Bir milletin zenginliği kültürüyle belli olur. Bir medeniyetin varlığı ve büyüklüğü de onunla kanıtlanır. Bir milletin özelliği ve özgünlüğü de kültürel birikimleriyle anlaşılır.
Büyük bir milletin birikimleri bir milletin sürekliliğini, kuşaktan kuşağa geçişini sağlar. Bir dönemin yükselişinde kültür, düşünce ve sanat adamlarının varlığı önemli rol oynar. Yükseliş devrelerinde, bu insanlar ne gibi roller oynuyorlar ki, büyük kahramanlar belirir, ya da kahraman olan kişiler büyük çıkışlara ererler.
Kültür ve düşünce tarihimiz medeniyetimizin asıl ruhunu oluşturuyor. Âlimler, sanatçılar, bilgeler ve aklı başında olanların varlığı, görünmeyen en önemli unsurlarıdır bir milletin ve bir kültür hayatında. Küçük ayrıntılar, anekdotlar ve anlık davranışlar yön vermede etkili ve belirleyicidir. Tarihte kahramanlar hep önde giderler, onlar görünürler, bunu hak ediyorlar da. Fakat görünmeyen kahramanlar, büyükler perdenin gerisindedirler. Onların, bir kahraman gibi parlamaya niyetleri de yoktur. İsteseler de olamazlar. Ancak öyle şahsiyetler vardır ki, onlar ister istemez öne çıkarlar.
Tarihin her devrinde, büyük kahramanların yanında önemli şahsiyetler öne çıkar. Şairler, âlimler, bilge devlet adamları. Alparslan döneminin önemli şahsiyetleri ve kurumları vardır. Doğrudan Alparslan ile bir bağlantısı olmasa da, görünmese de, o devrin şairleri bugün de önemli şahsiyetler olarak ortaya çıkıyorlar. Ömer Hayyam, Kutadgu Bilig, Nizam-ül Mülk.
Alparslan ın meşveret heyeti iki gruptan oluşuyor. Bunlar, kumandanlar ve güngörmüş yaşlılar grubu. Elbette ki bunlar sıradan insanlar değildirler.
Selahaddin Eyyubi nin yanında güngörmüş bir baba vardır. Bu, onun etrafında dönmekte olan bütün olumsuzlukları atmaya yetiyor. Kültür hayatımızda, köylerimizde bile yakın zamana kadar bu tip insanlar bulunuyordu. Onun yanındaki diğer önemli şahsiyetler kimlerdir bunlar araştırılmaya muhtaç.
Nesnel bir bakış önemli. Bugünün bakışı pek nesnel olamıyor maalesef. Açmazlar yumağı kuşatmış ve bunun içinden de çıkılamıyor. Medeniyet bütünlüğümüz nesnel bir bakışla yeniden ele alınmalı mıdır, sorusu bile ürkütücü. Hele hele bugünün koşullarında bir söz söylemek, bir yazı yazmak bile cesaret ister.
Bir milleti çekip çevirecek önemli şahsiyetlerin bu toplumda, bu koşullarda bir yeri yoktur. Müslümanların kendi içindeki parçalanmışlıkları, gruplaşmaları ve klikleşmeleri bir araya gelmeyi ve düşündürmeyi bile zorlaştırıyor. Günümüz hereketlerinin çoğunda eksiklikler bulunuyor. Bir kanadı mutlaka yarımdır, yoktur.
Kültür tarihimizin önemli merkezleri bulunuyor. O merkezlere ruh verenlere bakıldığında önemli şahsiyetler olarak beliriyorlar. Birbirini dengeleyen unsurlardır bunlar. Kültürümüzün oluşumunu sağlayan önemli merkezlerimiz var, sadece bize ait olan: Medine, Bağdat, İsfahan, Horasan, Rey gibi. Kimi kültür merkezleri de vardır ki, onlar bizim elimize geçtikten sonra, bize ait olmuşlar ve dönüşmüşlerdir. Gene de onların dehlizlerinden akan bir kir olmuştur. Bizim için önemli sorunlardan biri olarak kalagelmiştir.
Endülüslü şairin bir kitabeye kazılı dizeleri bugün için de geçerlidir ve bugün çok daha önem kazanmaktadır.
Yöneticilerin adaleti, Âlimlerin ilmi... Halkın dindarlığı ve bağlılığı, yiğitlerin cesareti. Üstat Sezai Karakoç un dikkat ve belirtmesiyle.. ve o milletin şairleri.
Kültür ve düşünce tarihi de bu ruhtan doğar ve gelişir.
"Melikşah ın meşhur şair Muizzî ye hediye ettiği atın değeri 300 bin dinar idi"1 bu ve benzeri örnekler kültür tarihimizde çoktur. Dönemin bilge adamları, şairleri, âlimleri ayrı ayrı incelenmelidir.
Güçlü bir hareket, âdil yöneticiler, ilmi olan alimler, dindar ve bağlı halk, cesaretli yiğitler ve şairler bütünlüğünden doğar ancak. Elbette bugün bu anlamdaki yazarları da dahil etmek gerekiyor.
Kültür ve düşünce tarihimiz açılımlıdır, birbirini tamamlayıcı unsurlardan oluşuyor. Bu medeniyetin bu denli büyümesinin ve kalıcı olmasının nedeni bu büyük ve bütüncül olan düşünce hareketidir. Biri diğerinden ayırt edilemez.
1 Alparslan ve Zamanı II, Mehmet Altay Köymen, A. Ü. D. ve Tarih Fak. yayını, Ankara, 1983, s. 284.