İnsanların en çok merak ettiği hususlar geçmişi ve
geleceği bilmektir. Bunu bize anlatacak olan kaynak Kur an dır. İlâhi söz
olduğu ilmen sabit olan bir kitapta geçmişimiz, nasıl yaratıldığımız,
geleceğimiz ve nereye gideceğimiz anlatılmaktadır.
Herkesin sırf bunun için Kur an ı sürekli okuyup üzerinde
düşünmesi gerekir.
Oysa insanlar günlerini futbol seyretmekle geçiriyorlar.
Bu durum insanlığın çökmekte olduğunu göstermektedir. Nuh Tufanı na benzer bir
tufan ile karşı karşıyayız. Biz buna SOSYAL TUFAN diyoruz. Bu tufandan kurtuluş
gemisi ADİL DÜZEN dir, ilâhi düzendir. Gemiye binenler kurtulacak, binmeyenler
gark olacak, helâk olacaklardır.
İnsanda iki meleke vardır. Biri devamlı ilerlemek ister,
yenilik ister ve bir an önce hedefe ulaşma arzusundadır. Diğeri ise bulunduğu
durumdan ayrılmak istemez, beraber olduğu kimselerden ve mevcut yerlerden
ayrılmak istemez.
Aile içi gerginlikler buradan doğar. Kadınlar, yaşlılar
ve çocuklar bulundukları yerlerde kalmayı severler, yer değiştirmeyi
istemezler. Oysa nafaka sorumluluğu yüklenen erkek devamlı hamle yapmak, ileri
gitmek ve yer değiştirmek ister.
İnsandaki bu meleke âhirette de devam edecektir demektir.
Bir taraftan sorgudan kurtulmak isteyecektir ama diğer taraftan ayrılma ve
kopma onu üzmektedir. (s.8)
Adil Düzen Anayasası nda bu gruplaşmayı sağlamak
amacıyla insanlık ülkelere, ülkeler illere, iller bucaklara, bucaklar ocaklara
ayrılmıştır. Hicret demokrasisi getirilmiştir. Kişiye topluluğunu değiştirme
hakkı sağlanmış ve imkânlar oluşturulmuştur. Göç edenin taşınmaz mallarını
devlet cari fiyatlarla satın almaktadır. Ayrıca ilmî, dinî, meslekî ve siyasî
dayanışma ortaklıkları oluşturulmuştur. Kişi her zaman sosyal grubunu
değiştirebilmektedir. Bu durum yalnız insanlara hastır. İnsandan başka hiçbir
canlıda topluluğunu değiştirme ve gruplar oluşturma yoktur. Bu durum firak ile
ifade edilmiştir. İnsanlık dünya hayatında uygarlaştıkça âhiret hayatına
yaklaşmaktadır. `Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası buna doğru atılan büyük
adımı anlatmakta ve ortaya koymaktadır.
Topluluğun dağılmasını Kur an nehy etmekte ama hicret
demokrasisini tesis etmektedir. İnsanlar bir olmalıdırlar, ayrılmamalıdırlar
ama bu birlik rıza ile olmalıdır. Hicret demokrasisi bunu gerçekleştirmektedir,
isteyerek ayrılmayı sağlamaktadır. (s.9)
***
İnsanlık köyde yaşayacak şekilde yaratıldı. Altmış bin
yıl uygarlaşarak kent hayatına geçti. Ne var ki eksik taraf vardır. Tarım henüz
kentleşemedi.
Köyler boşaldı. Köylerde tarım yapılmaz oldu. Allah ın
insanlığa bahşettiği Güneş enerjisi nimeti boşa akıp gitmektedir, kendiliğinden
ısıya dönüşüp uzaya yayılmaktadır.
İnsanlık uygarlıktan vazgeçmeden köylerdeki tarım
sorununu çözmelidir.
(Bu haftaki birinci yorumdan; s.14)
***
Tarihte büyük uygarlıklar hep inşaatla başlamıştır.
Hazreti Nuh gemi yapmakla uygarlığını kurmuştur.
Hazreti İbrahim oğlu İsmail ile Kâbe nin temellerini
atmıştır.
Hazreti Davut peygamber ise mukaddes mescidi inşa
etmiştir.
Hazreti Muhammed önce Kuba, sonra Medine Mescidi ni inşa
etmiştir.
Biz de Akevler i kurmakla işe başladık; 1967 yılından
itibaren İzmir Akevler Sitesi inşa edilmiştir, İzmir Kemalpaşa Sütçüler Köyü
oluşturulmuştur.
Gelecek III. binyıl uygarlığı da inşaata dayanacaktır.
Bunlardan biri `yüz dairelik lojmanlı işyeri
apartmanlarından oluşmaktadır.
Diğeri ise birer dönümlük araziler üzerinde kurulmuş
`ahşap evlerden oluşmuş dinlenme sitelerinden oluşacaktır. (Bu haftaki ikinci
yorumdan; s.15,16)
GAYEMİZ: Bu SEMİNER NOTLARI nın İstanbul da, Türkiye de
ve bütün dünyada OKUNMASI, ANLAŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE UYGULANMASI DIR.