“MÜ’MİN” demek dayanışma ortaklığı içine girerek birbirlerinin güvenini sağlayan anlamındadır. İman etmiş olan kemseler kendi aralarında güvenlik sağlayan değil, tüm insanlığın siyasi güvenliğini sağlayanlar anlamındadır. Her ikisinde de dayanışma ortaklıkları ile sağlanmaktadır. / Kur’an’da dört çeşit dayanışma ortaklıkları vardır. a) Ahlâkî dayanışma “minhaç”tır, merkezleri “salavat”tır, sorumluları “ruhban”dır. İhmalden doğan zararları tazmin ederler. b) İlmî dayanışma “şir’a”dır, merkezleri “savamı’”dır, sorumluları “ahbar”dır. Bilgisizlikten doğan zararları tazmin ederler. c) Meslekî dayanışma “mensek”tir, merkezleri “biye’”dir, sorumluları “rabban”dır. Beceriksizlikten doğan zararları tazmin ederler. d) Siyasi dayanışma “viche”dir, merkezleri “mescit”tir, sorumluları “kıssis”tir. Kasten iras edilen zararları tazmin ederler. / Bu dayanışma ortaklıklarına katılarak birbirlerinin güvenliğini sağlayanlar mü’minlerdir. Kendilerine hicret eden herkesi kabul ederler, onlara yerleşme yeri hazırlarlar. / Bunlar yüz dairelik lojmanları olan işyeri apartmanlarını hazırlarlar, işi olmayanlar buralara yerleşir ve alt kattaki iş yerlerinde iş yaparlar. O halde yüz lojmanlı işyeri apartmanları yapanlar işsizleri ve evsizleri barındırmış olmaktadır. (s.9)
Araştırmaların Yararları: 1- İşletmeler kazanıp da kooperatif bu işletmelerden paylar almaya başlayınca bu paylar finansörlere bölüştürülecektir. Kendilerine yatırdıklarının iki misli altın olarak ödenmiş olacak ve kazanmış olacaklardır. Başarılamazsa zarar edecekleri için faiz değil kârdır. Yalnız kendi finanse ettikleri kimselerden değil, ortak kazançtan paylarını alacaklardır. 2- Ortaklık muhasebesini öğrenen elemanlar yetişecektir. Bunlar merkezi işletmelerde iş bulamayacaklarından kendi işletmelerini ortaklık işletmelerine geçirecek elemanların yetişmesine imkân verirler. 3- Faizli işletmeler çökmektedir. Krizler ve savaşlar kapıda bekliyor. Bunlar ortaklık işletmelerine geçerek kendilerini iflastan kurtaracaklardır. Ortaklık işletmelerine geçebilmemiz için de bu çalışmaya ihtiyacımız vardır. 4- Sermayelerini işletmelerinde değerlendiremeyenler ortaklık işletmelerine sermaye ortağı olarak katılabilecek ve sermayelerini güvenli bir şekilde değerlendirebileceklerdir. Kendileri de daha büyük iş yapmak isterlerse faizsiz sermaye bulabileceklerdir.
ARAŞTIRMACILARIN YARARLARI: a) Bir taraftan ilmî çalışmalarına devam ederken diğer taraftan geçinmelerine yetecek kadar maddî yardım alacaklardır. b) Kuracakları işyerinin maddi imkânlarını kooperatif sağlayacağı için kendilerinin herhangi bir rizikoları yoktur, çalışmalarını güven içinde yapmış olacaklardır. c) İşletmeyi kendi kendine yaşayacak hâle getirdikleri zaman başarılı araştırmacı olduklarını göstermiş olacaklardır. Bunlara başarı sertifikası verilecektir. Artık yeni araştırmalarını destekleyecek ortakları bulabileceklerdir. d) Bunların fıkhını kullanarak işletme kuranlara işletme cirolarından bir pay verilecektir. Kendileri o işletmenin danışmanları olacak, bir sorun olduğu zaman bu sorunu onlara çözdüreceklerdir. / İşte buradaki “kerim rızık” budur. / Bu payın helal olduğuna dair delili bu âyet teşkil etmektedir. / İşletmenin cirosundan bir pay olmak üzere bu payın alınması helaldir. (s.11)
“Bizim iki görevimiz vardır. Birincisi tüm insanlığın güvenini sağlamadır. İkincisi ise kendimize kerim rızık temin etmedir. Bize hicret etmedikçe biz onların rızıklarından sorumlu değiliz. Uluslararası ekonomi karşılıklı çatışma ile oluşacaktır. Dolayısıyla görevimiz uluslararası rızk-ı hasen değil içimizdeki rızk-ı kerim düzenini kurmadır. Onlar da kendi içlerinde rızk-ı kerimi temin edeceklerdir. Sonra mübadele ile rızk-ı hasen olacaktır. İşte, rızk-ı kerimi rızk-ı hasene götürecek olanlar serbest tüccarlardır.
Tüccarlar değişik işletmeler arasındaki üretimi mübadele yoluyla insanlığın malı hâline getirirler. Orada ortak düzenleme yoktur, doğal düzenleme vardır. Adam Smith serbestliği önermiştir. Keynes müdahaleyi önermiştir.
Enfal Sûresi’ndeki bu son âyetler bize diyor ki; ticarette serbestlik vardır, üretimde ise hukuki düzenleme, kredi ve vergilerle müdahale vardır. Âyetler “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”i her yönüyle hep desteklemektedir.” (710. seminer, s. 13)