Kurbanın illetleri ve hikmetleri ile ilgili bu köşede yazdıklarımız ile diğer çalışmalarımızda yazdıklarımız derlenip toparlansa, ortaya güzel bir kitap çıkar. Demek ki bugüne kadar yeterince yazmışız ama bugün bir kere daha bazı gerçekleri kısaca yazıp hatırlatalım. Malum, her bayramda olduğu üzere bu bayramda da "KURBAN" yine tartışıldı!..

Bir tartışma programı izledim... Allahtan aralarında Prof. Dr. Ali Murat Daryal ("Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri" kitabının yazarı, 1980; İFAV Yayınları, 1994) vardı da gerekli şeyleri söyledi... Kime .. Manâ tahrifatçılığı yapan malum profesöre...

Bir yazar da meseleyi diğer açıdan güzelce özetledi: "Son günlerde büyükşehirlerin özellikle merkezi semtlerinde ortaya çıkan ve giderek daha fazla taraftar bulan Ay şekerim, şu Kurban Bayramı çok vahşi ya da Kurban bayramlarında Avrupaya kaçıyorum, böylece katliama tanık olmuyorum cümleleriyle ifade edilen tutuma karşı küçük bir direniş göstermek için... Evet, merkezi semtlerde kurban burun kıvırması şeklinde başlayan hareket, neredeyse bir kurban aşağılaması şekline dönüşmüş durumda. Ben işte bu harekete karşı bir direniş sergilemek istiyorum. Fakat direnişimin temelinde kadim kurban geleneğine dair felsefi mülahazalar yatmıyor. Direnişimin sebebi çok basit... Ben öyle biliyor ve görüyorum ki: Ay şekerim şu Kurban Bayramı çok vahşi diye ahkâm kesenlerin kahir ekseriyeti, Nusr-et denilen et lokantasında sıraya girip bir masa kaptıklarında kendilerini şanslı addeden zevattan... Girerler Nusr-ete... Hayvanların envai çeşit bölgelerinden envai çeşit eti, envai çeşit pişirme yöntemiyle sipariş verirler. Afiyetle hopurdatırlar. Ve en sonunda bir yandan kürdanla dişlerini karıştırırlar, bir yandan da Nefisti nefis diyerek ziyafet kutsaması yaparlar. Ben işte bu tip şahısların vahşet ve kurban kelimelerini yan yana getirmelerini fena halde ikiyüzlü bulanlardanım..." (Ahmet Hakan, Hürriyet)

Çalışma arkadaşımız Dr. Lütfi Hocaoğlu, meselenin "MANÂ TAHRİFATÇILIĞI" yönüyle ilgili güzel bir değerlendirme/yorum yaptı; aynen aktarıyorum:

"Son yıllarda moda değişti. Önceleri moda kurban kesmenin vahşet olduğuydu. Bunu söyleyenler vejetaryen ise bu söz anlam ifade ediyordu. Ancak homini gırtlak kebapları götürenler bu sözü söyleyince hiç bir geçerliliği kalmıyordu. Bunun yerine moda artık bir ilahiyatçının televizyonlara çıkıp kurban kesme yerine para yardımı yapmanın olabileceğini beyan etmesidir. Çünkü onlara göre aslolan fakirlere yardım etmedir ve kurban bu amaçla emredilmektedir. Para yardımı ile bu amaç gerçekleşecektir nasıl olsa. Bu tür düşünce yapısı son dönemde yayıldı. Kendilerini Allahtan daha akıllı zanneden bazı aklı evveller Allahın bütün emirlerinin altında yatan amaçları saptamakta ve bu amaçlar doğrultusunda Allahın emrettiği fiili değiştirmekte bir beis görmemektedir.

NAMAZ görülen en tipik örnektir. Amaç Allahı anmaksa niçin yerlerde sürünelim, değil mi Ayakta da anarız, kalbimizi temizleriz, namazın yerini tutar. ORUÇ nefsi terbiye etmek değil mi Bunun için saatlerce aç kalmaya ne gerek var Hele ki sıcak havalarda insana eziyet değil mi Ben kalbimi temizlerim, orucun yerini tutar. Bu liste uzayıp gidebilir...

İlimsiz olarak kendilerini Allahtan daha akıllı zanneden ileri zekâlılar(!) bunu her zaman yapacaktır. Ama boşuna çabalamaktadırlar.

Ey akl-ı evvel tahrifatçılar! Siz İLLETLE hareket edileceğini bildiğiniz halde HİKMETLERLE hareket edilmesi gerektiğini söyleyerek insanları aldatıyorsunuz. Siz hele bir İLLETLE hareket edin bakalım; HİKMET ise herkese göre değişir, zamana göre değişir. Siz size emredileni yapın. Amacı ne olursa olsun emri gerçekleştirdiğinizde Allahın istediğini yapmış olursunuz. Ama asıl amacınız bu olmadığı, Allahın dinini dejenere etmek olduğu için kendi aklınızla hikmetler bulup Allahın emrini değiştirmeye kalkıyorsunuz.

İyi ki KİTAP sahibi tarafından korunuyor. Yoksa hahamların kitaplarına yaptığı tahrifi hiç tereddüt etmeden KURANın metni üzerinde yapardınız. Şimdi başka çareniz olmadığı için MANÂYI TAHRİF ETMEYE çabalıyorsunuz.

Allah KİTABIMIZI ve insanları sizden korusun."