinden hayli zaman geçti. O kitapta, son yüzyılda âlem-i İslâm’ın başına gelenleri anlatmıştım. İşgalleri, Müslümanlara yapılan zulümleri, oynanan oyunları, kurulan tuzakları… Ve o kitapta zâlimlerin, zâlimlerin uşaklarının, hâinlerin, münafıkların üzerine projektör tutmuştum. Kitapta Birinci Körfez Savaşı’nı da anlattığım, “Ortadoğu Üzerine Oynanan Oyunlar” kitabı ile “Güneydoğu Üzerine Oynanan Oyunlar” kitabına da yer vermiştim. Allah nasip ederse kitabın yeni baskısında; 2. Körfez Savaşı ve sonrasında yaşananları, Suriye, Yemen, Libya, Afganistan, Arakan ve diğer İslâm ülkelerinde olup bitenlerin içyüzünü de anlatacağız. Kitabın bu genişletilmiş yeni baskısının ismini ise “Son Ağıt” düşünüyorum. Neden Son Ağıt? Türkçe, Kürtçe, Arapça ve diğer dillerdeki ağıtlara bakın, hep, kâfirlerin işgalleri, zulümleri anlatılır ve bu yapılanlar ağıt şeklinde dile getirilir. Biz “zulme seyirci kalmış” dördüncü nesiliz. Bu kadar seyir yetmez mi? Doğrusu bu halimiz zoruma gidiyor. Başta nefsim olmak üzere bu hale seyirci kalınmasından hoşnut değilim. Şayet ben de bütünüyle hissiz, duygusuz ve lakayt olsam, evvela kendi suratıma tüküreceğim. Ancak kendimi biliyorum. Yüreğim yanıyor. Ama gücüm yok. Askerî bir rütbem yok, bir makamım yok, bir şöhretim yok, bir titrim yok. Gariban bir yazarım, o kadar. Ancak karıncanın yangını söndürmek için su taşıması gibi ben de gücüm nispetinde bu zulme, bu haksızlığa, bu işgale karşı çıkmaktayım.
Bilindiği üzere geçen asrın başında, iki ülke dışında (Türkiye ve İran) bütün âlem-i İslâm işgal altındaydı. Pek çok ülke bu işgale karşı kurtuluş mücadelesi verdi. Yüz yıl içerisinde 60 küsur İslâm ülkesi meydana çıktı. Günümüzdeki tabloya baktığımızda zahiren 60 bağımsız İslâm ülkesi var. Gerçekte ise, o ülkelerin pek çoğu “bağımlı.” Bazı ülkeler ise fiilen işgal altında.
Günümüzde verilecek “kurtuluş mücadelesi” geçen asrın başında verilen mücadeleden çok daha zor. Niçin? İşte sebepleri:
- Geçen asrın başında Müslümanlar, gerçekten Müslüman’dı. Cihat ve şehâdet şuuruna sahiplerdi. Yüz yıl içerisinde düşmanlar çok çalıştılar ve Müslümanların Müslümanlıklarını törpülediler. Diyalog dediler, hoşgörü dediler, Hıristiyanlar ülkenizi işgal etse karınıza, kızınıza tecavüz etmez dediler, cihat yoktur dediler, cihat ilimle, sözle olur, silah bizim neyimize dediler, orduları güçsüz düşürmeye çalıştılar, silah yapımına engel oldular. Ortaya light İslam, Ilımlı İslâm projesini attılar. Yiğit, mert, erkek Müslüman tipini iğdiş ettiler.
- İslâm ülkelerine, kanser mikrobu gibi ırkçılık mikrobunu aşıladılar.
- Müslümanları evvela devletlere, sonra ırklara, sonra cemaatlere, hiziplere, aşiretlere, gruplara böldüler, bölük pörçük ettiler.
- Müslümanların emvalini gasp ettiler. Onları fakir bıraktılar.
- Müslümanları cahil bıraktılar. Dinlerini, tarihlerini doğru şekilde öğrenmelerine izin vermediler.
Maddeleri sıralamaya devam edebiliriz. Şahsen ben torunlarımın benim yaşadığım ahval ve şerait altında yaşamasını istemiyorum. Onların ve Müslümanların bütün torunlarının, imanlı, yiğit ve hür olmasını, hiçbir ecnebi parmağının bulaşmadığı hür ülkelerde yaşamalarını istiyorum.
Geçen asırda Kurtuluş Mücadelesi vermek kolaydı. Zira insanlar hakiki Müslüman’dı, cihada ve şehadete susamıştı. Düşmanı düşman olarak biliyordu. Tecavüzcesine âşık olanlar gibi zillet içerisinde değildi. Boğazına basan zalimin çizmesini öpmüyor, yüzüne tükürüyordu.
Müslüman artık ağlamayı, sızlanmayı bırakmalı, her Müslüman kurtuluş mücadelesine odaklanmalı ve bunun için hazırlık yapmalı. Mert, yiğit, imanlı insanlar el ele, gönül gönle vermeli. İlk yapılacak iş, bütün ihtilaflara son verip birlik olmak…
İkincisi, “Bu kâfirlerin İslâm ülkelerinde ne işi var” demek ve onları İslam topraklarından defetmenin yollarını aramak.
Üçüncüsü aradaki ihtilaflı konuları, âlimlere, bilgi sahibi kimselere havale etmek ve ihtilafın hallolması için dua etmek.
Kurtuluş Mücadelesi vermek öyle kolay mı? Bu iş bir yazıda hallolacak bir iş mi? Şimdilik girizgâh yaptık. Rabbim, akıllara, kalplere genişlik versin, iman, basiret, şuur nasip eylesin. Rabbim birlik ve beraberliğimizi pekiştirsin. İnanın, şu İslâm düşmanı zalimlerin yaptıkları, şımarıklıkları kanıma dokunuyor. Siz de bundan rahatsızsanız, “kafa dengiyiz” demektir.