İnsanlarda acelecilik vardır. Herkes bir an evvel

büyüyeyim ve evleneyim der. Büyür, iş bulur, normal çalışırken emekli olmakla

uğraşır. Oysa emekli olmak demek ölüme yaklaşmak demektir. İnsan; gündüz olur,

ne zaman akşam olacak der; akşam olur, ne zaman sabah olacak der. Gece

gündüz koşturup durur. Kıyamet olacağını duyunca, bu sefer de kıyamet ne

zaman der. Bunu iki amaçla sorar; hani kıyamet olacaktı, ne oldu, kıyamet ne

zaman der. İnkâr amacıyla bunu söyler; neden gecikti, neden gelmiyor der. /

Biz bile düşünürken kıyameti milyonlarca yıl beklemek istemeyiz, o kadar uzun

zaman yok olacağız der, bir an evvel gelmesini isteriz. İnsan kendisini daima

kurtulmuş görür. Onun için cehennem korkusu yoktur ama cennet ümidi vardır, bu

sebeple bir an önce gelmesini talep eder. Beklediğin bir insan gelmezse nasıl

olacak da gelecektir. / Bundan önceki derste sizinle mekân kavramını paylaşmış

ve üç, dört, beş boyutlu uzaylardan bahsetmiştik. İnsan aklı zor kavrar ama

matematik onu kolayca ortaya koyar, fizik de onu açıklar. / Zamanda da acayip

bir durum vardır. Güneş te oluşan, ömürleri kısa parçalanan cisimler vardır.

Bazılarının ömrü saniyelerden de azdır. Güneş te var olan bir atomun yola

çıktıktan sonra saniye geçmeden parçalanması gerekir. Oysa dünyaya gelinceye

kadar yolculuğuna sekiz dakika devam etmiştir, çoktan parçalanıp yok olması

gerekirdi. Hâlbuki yeryüzüne gelmekte, Güneş ışığının vurduğu yerde o maddeler

elde edilmekte, onlar dünyada parçalanmaktadır. Bunun nasıl ölçüldüğünü da

merak etmeniz gerekmektedir. Bu parçalanmada özel ışık yayınlanıyor. Biz o

ışığı görünür hâle getiririz. Güneş ışığının çarptığı yerde diyelim ki radyumun

parçalanmasından çıkan ışık çıkıyorsa, orada radyum parçalanmış demektir. Sekiz

dakika beklemiştir. Yani o esnada zaman durmuştur. / Zamanın durduğunu gösteren

başka denemeler de vardır. Cisim hızlanınca Newton kanunu çalışmaz, sanki kitle

büyümüş olur... (s.6)

Kıyamet ne zaman olacak / Kur an nâzil olduğu

zamanlarda insanlar kıyamete o kadar kilitlendiler ki âhiret hazırlığını

yaparken gelmesini de gün içinde beklediler. Kur an kıyametin ne zaman

olacağını gayb haberlerinden saymıştır. Biri Hazreti Peygambere sorular sormuş,

o da cevap vermiş; sonra kıyameti sorunca ona cevaben sorulan sorandan fazla

bir şey bilmiyor demiştir. / İnsanlar hâlâ bu hususta sorular sormaktadırlar.

Bir insanın nominal ömrü 100 yıldır, bunu bilebilmekteyiz. İnsanların çoğu

ömrünü doldurmaz, bazıları geçer. İşte onu bilmek zordur. Kâinatın nominal yaşı

hesaplanabilmektedir. / a) Kâinat ışık hızıyla büyümektedir. Çapını

ölçebiliyoruz. Yaşını buradan hesaplayabiliriz. / b) Kâinatta entropi

büyümektedir yani soğumaktadır. Bugünkü ortalama sıcaklığı kâinatın yaşını

verir. / c) Güneş ışığını yaymakta ve tüketmektedir. Şimdiye kadar yaktığı hidrojen

miktarı ile Güneş in ömrünü hesaplayabiliriz. / d) Yeryüzündeki taş

parçalarının ömürlerini radyoaktifliği ile bilmekteyiz. O halde yeryüzünün

ömrünü bilebiliriz. Bu yollarla ölçülmüş ve 13,7 milyar bulunmuştur. / Kalan

ömrüm hesabını da bunlara göre bu verilere dayanarak yapabiliriz. / a)

Galaksiler birbirinden uzaklaşmaktadır. Birbirinin ışığını almadıkları zaman iç

basınç artacak ve yıldızlar kara deliğe düşeceklerdir. / b) Galaksideki

sürtünme kuvvetleri yıldızları birbirine yaklaştırmaktadır. Belli miktarda

yaklaşınca hız artacak, sürtünme artacak, yıldızlar döküleceklerdir. / c)

Entropinin büyümesi etkisiz hâle geldiği zaman kıyamet zamanı hazır olmuştur. /

d) Kâinatın çapı dört boyutlu küre yüzeyinde büyümektedir. Bir gün küçülmeye

başlayacaktır. O zaman da başka bir âleme geçmiş olacağız. / Bu verilere

dayanarak kıyametin olma zamanı hesaplanır ama bu nominal ömürdür. Çok önce

kıyamet olabilir, hesapladığımız günlerden de ileri gidebilir... (s.7)

Müsbet ilimleri ve sosyal ilimleri ne kadar çok bilirsek

Kur an ı o kadar daha kolay anlar hâle geliriz. Yapacağımız tek şey vardır,

beşikten mezara kadar öğrenmek ve öğretmek, böylece uygarlaşmaya katkıda

bulunmaktır. Âhirete gittiğimiz zaman yaptıklarımız kadar öğrendiklerimiz ve

öğrettiklerimizle sorumlu olacağız... (s.8) 

Aslında her insan için kıyamet kendi ölümüdür. Ölüm

zamanında herkes eyne l-mefer diyecektir. Ölüm insan için en zor bir

durumdur. İnsan doğduğu anda ağlamaya başlar ve ağlayarak ölür. Bu dünya öyle

yaratılmıştır. Bu dünyanın düzeni böyle kurulmuştur. Bunları anlatırken, eğer

âhiret yoksa o zaman bu kâinat bir zulüm ve sıkıntı olarak yaratılmış olur.

Oysa kıyamet varsa, yeniden yaratılacaksak, o zaman burada çektiğimiz acıların

hepsi bize nimet olacaktır. Dinlerin felsefesi budur. / İnsanlar hüsrandadır;

ancak iman edip ameli salih yapanlar kurtulmuştur. İnsan ahseni takvimdedir. Bu

dünya onları esfeli safiline götürür. Salih amel edenler kurtulur. Kur an

baştan başlar ve hep bunlar üzerinde durur, müstakim sıratta olanları ve olamayanları

anlatır... (s.12)